GeriKelebek Başkası olma kendin ol
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başkası olma kendin ol

Başkası olma kendin ol
refid:18991157-spot ilişkili resim dosyası

David Dobkin’in yönettiği, Ryan Reynolds ve Jason Bateman gibi iki sevilen aktörü bir araya getiren Hayat Sana Güzel, tipik bir ‘keşke senin yerinde olsaydım’ öyküsü. Üç çocuklu evli bir erkekle, bekar, bohem, sabah nerede akşam orada tarzı yaşayan arkadaşının bir gece aniden kendilerini birbirlerinin vücutlarında ve yerlerinde bulmalarından sonra yaşananların genelde komik, yer yer de trajik hikayesi. Başkası olma kendin ol dedirten bir film.

Ah şu evli erkekler.
Çoğunun gözü sultanlık sandıkları bekarlıkta aslında.
Peki, ya bekarlar?
Onlar da düzenli hayata özenmiyorlar mı zaman zaman?
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünüyor her zaman.
Herkesin gözü diğerininkinde.
Bu fikirden yola çıkıyor Hayat Sana Güzel.
Başkalarının güzel sandığımız hayatlarını yaşamaya başladığımızda neler olabileceğini gözler önüne seriyor.

YAĞMURLU BİR GECEDE BEDEN DEĞİŞTİRİYORLAR

Dave ve Mitch, Dave’in ev hayatı nedeniyle pek sık görüşemeyen iki eski arkadaş.
Dave evli, üç çocuk babası ve çok çalışan bir avukat. İkiz bebeklerinin altlarını değiştirmekten, küçük kızlarının büyük bir zevkle anlattığı hikayeleri asker modunda dinlemeye kadar pek çok ev ödevini eksiksiz yerine getiriyor.
Bunu yaparken içinden de olsa söylenmiyor değil tabii.
Mitch bekar ve bohem hayatı seçmiş. Doğru dürüst çalıştığı bile söylenemez.
Kadınlarla, içkiyle, nerede akşam orada sabah modunda geçen bir hayatı var.
Dışarıda geçirdikleri sarhoş bir gecenin ardından, küçük sihirli bir sekanstan sonra, Mitch ve Dave birbirlerinin bedenlerinde uyanıyorlar.
Sonrası gırgır, eğlence, biraz da pişmanlık ve dram tabii.

ÇIPLAK VÜCUTLAR BİLGİSAYAR ÜRÜNÜ

Ryan Reynolds, Hollywood’un yükselen yakışıklısı.
Sandra Bullock’la oynadığı ‘Teklif’ten sonra  işlerinin açıldığını görmek zor değil.
Sonra de Yeşil Fener’in Hal Jordan’ı olarak izledik kendisini.
Jason Bateman’i ise ‘Arrested Development’ dizisi hayranları yakından tanıyor.
Bu iki yakışıklıya Olivia Wilde ve Leslie Mann gibi iki güzel kadın eklenince (bu arada bazı sahnelerde çıplak görülen Leslie Mann ve Olivia Wilde’ın çıplaklığı, göğüsleri, kalçaları gerçek değil, bilgisayar ürünü) filmin dişi ayağı da tamamlanmış oluyor.

DERİN İZLER BIRAKAMIYOR

Hayat Sana Güzel’in senaryosunu bir başka erkek komedisi olan Felekten Bir Gece’nin (The Hangover) senaristleri Jon Lucas ve Scott Moore yazmışlar.
Her iki filmde de bolca erkek muhabbeti ve kaba espriler mevcut.
Ancak Hayat Sana Güzel’in senaryosunun biraz daha sıkıntılı olduğunu kabul etmek gerek.
Birçok başka filme de konu olan ‘sihirli bir dilekle değişen hayatlar’ konusunun gelişmesi klişeleriyle birlikte geliyor.
Birbirlerinin hayatlarını yaşadıktan sonra eski hallerini özleyen adamların acılarını ne yazık ki içimizde yeterince hissedemiyoruz.
Hatırlayacağımız karakterler olarak kalmıyorlar aklımızda.
Daha çok izle, eğlen ve unut tarzı hakim.
Filmde aldığı yaş sınırını hak eden yeterli küfür, cinsellik ve kaba şaka olduğunu da unutmadan hatırlatayım.


THE CHANGE UP
HAYAT SANA GÜZEL
Yön: David Dobkin
Oyn: Ryan Reynolds, Olivia Wilde, Jason Bateman, Leslie Mann
Tür: Komedi-Dram

 

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

Senede bir gün

ONE DAY BİR GÜN
Yön: Lone Scherfig
Oyn: Anne Hathaway, Jim Sturgess, Romola Garai, Patricia Clarkson
Tür: Dram
Süre: 107 dk.

Temelde bir fakir kız, zengin erkek hikâyesi var karşımızda. Emma, işçi sınıfından geliyor ve merdivenleri emin adımlarla çıkıyor. Dexter ise dünyayı, her şeyi aynı anda elde edebileceği bir oyun bahçesi gibi görüyor. Emma ve Dexter’ın arada sırada görüşseler de bir ömür boyu sürecek birliktelikleri üniversiteden mezun oldukları o özel günde, 15 Temmuz 1988’de başlıyor. İkisi 20 yıl boyunca her 15 Temmuz’da bir araya geliyorlar. Ve biz her 15 Temmuz’da farklılaşmış Emma ve Dexter’la karşılaşıyoruz. Zaman içinde hayatın akışı içinde farklı rüzgarlarla savrulan, alakasız ilişkiler yaşayan Emma ve Dexter’ın ömürleri boyunca aradıkları şeyin yanıbaşlarında olduğunu anlamaları gerçekten de çok uzun zaman alacak gibi. Başrollerdeki Anne Hathaway ve Jim Sturgess’ın filmin başarısına katkıları tartışılmaz. David Nicholls’un aynı adlı çok satan romanından Lone Scherfig tarafından beyazperdeye uyarlanan Bir Gün, fena halde duygusal ve dokunaklı bir film.

 

Korku klasiğine yeni bir soluk
THE THING
ŞEY
Yön: Matthijs Van Heijningen Jr.
Oyn: Mary Elizabeth Winstead, Joel Edgerton, Ulrich Thomsen
Tür: Gerilim-Korku
Süre: 103 dk.


John Carpenter’ın 1982 tarihli aynı adlı korku klasiğinin başlangıç hikâyesini ele alan Şey, buzullar altında uyumakta olan bir yaratığın rahatsız edilerek canlanmasını ve dehşet saçar hale gelmesini anlatıyor. Yapımcılar Şey’in aynı ismi taşımasına rağmen neden bir yeniden çevrim olmadığı sorusuna; “Şey’in yeniden çevrimi Mona Lisa’ya bıyık çizmeye benzeyecekti. Biz de aynı dünyada benzer karakterlerle yepyeni bir şey anlatmak istedik” şeklinde cevap veriyorlar. Filmin konusu şöyle: Kate, Antartika’da buzulların içine gömülmüş bir uzay gemisi keşfeden Norveçli bilim adamlarına katıldığında çok uzun zaman önce çarpışmanın etkisiyle ölen bir yaratık buluyor. Ancak buldukları Şey uyanmak üzere. Kate takımın hayatını kurtarmak için pilotu Carter’la işbirliği yapıyor. Ancak Şey dokunduğu her şeyi taklit edebilmekte ve insanları birbirine düşürmekte.

 

Dini içerikli aksiyon
BENDEYAR
Yön: Joel Leang
Oyn: Haşim Akten, Yaşar Alptekin, Şemsa Deniz Tolunay, Uğur Kıvılcım
Tür: Dram-Aksiyon

Bendeyar’ın yapımcısı, yazarı ve oyuncusu Haşem Akten, filminin Müslümanlara zulmeden emperyalizme karşı bir cevap niteliğinde olduğunu söylüyor. Akten kendine slogan olarak “İnanıyorsan en güçlü sensin”i seçmiş. Filmin ana ekseninde telepatik güçlerini Müslüman ülkelere karşı düşmanlık besleyen ABD’ye karşı kullanan bir İslam bilgesi Akçakoca var. Kendisi hapisteyken karısı Amerikan ajanlarınca öldürülen Afşin’in yolu Akçakoca ile kesişiyor. Akçakoca Afşin’i zorlu bir eğitimden geçiriyor. Bendeyar içinde bolca akisyona olan dini içerikli bir film. Yönetmen koltuğunda klip ve kısa filmlere imza atmış olan Meksika asıllı Joel Leang var.

 


Uday’ın hayatından bir kesit
THE DEVIL’S DOUBLE
ŞEYTANIN İKİZİ
Yön: Lea Tamahori
Oyn: Dominic Cooper, Ludivine Saignier, Raad Rawi
Tür: Dram
Süre: 108 dk.


Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın hayatından bir kesit beyazperdede. Şeytanın İkizi, Musul’da ABD askerleri tarafından düzenlenen operasyonda kardeşi ile birlikte öldürülen Uday’ın hayatının bir bölümünü anlatırken kaynak olarak Uday’a zorla fedailik ve dublörlük yapmış olan Latif Yahya’nın anılarına dayanıyor. Cepheden Saddam Hüseyin’in sarayına çağrılan Iraklı teğmen Latif Yahya, Saddam Hüseyin’in oğlu Uday Hüseyin’in dublörü olması emredilince, kendini kraliyet ailesinin üst kademelerinde buluveriyor. Kendisinin ve ailesinin hayatının bahis konusu olması üzerine, Latif, Uday Hüseyin gibi yürümeyi, konuşmayı ve davranmayı öğrendikçe, önceki kişiliğinden ödün vermek zorunda kalıyor. Filmde hem Latif Yahya hem de Uday’ı Dominic Cooper canlandırmış. Yönetmen koltuğunda, 20. James Bond filmi Başka Gün Öl (Die Another Day) filminden hatırlayacağınız Lea Tamahori var.


Kürt sorununa babalar üzerinden yaklaşıyor
OĞUL
Yön: Atilla Cengiz
Oyn: Rıza Akın, Enes Atış, Gökhan Atalay, Kuvvet Yurdakul
Tür: Dram
Süre: 97 dk.

Kürt sorununa babalar ve oğullar üzerinden bakan film, farklı bölgelerden iki babanın dramını perdede birleştiriyor. Ülkenin politik durumunun farkında bile olmadan doğudaki sevgilisinin peşine düşen Karadenizli bir çocuğun babası ile doğudaki küçücük bir dağ köyünde, oğlunun dağa çıkmasını engelleyemeyen umutsuz bir babanın öyküsünü anlatıyor. Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale için yarışan filmlerden biri olan Oğul, festival yolculuğuna Kanada’daki Monde Film Festivali’nden sonra Hindistan’daki Chennai Film Festivali ve Bombay Film Festivali ile devam edecek.


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle