GeriKelebek Başbakan Erdoğan Cici'ye ancak çizer olarak girebilir
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başbakan Erdoğan Cici'ye ancak çizer olarak girebilir

Başbakan Erdoğan Cici'ye ancak çizer olarak girebilir
refid:12241223 ilişkili resim dosyası

Penguen ve Lombak mizah dergilerinden ayrılan 12 kişilik çizer ekibi bir süredir yeni bir dergi yaratmak için kolları sıvadı. Sonunda geçtiğimiz hafta 16 sayfalık ve 25 farklı karikatür köşesinden oluşan dergileri “Cici” piyasaya çıktı. Kolay hazmedilen ve 20 dakikada okunabilen derginin çizerleri “Zeka isteyen espriler” yaptıklarını söylüyor. Ülke ve dünya gündemine yeni bir bakış getirmeyi hedefleyen ekip üyelerinin apolitik bir tavrı var. Cici’de siyaset ve özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan olmayacağı konusunda hemfikirler. Çizer Alpay Erdem, “Erdoğan ancak çizer olarak dergiye girebilir” diyor.

Penguen ve Lombak ekibinden ayrılan genç bir ekip tarafından kurulan Cici aslında çok iyi arkadaş olan 12 karikatüristin uzun zamandır hayalini kurduğu bir dergi. Bu hayallerini gerçekleştirmek için çalıştıkları işlerini bile bıraktılar. Böyle bir karar almalarının nedenini Alpay Erdem şöyle anlatıyor: “Her mizahçı kendi dergisi olsun ister. Öyle bir dönem yaşadık ki bu dergiyi çıkarmayı istedik. Aramızdaki arkadaşlık artık kendi dergimizi kurmamız gerektiğini hissettirdi. Ayrıca mizahlarımız aylık dergilerde gözükmüyordu ve yeteri kadar okura ulaşmıyordu.”
Ellerinde ne var ne yoksa bir araya getirdiler, günler geceler süren uzun toplantılar yaptılar, Taksim’de bir ofis kiraladılar. Sonunda ilk sayısı 50 bin basılan Cici geçen hafta piyasaya çıktı.
SERT MİZAH DERGİLERİNE KARŞI  ADIMIZ “CİCİ” OLDU
Öncelikle, okurların çabuk tüketilen ve hızlı algılanan şeylere ilgi duyduklarını düşünerek dergilerini haftalık formatta hazırlamaya karar verdiler. İsmini Cici koydular. Sert bir mizah geleneğinden geldiklerini söyleyen ekip üyeleri, piyasadaki “Atom, Kemik, Mikrop” gibi sert isimlere karşı, yaptıkları mizaha ironi oluşturması için bu ismi seçmiş. Bir de sevimli ama aynı zamanda hafiften şeytani havası olan bir karakter yarattılar.
Lombak dergisinden gelen alışkanlıklarıyla diğer haftalık dergilere göre derginin boyutlarını da küçük yaptılar. Ekip üyelerinden İbrahim Sever, küçük boyutlarda dergi yapmalarının bir nedenin de uzun çizgi hikayelerin insanları sıkması olduğunu söylüyor: “Bu yüzden daha küçük parçalardan oluşan karikatürler yaptık. Yazı tipleri ve köşe yazılarıyla da, her hafta okurla bağ kurabilecek bir şey üretmek istedik.”
Piyasadaki diğer mizah dergilerinden ayrışmak için fiyatlarını da düşük tuttular: 1.25 lira. Bu yaptıklarının ticari bir risk olduğunu kabul ediyorlar... “Sonuçta biz bu dergileri çok küçük yaşlarda okumaya başladık. Zaten mizah kültürünü küçük yaşta kazanırsınız. Biz o yaştaki çocuklara da ulaşmak istiyoruz. Öğrenciler için kuruşların önemi var. Bu yüzden bu fiyatta karar kıldık” diyor İbrahim Sever.
TAYYİP’SİZ MİZAH DEMEK  BAŞLI BAŞINA MUHALEFET
Dergilerini ayrıştırmak için aldıkları en radikal kararlardan biri mizahlarına politikayı karıştırmamak oldu. Bu yüzden ilk sayılarında kapağa “Tayyip’siz mizah dergisi (ne o, zoruna mı gitti, Deniz Baykal’da yok)” mesajını not düştüler.
Çizer Alpay Erdem, en doğru kararı verdiklerini söylüyor: “Belki neden politik espri yok diye bize kızanlar olabilir. Ama apolitik bir mizah dergisi yapmak biz muhalif değiliz anlamına gelmiyor. Biz de herkes kadar dünya ve Türkiye gündemini takip ediyoruz. Ama gündemimizde illa Obama veya Tayyip Erdoğan olacak diye bir kural yok. Biz komik konular işlemek istiyoruz. Kenan Doğulu’dan ve A Milli Takım’dan bahsediyoruz. Ayrıca Tayyip’siz mizah dergisi demek bile başlı başına bir muhalefet değil mi?”

AKLIMA GELEN ESPRİLERİ KAÇIRMAMAK İÇİN YANIMDA NOT DEFTERİ TAŞIYORUM

ALPAY ERDEM (30): Ekibin en eski çizeri. İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’ni bitirdi. 12 senedir karikatür yapıyor. Çizime Lemanyak ile başladı. Ardından Lombak, Kemik ve Penguen dergilerinde devam etti. Çocuğunu Dürbünle İzleyen Adam, Kamil Seven Adam, Dünyanın En Korkunç İnsanı ve Ben gibi köşeleri var. Aynı zamanda “Hasta Ruh” isimli stand-up gösterisiyle Türkiye’nin farklı bölgelerini geziyor. Genel olarak hayatın içindeki absürt ve eğlenceli yanları konu aldığını söylüyor: “Benim için önemli olan üslup. Artık ismim yazmasa bile okurlar çizimlerimden ve esprilerimden beni tanıyor. Aklıma gelen esprileri kaçırmamak için yanımda mutlaka not defteri taşıyorum. Çevremde gördüklerimi notlar alarak karikatürlerime aktarıyorum. Bazen o kadar abartıyorum ki insanlar bu halime gıcık oluyor. Ayrıca esprilerimi beslemek için sürekli geziyorum. İstanbul’da girmediğim sokak yok.”

HAYATIMDAKİ SAÇMA SAPAN ŞEYLERİ DERGİDEKİ SAYFAMA TAŞIYORUM

GÖKSU GÜL (25): Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. Karikatüre küçük yaşlarından beri meraklıydı. Öyle ki, önceki hayatında karikatürist olduğunu bile düşünüyor. Minicik isimli bir köşesi var: “Eskiden başka insanlara bakıp onları aşağılayarak mizah yapmaya çalışıyordum. Sonra baktım ki kendi yaşadıklarım daha ilginç. Günlük hayatımda yaptığım saçma sapan bir sürü şey oluyor. Bu hareketlerime kızmak yerine gülmeye başladığım zaman yaşadıklarımı sayfama taşıyorum.”

GERÇEKLE KURGUYU BİRBİRİNE KARIŞTIRARAK ANLATIYORUM

İBRAHİM SEVER (29): Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Altı senedir İstanbul’da yaşıyor. Şimdiye kadar televizyon ve sinema işlerinin yanı sıra Lombak ve Penguen dergilerinde çalıştı. Töhmet Altındağ isimli köşesinde hayatını farklı ülkelerde geçirmiş bir tipi anlatıyor. Ulan Günlük isimli köşesinde de gerçekle kurguyu karıştırıyor.

BU TİPLER AĞZIMI BİLE KIRSA ONLARI YİNE DE KOMİK BULURUM

CANER ATAKUL (24): Karikatüre Rodeo Strip isimli dergide başladı. Fermuar ve Lombak’ta çalıştı. Köşelerinden biri dayısıyla sorunları olan bir çocuğun hikayesini anlattığı Gerzek Alper. Diğeri çok kaslı bir adamın yaşadıklarının anlatıldığı Mutabık. Mutabık, kafasına bir şeyleri takıp aniden birilerinin kafasını kırabiliyor: “Normalde de öyle tipler benim ağzımı bile kırsalar komik bulurum. Yaşadıklarımdan besleniyorum. Ayrıca arkadaşlarım arasında yaptığım geyikler çizimlerime yansıyor.”

KÖPEĞİMİ GEZDİRİRKEN DÜŞÜNME FIRSATIM OLUYOR

FELAT DELİBALTA (20): İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünden üç yıl üst üste sınıfta kaldığı için atıldı. Ardından Penguen ve Lombak gibi dergilerde çalıştı. Mehmet’in İç Dünyası isimli köşesine lisedeki sıra arkadaşından ilham alarak başladı: “Televizyon izlerken ilham alıyorum. Aynı zamanda bir köpeğim var. Onu gezdirirken aklıma sürekli bir şeyler geliyor. O sırada düşünme fırsatım oluyor.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle