GeriKelebek Beren Saat’i giydirmek istiyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beren Saat’i giydirmek istiyorum

Beren Saat’i giydirmek istiyorum
refid:14811693 ilişkili resim dosyası

Milli basketbolcu Mirsad Türkcan’ın eşi Dina Dzankoviç Türkcan, moda tasarım eğitimini bu yıl tamamlayacak. Mezun olduktan sonra önce memleketi Sırbistan’da, ardından İstanbul’da bir defile düzenleyecek olan Dina’nın en büyük hayali Nişantaşı’nda butik açmak. Ve bir de Beren Saat’i giydirmek...

Röportajımıza seni tanıyarak başlayalım mı Dina?         

- 1986 yılında, Sırbistan-Novi Pazar’da dünyaya geldim. Müslüman’ım. Üç kardeşiz. Babamın kendi iş yeri var, annem ise bir hastanede laboranttı ama artık çalışmıyor. Lise ikinci sınıftayken bir ajansa kaydoldum, tek başıma Belgrad’a taşındım ve mankenlik yapmaya başladım. Bir yandan da liseyi bitirdim. Üniversitede ise iç mimarlık okudum.  

Sonra Sırbistan güzeli seçildin...  

- Evet... Üniversitede okurken, ajansım vasıtasıyla güzellik yarışmasına girdim ve Sırbistan güzeli seçildim. Ülkemi Çin’deki yarışmada temsil ettim ve dünyanın en güzel 11 kızı arasında yer aldım. Ama çok şanslı değildim. Çünkü Çin’e giderken valizim kaybolmuştu ve ben bir ay aynı kıyafetlerle dolaşmak zorunda kalmıştım.

O yıl Türkiye’yi kim temsil etmişti?  

- Hande Subaşı. Çok iyi arkadaş olduk onunla. Odalarımız karşı karışaydı, hep bir aradaydık. Hatta Türkiye’deki gazetelerde Mirsad ile hakkımızda bir haber çıktığında hemen gidip ona tercüme ettiriyordum! (Gülüyor)

Mirsad Türkcan da Novi Pazar’lı. Aynı mahallede mi yaşıyordunuz? 

- Aynı mahallenin çocukları değildik ama bizim orası çok küçük olduğu için herkes birbirini çok iyi tanır. Ben de Mirsad’ı tanıyordum. Sonra ben Belgrad’a gidince, onu göremez oldum tabii...

Mirsad senden kaç yaş büyük?

- 10 yaş...

Peki önceden arkadaş mıydınız?

- Hayır. Sadece ailelerimiz birbirini tanıyordu. Mirsad Türkiye’de yaşıyordu, ben Belgrad’da. Doğal olarak birbirimizi hiç görmüyorduk.

Peki bu aşk nasıl başladı?

- Sırbistan güzeli seçilmemden önce başladı... Bir gün Mirsad ailesini ziyaret etmek için Novi Pazar’a geliyor. Uçakta dergileri karıştırırken, benim modellik yaparken çekilmiş fotoğraflarımı görüyor. Altında adımı soyadımı görünce de çok şaşırıyor. Kendi kendine, “Vay be, bizim mahallenin kızına bak, ne kadar güzelleşmiş” diyor. Neyse, Novi Pazar’a gelince beni ailesine soruyor. Sonra da ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla benim telefon numarama ulaşıyor. Sonra aradı ve buluştuk...

MİRSAD KUDRETLİ BİR ERKEK

ılginç bir hikayeymiş. Peki sen Mirsad arayana kadar onun nerede olduğunu, neler yaptığını biliyor muydun?


- Ben Mirsad’ın yüzünü ilk ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. Dediğim gibi küçüktüm ve lise yıllarında da Belgrad’a taşınmıştım. Sadece ailemin yakın dostlarının çocuğu olduğunu biliyordum, o kadar. Yani öyle hoşlanma durumum falan yoktu. Biz ilk bir araya geldiğimizde de arkadaştık zaten. Öyle aramızda ilk anda bir şey olmadı. Her şey yavaş yavaş gelişti...

Kısmet işte, olacağı varmış. Mirsad’ın uçakta bir dergide seni görmesi, numaranı bulması ilginç bir durum...

- Evet. Mirsad da o ana kadar benden haberdar değilmiş. Yani kafasında tanıdık bir Dina var ama o kadar. Fotoğrafımı görünce şaşırıyor ve bana ulaşmaya çalışıyor. O da arkadaşlık için. Mirsad benden ilk anda hoşlanmış olabilir ama biz sonradan birbirimize aşık olduk...

Mirsad’la bir araya gelmeseydiniz de Türkiye’ye gelir miydin?

- Benim Türkiye’de çok akrabam var. O nedenle sık sık İstanbul’a gidip geliyordum zaten. İstanbul’a aşıktım ama kariyerime Sırbistan’da devam ettiğim için buraya yerleşmeyi hiç düşünmemiştim.

Peki, Mirsad’la bir araya geldiniz, önce arkadaş oldunuz, sonra sevgili, derken evlendiniz. Mirsad senden 10 yaş büyük... Neyi etkiledi seni, nesinden hoşlandın?

- Aramızdaki yaş farkını hiçbir zaman görmedim. Mirsad çok güçlü, kudretli bir erkek. Onun duruşundan, tavrından çok etkilendim. Ve yavaş yavaş aşık oldum. Onu tanıdıkça sevdim. Çin’deki yarışma bittikten hemen sonra da İstanbul’a geldim. Çünkü orada kaldığım bir ay içinde onu çok özledim. Türkiye’ye geldikten sonra da evlendik zaten. Sonuç olarak Mirsad’la evlendiğim ve İstanbul’da yaşadığım için çok mutluyum. Başka bir yerde yaşamayı asla istemem.

Çocuğunuz da var...

- Evet, 4 yaşında Nusret Kaan adında bir oğlum, 2 yaşında Neba adında bir de kızım var...

Maşallah, hiç iki çocuk annesi gibi durmuyorsun...

- Yaşım küçük, sanırım ondan. Bir de kendime dikkat ediyorum tabii ki. Spor yapıyorum. Ee, sporcu adamın eşi olmak kolay değil! (Gülüyor)

İLK DEFİLE SIRBİSTAN'DA

Türk vatandaşı oldun mu?

- Yok ama olacağım.

Bu arada boş durmuyorsun, moda eğitimi alıyorsun değil mi?

- Sırbistan’da iç mimarlık okuyordum, ancak evlenip Türkiye’ye gelince okulu bırakmak zorunda kaldım ve burada okumaya başladım. Moda tasarım üzerine eğitim alıyorum. Küçüklüğümden beri çok iyi çizim yaparım. Bu işe yatkın olduğum için hiç düşünmeden Türkiye’de eğitimini almak istedim. şu an Nişantaşı’ndaki LaSalle Academy’de moda eğitimi okuyorum. Ocak ayında mezun olacağım ve hemen moda işine atılacağım.

Ne yapacaksın?

- Uzun zamandır Sırbistan’da defile yapmam için teklif alıyorum. ılk defilemi eylül ayında orada yapacağım. Bütün masraflarımı karşılayacaklar. şu an bunun için çalışmalara başladım. 35 elbise hazırlayacağım. Bunun 5-6 tanesi bitti. Diğerlerinin çizimiyle ilgileniyorum, kumaşlarını seçiyorum. Kumaş açısından Türkiye bir cennet. Gidip Bursa’dan kendi ellerimle kumaş seçiyorum. Çok büyük bir keyif bu. Sırbistan’daki defileden sonra aynı defileyi İstanbul’da da yapacağım. Ardından da bir butik açacağım burada. Ve o butikte kıyafetlerimi satacağım.

Ne tarz kıyafetler hazırlıyorsun?

- Şık ve modern. Benim kıyafetlerim hem gündüz hem de gece giyilebilir.

Türkiye’deki modacılardan kimi beğeniyorsun?

- Banu Bora, Erol Albayrak, Hüseyin Çağlayan ve Emel Acar’ı çok beğeniyorum. Dünyadan da Balmain’i çok beğeniyorum. Tam benim tarzımda şeyler hazırlıyor.

Türkiye’de en çok kimi giydirmek istersin?

- Beren Saat’i! Onu çok beğeniyorum. Tarzı çok hoşuma gidiyor. Güzel bir kadın...

EMİNA’YLA KARDEŞ GİBİYİZ

Mirsad’ın kardeşi Emina ile ilişkin nasıl?


- Çok iyi. Kardeş gibiyiz. Çok güzel, çok başarılı biri Emina. Bosna’da çok tanınıyor, çok seviliyor. Müzik piyasasında da çok güçlü bir isim...

Mirsad Türkcan, Emina’nın Mustafa Sandal’la yaşadığı ilişkiye başlarda pek sıcak bakmıyordu...

- Onlar bizim Mirsad’la ilişkimizden çok önce tanışıyormuş. Benim olmadığım bir dönemde neler yaşandığı hakkında pek bilgim yok. Ama Mirsad’ın aile yapısına çok önem verdiğini söyleyebilirim. Öyle birlikte yaşamak falan pek Mirsad’a göre değildir. Emina’yı da bu yüzden koruma altına almak istemiş olabilir.

Sen Mustafa Sandal’ı tanıyor muydun peki, Türkiye’de ünlü bir şarkıcı olduğunu biliyor muydun?

- Yok, hayır. Sırbistan’da yaşarken bilmiyordum. Ne zaman Emina ile birlikte olmaya başladılar ve Sırp gazeteleri yazmaya başladı, o zaman tanıdım ben de Mustafa’yı.

Şu an ailece görüşüyor musunuz?

- Evet, sık sık bir araya geliyoruz. Benim çocuklar Yaman’la çok iyi anlaşıyor. O yüzden çocuklarımızı sürekli bir araya getiriyoruz. Ben kalabalık aileyi severim. Onlarla bir arada olmaktan dolayı da çok mutlu oluyorum.

Emina çok güzel değil mi?

- Evet, çok güzel bir kadın. Ve çok yetenekli, sesi güzel...

Onu da giydiriyor musun?

- Evet, bazen diktiklerimi beğeniyor...

Belki defilende Emina’yı da podyuma çıkarırsın?

- Daha bunu ona söylemedim ama olabilir ve düşünüyorum da...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle