GeriKelebek Beni en son reddeden kadın Nez
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beni en son reddeden kadın Nez

Beni en son reddeden kadın Nez
refid:6885568 ilişkili resim dosyası

İlerleyen yaşına rağmen hâlâ çapkın olarak anılan Iglesias, " Nez'e 'Bu akşam yemeğe çıkabilir miyiz?' diye sordum ve evli olduğunu öğrendim" dedi.

Beni en son reddeden kadın Nez
Dünyanın hemen hemen her ülkesinde albümü çıkan, altı dilde şarkı söyleyen, 250 milyon albüm satışıyla Guinnes Rekorlar Kitabı'na giren, 2600 Platin ve Altın Plak ile birçok Grammy ödülü kazanan Latin Müziği'nin yaşayan efsanesi Julio Iglesias, konser vermek için geldiği İstanbul'da Kelebek'e konuştu.
Sekiz çocuğu olan, ilerleyen yaşına rağmen hâlâ çapkın olarak anılan Iglesias, "Hiç sizi reddeden bir kadın oldu mu" sorusuna şu yanıtı verdi: "Olmaz mı? Çok fazla oldu hem de. Her erkek reddedilir. Mesela az önce reddedildim. Nez'e 'Bu akşam yemeğe çıkabilir miyiz?' diye sordum ve evli olduğunu öğrendim."

Hayatımın en büyük hatası

ÇOK ERKEN DOĞMAK

Altı dilde şarkı söyleyen, 2600 Platin ve Altın plak ile birçok kez Grammy ödülü kazanan Latin Müziği’nin yaşayan efsanesi Julio Iglesias, Kelebek’e konuştu. "250 milyon albüm satışıyla Guinnes Rekorlar Kitabı’na girmeyi nasıl başardınız?" sorumuza "Rakamlar nedir ki? Önemli olan; bir restorana gittiğinizde insanların size gülen yüzlerle bakmaları, söylediğiniz bir şarkıda iki sevgilinin birbirine sarılması..." yanıtını verdi.

aha önce de birkaç kez Türkiye’ye geldiniz. Her gelişinizde daha farklı bir ülkeyle karşılaşıyorsunuz değil mi?

- Evet, Türkiye’ye çok geldim ve her gelişimde ülkenizin daha da geliştiğini görüyorum. Türkiye’de hayat çok hızlı, her gelişimde bunu daha fazla hissediyorum. İstanbul devasa bir metropol olmuş.

Türkiye’den devam edelim. Müziğimiz hakkında bir uzman görüşü alabilir miyiz?

- Çok fazla Türk Müziği dinlemedim ama müziğinizde vokalin çok ön planda olduğunu söyleyebilirim. Ve her Akdeniz ülkesi gibi renkli bir sound’a sahipsiniz. Müziğinizde oryantalizim fazlasıyla ön planda.

Real Madrid genç takımının umut vaat eden kalecisiyken kaza geçirip, 1.5 sene felçli kaldınız ve sonra küllerinizden doğup Latin Müziği’nin efsaneleri arasına girdiniz. Galiba hayatınızın dönüm noktası geçirdiğiniz kazaydı.

- Evet, hayatımın dönüm noktası 20 yaşında geçirdiğim trafik kazasıydı. Üniversitede hukuk eğitimi alıyordum ve Real Madrid’de kaleciydim ama o kaza hayatımı tamamen değiştirdi. Bir buçuk senem yatağa bağlı felçli geçti. Ancak bu trajedi beni müzikle tanıştırdı. Garip gelecek ama şu an bulunduğum noktayı geçirdiğim trafik kazasına borçluyum.

Eğer o kaza gerçekleşmeseydi nasıl bir futbol kariyeriniz olurdu?

- İnsanlar bazı şeyleri abartmayı çok seviyor. ’Kaza geçirmeseydi Real Madrid’in vazgeçilmezi olurdu’ diyorlar ama ben onlarla aynı fikirde değilim. Ben öyle çok yetenekli bir kaleci değildim. Ne diyelim kaderimde futbolcu olmak yokmuş.

250 milyon albüm satarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girmek nasıl bir duygu?

- Sanatçı için rakamlar önemli değil. Bugüne kadar aldığım ödüllerin sayısını hatırlamıyorum. Rakamlar nedir ki? Önemli olan; bir restorana gittiğinizde insanların size gülen yüzlerle bakmaları, söylediğiniz bir şarkıda iki sevgilinin birbirine sarılmaları...

Tamam rakamlar önemli değil. Benim merak ettiğim böylesine inanılmaz albüm satışına ulaşmanın ardındaki sır.

- Sırrı ne biliyor musun? Tutku. (Tam bu sözün üzerine büyük usta Manuela’dan bir bukle mırıldanıyor) Sözleri hissediyor musun? Ben şarkı söylerken içimden gelen tutku dudaklarıma ulaşıyor ve oradan çıkıp sizin kulaklarınızı okşuyor. Müzik nedir ki? Müzik yaşadığınızı hissetmektir. Bu yaşamın her alanında geçerli. Bir futbolcunun gol attığı sırada yaşadığı tutkuya bak. Ya da bir babanın oğluna sarılıp onunla övündüğü andaki hislerini düşün. Ben şarkı söylerken yaşadığımı hissediyorum, galiba aynı hissi ve tutkuyu da dinleyicilerime hissettiriyorum. İşin sırrı bu.

Klasik bir soru olacak ama hayatınızdaki en büyük pişmanlık nedir?

- Zaman kaybetmek. Boşa giden zaman kadar kötü bir şey yoktur. Herkes gibi benim de boşa harcadığım zamanlar oldu. Örneğin 15-22 yaş arası çok önemlidir. O dönemde kaderiniz ve kişiliğiniz çizilmeye başlar. Eğer o dönemde kendinize yeterli yükleme yapamazsanız, gelecekte birçok şeyi değiştirmek imkansız olur. Şükürler olsun ki, benim 15-22 yaş arası dönemim dolu dolu geçti.

Beni en son Nez reddetti

Mutlu bir insan olduğunuz her sözünüzden anlaşılıyor.

- Mutlu insan mı? Ben her şeyin farkında olan insan olmayı tercih ederim. Hayat insanlara bir sürü fırsat sunuyor. Fırsat önünüzden geçtiğinde sarılmalısınız ona. Ben doğru kararlar verip fırsatları iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Benim için önemli olan insan doğası. Şu an bu röportajı yaparken de senden bana bir şeyler kalacak. Belki farklı bir bakış açısı yakalayacağım sorduğun bir sorudan. Kültürlere çok önem veririm, sürekli dünyayı dolaşıyorum ve dolaştığım her yerden bir şeyler biriktiriyorum.

Aynı zamanda büyük bir çapkınsınız...

- Kadınları severim ama büyük çapkın değilim.

Mütevazı davranmayın. ’Kadınsız bir gece geçirmedim’ dediğiniz söyleniyor. Hakkınızda bir sürü  efsane var.

- (Gülüyor) Kadınları severim...

Hiç bir kadın tarafından reddedildiniz mi?

- Olmaz mı? Çok fazla oldu hem de. Her erkek reddedilir. Mesela az önce reddedildim. Nez’e "Bu akşam yemeğe çıkabilir miyiz?" diye sordum ve evli olduğunu öğrendim.

Sekiz çocuğunuz var. Üç daha eklenirse bir futbol takımınız olacak...

- Çocuklarımı çok seviyorum, hepsi de aşk çocuğu... İnsan aşık olduğunda çocuk istiyor. Çocuklarımı aşkın bana sunduğu armağan olarak görüyorum.

Nicolas Sarkozy bir kez daha düşünmeli

Biraz da politika konuşalım. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istiyor musunuz?

- 75 milyon insanın Avrupa marketi için büyük bir pazar olduğunu herkes görmeli. Türkiye dinamiği olan bir ülke, çok canlı bir ekonominiz var. Asya ve Avrupa arasında köprüsünüz. Stratejik öneminiz de fazla. Bence Mr. Sarkozy (Fransa Cumhurbaşkanı) bir kez daha düşünmeli.

 Peki, Mr. Sarkozy’yi nasıl ikna edeceğiz?

- Politik konulara girmeyi sevmiyorum ama şunu söyleyebilirim: Bence yaşam felsefeniz de Avrupa medeniyetine girmeyi hak ediyorsunuz. Ben kendi adıma Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyorum. İspanya’daki birçok insan da aynı şeyi düşünüyor.

Yaşadıklarımın çılgınlık olduğunu anladım

Oğlunuz Enrique’nin müzisyen olmasını siz mi istediniz?

- Ben çocukarımı hiçbir zaman zorlamadım. Enrigue güçlü bir çocuk ve müzikte onu çok güzel günler bekliyor.

 Peki, hayatınızdaki en büyük hata...

- Çok erken doğmak. (Gülüyor) Yaşam su gibi akıp geçiyor. Picasso gibi 80’li yaşlarda yaşarken harika resimler yapabilirsiniz ama fiziksel anlamda yapamayacaklarınız var.

 Yaptığınız en büyük çılgınlık neydi?

- İnsanın hayatında belli bir dönem vardır. Yaptıklarını normal görür ama yaşı ilerlediğinde tüm o yaşadıklarının aslında birer büyük çılgınlık olduğunu anlar.

 Son soru sizi en çok şaşırtan insan kim? ’Keşke onun gibi bir hayatım olsaydı’ dediğiniz kimse var mı?

- Babam benim kahramanıdır. 92 yaşına kadar yaşadı, çok şey gördü. I. ve II. Dünya Savaşları’nı gördü. Siyasi baskılara rağmen düşüncelerinden hiç ödün vermedi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle