GeriKelebek Belediye otobüslerinde şarkı söylerdim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Belediye otobüslerinde şarkı söylerdim

Güneş tutulmasının yaşandığı 11 Ağustos akşamı Açıkhava'daki konserinde yeni albümünü sonbahara yetiştirmeyi hedeflediğini söylemişti. Ama deprem, her şeyi alt üst etti. Candan Erçetin, yeni albümünü 99'da bitiremedi ve ‘‘Elbette’’ hiç akılda yokken 2000'de doğdu. Erçetin albümü ve ötesindeki hayatını anlattı...

Müziğinizi yıllarca fanusun içinde saklayıp ortaya çıkarttınız. Bu albümün çıkışı da biraz uzadı. 2000'le birlikte bebeğiniz ‘‘Elbette’’ nihayet doğdu...

Evet, ben müziği biraz fanus içine sokanlardandım. Müzik benim için hep vardı; Galatasaray'da okurken vardı; konservatuvara gittim. ‘‘Konservatuvara niye gidiyorsun’’ diye sorduklarında ağzımdan hiçbir zaman ‘‘Şarkıcı olmak için’’ cevabı çıkmadı. 86'da Eurovision nedeniyle bu camianın içine çekilir gibi oldum, ama yine de biraz gerisinde kalmak istedim. Konservatuvarı bitirdiğim zaman yine müzik yapayım düşüncesi yoktu. İstediğim biçimde yapamayacağımı düşünüyordum galiba. Hep o çok sevdiğim arkeolojiye sarındım. Müzik de yaşamımın bir yerlerindeydi. Benim babamın yaşamında da böyle bir şey var. Müzik bölümü mezunu, ama kütüphaneci. Müzik hep saklıdır bizim evimizde. Biz hepimiz 7 yaşında okumayı sökerken nota da öğrendik, ama hiçbir zaman bundan medet ummayı düşünmedik. Bu bizim için tombala oyunu gibi bir şeydi. İşte bu yüzden müziği uzun yıllar fanusa kapattım.

Ne beklediniz ortaya çıkmak için? Yüzmek istiyorsan suya atla derler, sizi kim itti denize?

Kendimi kıskanmak diyorum, ben buna. Cingle söylemedim, vokal yapmadım. Bunlar kötü diye değil, istemedim. Ne bekliyordum, onu da bilmiyorum. Ama mesela her fırsatta şarkı söylerdim. Öğrencilik yıllarımda belediye otobüslerinde bile söylerdim. Sonra bir gün baktım ki çok fazla konuşmaya başladım. Oturduğum yerden çıkan alternatifleri eleştirmeye başladım. Türk aydınında da bu hep vardır ya... Hep fikir üretiriz, ama parmağımızı taşın altına koymayız. Bir gün ben de o duruma düşmek üzere olduğumu fark ettim. Bir arkadaşım ‘‘Hep konuşuyorsun, ben de senin iyi yapabileceğine çok inanıyorum. Bir başlasana’’ dedi... İşte olur olmaz derken başladım.

Hayat felsefenizi şarkılara giydirmeyi başarıyor musunuz?

Şarkı seçerken ve üretilirken baz aldığım bir tek şey var: Benim şarkıyı sevmem lazım. O kadar. Şarkı çok güzel olabilir, bunu kabul edebilirim, ama ben sevmiyorsam yapılacak bir şey yok. Bir de söylemek istediğim laflar var. Yeni albümde şarkıların 6 tanesi konularını hayattan alıyor. Belli ki çok cebelleşmişiz hayatla. 7 tanesinin konusu aşk ve hepsi ayrılık... Oysa hayatımızda böyle bir şey olmadı. Ne Mete Özgencil'de ne bende... Belki de 1999'un kasveti müziğimize yansımış.

Yaşımın hakkını veriyorum

Bütün bu kasvetin arasında iç muhasebeler de yapıldı mı?

Tabii... Yaş da alıyoruz bir taraftan... Yaşımın hakkını veriyorum. Bunun da etkisi var. O yüzden çok lay lay lom bir albüm olmadı.

Annem adlı şarkı nereden çıktı? Özel bir hikayesi var mı?

Ben annemin en son, yani üçüncü çocuğuyum. Beni 37 yaşında doğurmuş. Çocukluğmudan itibaren, ‘‘Ben seni çok yaşlı doğurdum, her an bensiz kalablirsin’’ derdi. Ben artık kazık kadar oldum ve annem için bir şey yapmam lazım dedim. Ona bir hediye... Sözlerini ablamın kızı yazdı. Aylin iyi bir şair, ama ben onu şarkı sözü yazmaya yönlendirmeye çalışıyorum. Annemin adı Mevlüde... Her Arnavut gibi... Çok tipik bir Arnavut ismi...

Aile Edirne’de

Aileniz hala Edirne'de mi yaşıyor?

Büyüklerim Piriştine'den gelip yerleşmişler. Hadi artık gelin İstanbul'a yerleşin diyorum, ama dinletemiyorum.

Arnavut kanı taşıyan, Fransız eğitimli bir Türk olarak kültür mozaiği gibisiniz... Fransızca şansonlarından oluşan bir albüm yapma niyetiniz var mı ilerde?

Neden Fransızca söylemediğim bana çok soruluyor. Türkiye’de albüm yapıyorum. Türk dinleyicisine sunuyorum. Türkiye’de önemli bir Frankofon topluluk var. Ama sonuç olarak Türkiye'nin geneline baktığımızda mümkün değil. Onun için burada yaptıklarımı hep Türkçe söylüyorum. Sadece bu albüme iki tane Fransızca koymak istiyordum. Ama sığmadı. Fransızca şarkıları Fransa için hazırlamayı düşünüyorum.

Özel hayatınızı da fanus içine saklıyorsunuz. Sizin aşklarınızla reyting alma gibi bir beklentiniz yok mu?

Ben özel hayatımı çok özel tutup herkesten saklamak niyetinde değilim aslında. Birinci derece yakınlarım her şeyi bilir. İçine kapalı bir insan da değilim. Ama etki tepki oluşuyor zamanla. Benim özel hayatıma kameraları sokmak istemediğim zamanlar var. Mecburen duvar çekmek zorunda kalıyorum. Yavaş yavaş bir fobi oluşturuyor bende. Ben hiçbir zaman aşkımı, onunla yaşadığım özeli en yakın arkadaşımla bile paylaşmayı sevmiyorum. O iki kişinin arasındadır. O yüzden belki garip karşılanıyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle