GeriKelebek Bilinmeyen Türkler
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bilinmeyen Türkler

Bilinmeyen Türkler
refid:18997413-spot ilişkili resim dosyası

Doksan yıl önce yazılan bir kitap yayımlandı: Clarence K. Streit’ın ‘Bilinmeyen Türkler’i. Kitabı yayına hazırlayan Heath W. Lowry, bir editörün yapacağının çok ötesine geçerek, gerekli ve çok ilginç dipnotlarıyla doksan yıllık kitabın içine adeta yeni bir kitap daha eklemiş.

Clarence K. Streit, 1921’de Philadelphia’da çıkan ‘Public Ledger’ gazetesinde çalışan 25 yaşında bir muhabirdi. O yılın Ocak ayında İstanbul’dan Samsun’a vapurla gidişiyle başlayan Anadolu seyahati, Çorum, Yozgat, Ankara, Eskişehir ve Antalya’yı da kapsayarak yedi hafta sürmüştü.

Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’in hayatını anlatan kitaplarda Clarence K. Streit’ın adı hiç geçmediği için, 28 Mart 1921’de ‘Public Ledger’da yayımlanmış ‘Bilinmeyen Türkler’ haberinin pek bilinmediğini söyleyebiliriz.
Bir Amerikan destroyeri ile Samsun’a gelen Streit, bu şehirdeki izlenimleriyle başlıyor kitabına; bir Rum aileyi ziyaret ediyor, Bolşevik bir diplomatla görüşüyor. En önemlisi de izlenimlerini tespit edebilmek için fotoğraf makinesini kullanıyor; nişanlı bir Türk çiftin fotoğrafını çekiyor.
Sonra çetin kış şartlarında, üstü açık bir arabayla, zorlu bir yolculuk başlıyor. Uğradığı köylerin adetleriyle ilgili gözlemlerini ve yaptığı sohbetleri ayrıntılarıyla kitapta bulabilirsiniz.
Streit, Ankara’ya ulaşınca bir otelin han kısmına yerleşir. Anadolu Ajansı 14 Şubat 1921 tarihli bülteninde ‘Ankara’da bir Amerikalı gazeteci’ başlığıyla duyurur.

ANKARA’DA OTELLO KAMİL’İ İZLEDİ

Amerikalı gazeteci, Ankara’da tanıştığı pek çok kişi ile ilgili bilgiler veriyor kitabında. Örneğin, Sovyetler Birliği’nin temsilcisi Boudou Midvani ile o sırada bağımsız bir cumhuriyet olan Gürcistan’ın temsilcisi Simon Midvani kardeştir. Ülkeleri o sırada savaş halinde olan iki kardeş temsilci oldukları Ankara’da da birbirlerinden uzak duruyordu.
O günlerde temsil edilmekte olan, Kâmil Rıza’nın başrolü oynadığı, Hamlet’i de seyreder Streit. İngilizlerle pek de dostça olmayan günlerde Shakespeare’in Ankara’da oynanmasına şaşırır ve fikrini “Türkler sanatın milli sınırları olmadığına beni ikna etti” şeklinde ortaya koyar.
Heath W. Lowry, bu sayfaya koyduğu notta Nâzım Hikmet’in de bir yazısında 1921 kışında, Ankara’da Kâmil Rıza’yı yani Otello Kâmil’i seyrettiğini anlattığını anımsatarak, belki de, aynı temsili izlediklerini belirtir.

ÇOCUK GAZİLER PAŞA’NIN KORUMASINDA

Kitabın en ilginç bölümlerinden biri “Yaşları 12,13, 13; Üç Türk Gerilla Gaziyle Görüştüm ve Etkileri Altında Kaldım” başlığını taşıyor. Osman; Tevfik ve Cemal bir süre çetecilerle bulunmuşlardır. Tevfik katıldığı Yenişehir muharebesini anlatır Streit’a. Düşman baskınına uğramışlar ve sadece dokuzu kurtulmuştur. Osman da o sırada yaralanmıştır, bir gözü kördür. Cemal Edirnelidir. Annesini Balkan, babasını Birinci Dünya Savaşı’nda kaybedince, İstanbul’da bir yetimhaneye yerleştirilmiş, işgalde de kaçarak önce İzmit’e gitmiş sonra da çetecilere katılmıştır. Bir Türk subayının yazdığı ve iki kez yaralandığını anlatan mektubu, Streit’a gururla gösterir.
Ankara’da, Mustafa Kemal Paşa onları koruması altına almış, artık başkanın korunmasına bağlanmışlardır.

MUSTAFA KEMAL’LE 19 SORULUK RÖPORTAJ

Sıra Mustafa Kemal’le röportaj yapmaya geldiğinde, Paşa’nın mülakat yapmaktan hoşlanmadığının söylenmesi üzerine, Clarence K. Streit 19 soruluk bir liste hazırlayarak Mustafa Kemal’e gönderir. Cevaplar dokuz daktilo sayfası olarak gelir. Arkasından da gayri resmi olarak Mustafa Kemal’le buluşur. İki saat süren sohbet Amerikalı gazeteciyi çok etkiler. Streit şöyle anlatıyor onu: “Çok az insan, beni bu Türk Washington’unun etkilediği gibi etkilemiştir. Hangi ülkede olursa olsun iz bırakırdı. Kendine çabucak güven aşılama yeteneği olan nadir insanlardan biri. İnsanların onun uğruna ölmek isteyeceği tipte bir adam. Fiziksel açıdan yakışıklı, yapılı bir adam, kırk yaşında. Bir entelektüelin sahip olabileceği yükseklikte alnı var, eylem adamlarının ağız ve çene yapısına sahip, yani bir savaşçı. Yüzünde bilhassa gözlerinde idealistçe bir şey var, bir hayalpereste ama hayallerini gerçekleştiren bir hayalpereste. Her yönüyle tam bir centilmen, nazik, kültürlü, ince ve hep şık giyimli. Batı’da herhangi bir salonda otururken göze çarpmayacak kadar Avrupalı görünüyor. Onunla Fransızca konuştum, akıcı konuşuyor.” (s.95)
Mustafa Kemal’le dini meseleler üzerine de sorular soran Streit, ondan din ve devlet işlerini ayırmak istediği izlenimini alır. Panislamizm’e ve Pantürkizm’e hiç de sıcak bakmamakta ve bunların “İngiltere emperyalistlerinin, kendi milletlerini bize karşı daimi bir haçlı seferine sürüklemeyi temin etmek maksadı ile” uydurduklarını düşünür.
Kitapta bu mülakat sırasında çekilen ve çoğu hiçbir yerde yayımlanmamış Mustafa Kemal resimleri de yer alıyor.

İSMET İNÖNÜ’NÜN DAVETİ

Türk-Sovyet ilişkileriyle ilgili de oldukça yerinde gözlemler yapan Streit artık yola çıkmaya hazırdır.
Yola çıkmadan bir gün önce o sırada Ankara’da bulunan İsmet (İnönü) ile de tanışır. İsmet Bey, Streit’a candan ve mütevazı davranır, komuta ettiği Eskişehir’deki birliklerin kendisine gösterilmesi için emir vereceğini söyler. Streit, bütün personelin Türk olduğunu özellikle belirttiği trenle Eskişehir’e doğru yola çıkar. Trende de Türkler hakkındaki gözlemlerine devam etmektedir: “Yol üstünde bir istasyonda Türk ordusunun savaşan bir kurum olarak bu kadar iyi olmasının sebebini daha iyi anladığım bir örnekle karşılaştım. Kasabadaki bir Türk subayı trenimizi bir başka görev için terk ediyordu. Erler ona veda etmek için çevresinde toplanmıştı. Her biri, subayın elini ilk önce çenelerine sonra alınlarına değdirerek, Türk usulü selamladı ve sonra elini sıkıp öptüler. Tren kalktığında bazılarının gözlerinde yaş vardı. Türk subayları ve askerleri arasında başka güzel hissiyat örneklerine de rastlamıştım ama bu duygu seliyle hiçbiri yarışamazdı.”

İLKOKUL’DA VALS YAPAN ÇOCUKLAR

Eskişehir’de Streit’ı üç kişilik bir komite karşılar, görevleri onu gezdirmek ve rahat ettirmektir. Komite üyesi olan Kemal Bey, Robert Kolej mezunu olup beş dil konuşmaktadır, cephenin telefon hatlarının sorumluluğu da kendisine aittir. Diğer üyeler Ordu İstihbarat Bölümü’nden bir teğmen ve o sırada yerel gazete İstiklâl’in editörü, sonraki yıllarda da Eskişehir Belediye Başkanı olan Hasan Basri Bey’dir.
Streit, askeri birlikleri görür, camileri ve türbeleri gezer. Lüle taşından yapılmış eşyalara ve Kütahya çinilerine hayran kalır. En büyük sorun, bir şey satın almak istediğinde, ev sahipleri para verdirmezler.
Clarence Streit bir ilkokulu da ziyaret eder. Kız ve erkek öğrencilerin beraber eğitim gördüğü bu okullarda müzik ve dans eğitimi de verilmektedir. Anadolu gezisinin belki de en güzel fotoğrafını orada çeker: Vals yapan ilkokul çocukları; savaş günlerinde ve nerdeyse cephe denilebilecek bir şehirde çekilen muhteşem bir fotoğraf.

TÜRKLERİN DOSTU OLARAK AYRILIYORUM

Streit, Eskişehir’den Antalya’ya ve oradan da gemiyle İstanbul’a döner. Kitabının son paragrafı izlenimlerini gayet güzel özetlemektedir: “Türkiye’ye Türklere karşı önyargıyla gelmiştim; Türkleri yakından tanımak için onlarla yaşayan bir çok kişi gibi, ülkeyi onların dostu ve hayranı olarak terk ediyorum.”
Heath W Lowry, kitabın sonuna Streit’ın Ankara’da tanıştığı Kurtuluş Savaşı’nın önemli isimleri hakkında bilgiler de eklemiş. Bu bilgilere, çoğu Streit tarafından çekilen fotoğraflar eşlik ediyor. Ayrıca Streit’ın yanı sıra, Paul Williams’ın ve Robert Steed Dunn’ın da Mustafa Kemal’le yaptıkları mülakatların metni de kitabı da tamamlıyor. Mustafa Kemal’in demeçlerinin Türk araştırmacıları tarafından ilgiyle karşılanacağına eminim.
Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan kitap yazıldıktan 90 yıl sonra basıldı. Heath W. Lowry’nin kitap için yaptığı araştırmayı göz önüne alarak iyi ki de öyle oldu diyorum. Sanırım bazı kitaplar da asıl editörlerini bekliyorlar yıllarca…


Yorumları Göster
Yorumları Gizle