GeriKelebek Ben aşkı doruklarda yaşarım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben aşkı doruklarda yaşarım

Ben aşkı doruklarda yaşarım
refid:23425179 ilişkili resim dosyası

Sinan Akçıl her ne kadar tarzından stiline birçok konuda eleştirilse de; 1,5 milyon Twitter, 1 milyon Facebook takipçisi, sağlam bir fan page’i ve bir haftada 15 bin takipçisi olan Instagram hesabıyla kendi deyimiyle “sosyal medya çılgınlığı” yaşıyor. Üstelik eleştirilmekten dolayı da çok mutlu! Akçıl, InStyle dergisine konuştu.

Size neler ilham kaynağı olur?  
  
- Bana ilham kaynağı olan şeylerin tarifini yapamıyorum, bu soru beni sıkıntıya sokuyor. İlhamımı salt aşktan almıyorum, şehirler arası otobüs yolculuğu yapan bir şoförden tutun da, yolda gördüğüm insana kadar geniş bir cevabı var bu sorunun.

Peki siz nelere ilham kaynağı olabilirsiniz?      

- Başka bestecilere olmadığım kesin (gülüyor). Benim bazı düşüncelerimi ilham alan genç bir kitle var. Bunu başarabiliyorsam ne mutlu bana. Onlara ilham kaynağı olmak isterim ama ilham kaynağı mıyım, değil miyim kararını ben veremem.

Müzikle ilgili hayallerinizin neresindesiniz?  

- Türkiye sınırlarının dışını hayal ediyorum ama Türk bayrağıyla... 5 yaşından beri sanki hep bu toprakları yurt dışında daha güzel yerlerde temsil edebilecekmişim gibi bir his var içimde. Bunun bazı adımlarını Eurovision’la beraber Balkanlar’da da atmaya çalışıyorum ve bunlarla ilgili önemli adımlar var.

Bir müzisyenin yaşam stiline dair en belirgin özellikler nelerdir?

- Benim için en belirgin özellik, güneş doğmadan uyumamaktır. Uyuyorsam da rol yapıyorumdur. Çocukken bile annem sabah beşte, “Hadi uyu artık kulakların acıdı” diyerek kulağımdan walkman’i çıkarırmış. Bir de delirme süreci var: Hiçbir şarkıyı dinleyemiyorum. Şarkıları normal insanlar gibi duymak için Tanrıya yalvarıyorum ama olmuyor. Bu tarz sorunlar var ama tabii büyük keyifleri de var.

Gece uyumamak, gündüzünüzü nasıl etkiliyor?

- Ben çocukluğumdan beri böyle olduğum için artık bu benim hayatım, yaşam tarzım. Beni mutsuz veya rahatsız etmiyor. Sağ olsun benimle görüşmek isteyen insanlar söylediğim saatlere göre kendilerini ayarlıyorlar. Gerçekten müziğin beni uyutmamış olması, geç yatıyor olmam ve kafamın çok fazla notayla dolu olması beni her şeyden daha fazla ilgilendiriyor. O yüzden anlayış gösteren insanlara da müteşekkirim.

ÜÇ KERE OKULDAN ATILDIM BEN

Peki ya çocukken bu konuda herhangi bir zorluk yaşamadınız mı?


- (Gülüyor) Üç kere okuldan atıldım; liseden, ortaokuldan, konservatuardan. Hepsi de devamsızlık nedeniyle oldu. Okul 08:00’de başlıyormuş, ben onu beş ay sonra öğrendim. Beş ay süresince 10:00’da gittim. Aralarda okulda uyuyakaldığım yer de hep orkestra odası oldu. Tabii ki sıkıntı yarattı ama yuvarlana yuvarlana mezun oldum.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Şu anda hayallerinize ne kadar yakınsınız?

- Gerçekten insanların “Bu çocukta saçma sapan bir şeyler var” dedikleri bir çocukluk geçirdim. Adını koyamadıkları bir müzikal takıntı, adını koyamadıkları bir hiperaktiflik vardı bende. Hayat boyu müzikten başka her şeyi reddettim. Zaten ilkokul günlüğüme bile “Benim için engeldin ilkokul, iyi ki senden kurtuldum” yazmışım. Düşünsenize o yaşta “Müzik adına, yapabileceklerim adına bana engelsin” yazmışım. Geçen gün annem bana bu kağıdı bulup yolladı. Basketboldan yüzmeye kadar her şeyi denedik ama ailem beni durduramadı.

Karakterinizin hangi yanı size hayatta zorluk çıkartıyor?

- Sevmediğim özelliğim vicdanım. Vicdanım bana çok zaman kaybettiriyor. Kendimden çok bir sürü kişiyi düşünmek zorunda kalıyorum. Fazla inatçı ve hırslı biriyim, her zaman kafamı taktığım şeyin en iyisi olmasını isterim. Yapamayacaksam o işe hiç girmem, yapacaksam da en iyisini yapmak için uğraşırım. Bütün bunlar karakterimi oluşturduğu için beni rahatsız etmiyor aslında.

Dinlenmek sizin için ne yapmaktır?

- Dinlenmek benim için bütün telefonlarımı kapatıp kimsenin bana ulaşamayacağını sağladığım kendime ayırdığım iki-üç günlük kaçamak günlerimdir. O zamanlarda müzik bile dinlememem. Bir de PlayStation oynamak beni çok mutlu ediyor. Resmen iki-üç gün hiç durmadan oynuyorum.

GENÇLER STİLİMİ TAKİP EDİYOR

Dikkat çeken bir stiliniz var, modayla aranızın iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?


- Ben bu konuda o kadar çok mesaj, mail alıyorum ki. Her gün yeni yeni şapka takan veya benim gibi pantolonlar giyen çocuklar var. Bu, beni çok mutlu ediyor, genç nesli biraz etkileyebiliyorsam ne mutlu bana. Bunun için illa moda ikonu olmak gerekmiyor, bir kitle seni günlük hayatta da takip ediyorsa bence yine onların ikonu oluyorsun. Günlük giyim tarzımı özellikle son dönemlerde sahnedeki Sinan’a da taşıdım. Tamamen rahatlığa döndürdüm olayı. Şapkamı takıyorum, jean’imi atletimi giyip sahneye çıkıyorum artık. Bu haliyle daha rahat hareket ediyor ve kendimi sahnede daha özgür hissediyorum.

Nasıl alışveriş yaparsınız? İkinci bir fikre ihtiyaç duyar mısınız?

- Ben genelde gözüme çarpanı alıyorum. Özel olarak kalkıp alışverişe gitmem. Genelde styling danışmanım (İlkyaz Özel) ile birbirimize fotoğraf yolluyoruz. Ben anlatmak istediğim tarzı gönderiyorum. O sağ olsun getiriyor, aralarından seçiyoruz.

Hayatta giymem dediğiniz bir şey var mı?

- İskoç eteği.

Sizce kendisine baktıracak kadın nasıl giyinmelidir?

- Çok fazla hazırlanmış kadından hiç hoşlanmıyorum. Ekstra güzelleşmek isterken, dört katı çirkinleşebilen kadınlar var. Bana saçını açık bırakıp, üstüne rahat bir şey geçiren bir kadın çok daha seksi geliyor açıkçası. Bir de topuklu ayakkabı benim için çok önemlidir, o da kadını özel kılan bir detay bence.

KADINI 1 HAFTADA DÜNYANIN EN MUTSUZ İNSANI YAPARIM!

Kadında güzellik deyince aklınıza ilk olarak ne geliyor?


- Çok görmüş geçirmiş, fazla insanla diyalogda olan ve kendini saklamayı başarmış bir çocuk olarak, fiziki güzelliğin devamı beni ilgilendirir. Konuşabilmek, paylaşabilmek güzelliğin çok daha önündedir. Bir kadın kendi kendine hayatta yeterliyse ve kimseye muhtaç olmadan ayaklarının üstünde durabiliyorsa, bence o kadın zaten güzeldir. Hayat mücadelesinden galip çıkmış her kadın bence güzellikten nasibini almıştır.

İlk görüşte aşka inanıyor musunuz?

- Hayır, inanmam. Çünkü ilk görüşte aşık olursan, ikincide aşık olmadığını anlarsın.

Peki aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız?

- Bağımsızlığıma düşkün bir adamım, buna rağmen o bağımsızlığımı başka biriyle paylaşmak istiyorsam, her an onu görmek, yaşadıklarımı onunla paylaşmak istiyorsam, aşık olmuşumdur. Aşk, bana göre “Sen benim hayattaki diğer yarımsın” demektir. Bunu dört-beş kez söylemişimdir belki ama en fazla bir iki ilişkimde bunu söylediğimden pişman olmamışımdır. Eğer bir kadın bana kendini tamamen teslim ederse, ben de o yeterli duygudaysam, dünyanın en mutlu insanı olur. Eğer benimle ego savaşları içine girerse, onu bir hafta içinde dünyanın en mutsuz insanı yapabilirim.

Bu konuda oldukça net ve iddialı konuşuyorsunuz. Karşınızdaki insanı nasıl dünyanın en mutsuz insanı yapabilirsiniz?

- Hayatından kaybolurum ve ondan ne zaman koptuğumu hiçbir şekilde anlamaz. Onu kendimden çok uzağa iterim ve eğer bende bir şeyler koptuysa laylaylom üç ay sonra tekrar beraberim durumu yoktur, bitti mi biter.

Tutkulu bir aşık olduğunuzu düşünebilir miyiz?

- Kesinlikle, ben aşkı sürprizlerle, doruklarda yaşarım. Her konuda mükemmelliyetçi olduğum için bu konuda da sanki dünyadaki herkesi bir kenara bırakıp en güzel aşkı ben yaşamalıymışım gibi hissederim ve karşı tarafa da bunu hissettiririm.

Peki bu aralar aşık mısınız?

- Yakın zamanda aşık olduğumu hissettiğim bir dönem yaşadım ama bunun da beni besleyen aşk olmadığını anladım. Şu aralar aşk adına herhangi bir duygum yok.
 
BAZEN AŞK GAZINA GELEBİLİYORUM

Çok kısa bir süre önce aşık olduğunuzu söylediniz ve sevgilinizle birlikte dövme yaptırdınız?

- Ben ilişki sırasında çok büyük bir coşku yaşadığım için bu tarz aşk gazlarına gelebiliyorum ama artık bu konularda daha mantıklı adımlar atacağım. Karşımdaki insana bana gerçekten güvenmesini ve inanmasını istediğim için normal bir insanın yapması gerekenden iki kat fazla aşk gösterisi yapıyorum ama bunu yaparken rol yapmıyorum. Bu içimden gelen coşku bazen bana pahalıya patlıyor ama o anda içimden geleni yapmış olduğum için hiçbir zaman pişmanlık duymuyorum. Şunu söyleyebilirim ki ben bunu her zaman hak eden insanlar için yaptım. Son ilişkimde, ondan önceki ve ondan önceki ilişkimde de yaptırdığım dövmeler veya sarf ettiğim kelimeleri bence hepsi hak ediyordu. Herkesin hayatı ve yolu her zaman açık olsun isterim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle