GeriKelebek Ayyıldızlı formayla İstiklal Marşı söylemek daha güzel
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayyıldızlı formayla İstiklal Marşı söylemek daha güzel

Ayyıldızlı formayla İstiklal Marşı söylemek daha güzel
refid:17134565 ilişkili resim dosyası

Daha Türkiye’ye alışamadan Galatasaray ve Bursaspor’a ikişer gol atarak en konuşulan futbolcu oldu. Ama o, “Yolun başındayım” diyor. Gaziantepspor’un 19 yaşındaki forveti Cenk Tosun, namı diğer Tosun Paşa, yaptığımız görüşmede “Ay yıldızlı formayla İstiklal Marşı söylemek daha güzel” dedi ve iki gün sonra da A Milli Futbol Takımı’nı tercih etti

Bir elinde cep telefonu, diğerinde tespih. Bir buçuk ay önce arkasında bıraktığı ailesinin ve kız arkadaşının özlemini belli ki böyle azaltıyor. İlk uzun ayrılışı onlardan. “Frankfurt’ta en çok neyi özledin” sorusuna verdiği yanıtla duygusallaşıyor: “Ben tam bir aile çocuğuyum. Burada onları çok özlüyorum. Sevgilimi, arkadaşlarımı da. Milli takım maçlarında bir-iki hafta ayrıldığımız olurdu ama böyle değildi. Ablamın düğünü var 1 Mayıs’ta. Gidemeyeceğim herhalde. Kız arkadaşım da günlerce ağladı. Ama yapılacak bir şey yok, ekmek parası. İnşallah ileride onu da alacağım yanıma.”
Gaziantepspor’un Eintracht Frankfurt’tan transfer ettiği Cenk Tosun bize bunları söylerken, Celal Doğan tesisleri kafeteryasına iki genç daha giriyor. Cenk Tosun, kulübün basın danışmanı Tayfun Kayabaş’a hal hatır soruyor; yanıt: “İyiyim Tosun Paşam, sen nasılsın?”
Bu yanıtla, ‘Tosun Paşa’ lakabının soy isminin yanı sıra Kemal Sunal filmlerine olan hayranlığına da işaret ettiğini öğreniyoruz. Cenk Tosun, Kayabaş ile birlikte içeri giren diğer genci tanıtıyor: Gaziantepspor’a kendisi gibi Almanya’dan bir buçuk yıl önce gelen adaşı, takımın sağ bek stoperi Cenk Güvenç. “Buraya gelmemde onun da etkisi oldu” dediği adaşıyla neredeyse 10 yıldır arkadaşlar.

BU KADARINI BEN DE BEKLEMİYORDUM

Sohbete, kendisi gibi ara transferle gelen BJK oyuncuları Almeida, Simao gibi isimler dururken, Cenk Tosun’un bu kadar konuşulmasını neye bağladığını sorarak başlıyoruz. “Gerçekçi olmak gerekirse, ben de bu kadar beklemiyordum” diyor gülerek. Son anda anlaşmaktan vazgeçtiği Galatasaray’la yapılan kupa maçında attığı iki golün iyi bir başlangıç olduğuna işaret ederken, takım arkadaşlarını unutmuyor: “Beni çok iyi adapte ettiler takıma. Hocam da (Tolunay Kafkas) güvenip şans verdi. ”
Bazı kelimelerin karşılığını bulamasa da Almanya’da doğup büyümesine rağmen akıcı ve düzgün bir Türkçesi var. Bunu ailesinin çocukluğundan beri evde hep Türkçe konuşmasına bağlıyor. 25 yıldır Frankfurt havalimanında çalışan babası Şenol Tosun aslen Denizlili. Annesinin kökleriyse Ankara’ya dayanıyor. Annesi, babasının en iyi arkadaşının kız kardeşi. Aile sık sık Türkiye’ye gelip gidiyor. Cenk Tosun ikinci çocukları. Ablası eczacı. Cenk, liseden sonra üniversiteye gitmeye fırsat bulamamış. Üç yaşında başladığı futbol tüm hayatını kaplamış: “13 sene okuduktan sonra profesyonel imzayı attım. Günde iki antrenman olunca üniversite kaldı. Ders çalışmayı da sevmiyorum ayrıca.”
Futbola başlamasında en büyük etken babası Şenol Tosun ile amcası Taner Tosun. Babası Almanya’da üç ve dördüncü liglerde oynamış, amcasıysa Türkiye birinci liginden teklif almış ama Almanya’da işe yeni girdiği için babası göndermemiş. Cenk Tosun’un, “Niye futbola yönlendirmişler seni, futbolcular iyi kazandığı için mi” sorusuna verdiği yanıt futbolun hayatındaki yerini ortaya koyuyor: “O benim içimden gelmiş. İçinde olmazsa olmaz zaten. Ben futbolla yatıp kalkmışım. Evde bütün vazoları kırmışlığım vardır, annem topumu saklardı. Ben çoraplardan top yapar onunla oynardım. Babam anlatır, ilk aldıkları futbol ayakkabımla yatmışım.”
Üç yaşında futbola başlamanın Almanya için bile erken olduğunu anlatırken “Ama ben hep 2-3 yaş büyüklerle oynamışım” diyor. 5-6 yaşlarında Alman Futbol Ligi Bundesliga’nın kurucu üyesi Eintracht Frankfurt takımına girmiş. İlk taktiklerini her maçını izleyen babasından almış:

KOCA STADYUMDA NEREDE BULACAKSIN BABAYI

“Altyapıda oynarken maç sırasında, hep babamda olurdu gözüm. Dışarıdan daha iyi göründüğü için yardım ederdi. Ya da ilk yarı bittiğinde yanıma gelir taktik verirdi. Çok yardımcı oldu bana. Ama şimdi stadyumda nerede arayacaksın babayı...”
14 yılını verdiği Eintracht Frankfurt’tan Gaziantepspor’a geldiği günden bu yana da yanında ‘İkinci babam’ dediği Teknik Direktör Tolunay Kafkas var. Kafkas, Cenk Tosun’un tam Galatasaray ile anlaşacağı sırada vazgeçerek Gaziantepspor’u tercih etmesinde büyük etken. Geldiği günden bu yana kendisine en çok sorulan sorunun baş kahramanı:
“Tolunay Hoca beni Kayserispor zamanında da istiyordu. Her gün telefon açıyordu. ‘Oğlum gel, sana çocuğum gibi bakacağım, korkma yalnızlık çekmeyeceksin. İyi işler yapacaksın’ diye motive ediyordu. O ilgiyi Galatasaray’dan göremedim. Doğru kararı verdiğime inanıyorum.” Ve Türkiye’de bu kadar kısa sürede tanınmasına neden olan Galatasaray gollerini unutamıyor: “Küçüklükten beri hep üç büyükler hayalimizdi. Öyle bir takıma gol atmak gurur veriyor tabii. İlk anda kendim bile şaşırdım, anlayamadım. Maçtan sonra telefonlar geldiğinde farkına vardım. Almanya’dan herkes aradı. Gaziantep’te gezerken yolumu kesip teşekkür ettiler.”
Gaziantepspor ile üç buçuk yıllık sözleşme imzalayan Cenk Tosun’un en yakın hedefi A milli olmaktı. Röportaj sırasında kararı henüz belli değildi ama gönlündeki aslanı bize çıtlatmıştı: “Gönlümden geçen anavatan. Ay yıldızlı formanın altında İstiklal Marşı’nı söylemek daha güzel.”
“Yarının Hakan Şükür’ü diyorlar sana” hatırlatmamıza ise yanıtı mütevazı ve temkinli: “İnşallah. Ama daha yolun başındayım. Öğreneceğim çok şey var. Türkiye’de hayat zor. Sizi bir günde padişah yaparlar, öbür gün yerden yere vururlar. Dikkat edeceksin nereye adım attığına, ne yaptığına.”

BEŞİKTAŞ SEMPATİM ÇOCUKLUKTAN

Beşiktaş sempatim çocukluktan. Babam Fenerli, onun Beşiktaşlı arkadaşı vardı; bana hep Beşiktaş hediyesi alırmış; onun etkisiyle herhalde. Şu an Gaziantepspor’dan başka takımım yok. Hangi takımda ekmek paramı kazanıyorsam o takımı tutarım. Herkes üç büyüklerde oynamak ister. İnönü stadına ilk geçen hafta gittim. Beşiktaş-Fenerbahçe maçına. İstanbul’daydım tesadüf oldu. Beşiktaş taraftarı inanılmaz. İnönü Stad’ı da içten güzel ama dıştan çok eski. Taraftarlar bir gün yıkacak orayı. O stadın yenilenmesi lazım.

MAÇTA MUSKA TAKIYORUM

?  Dövme yaptırmam. Takı olarak bir yüzüğüm ve maçta koluma bağladığım muskam var. İnançlıyım. Maça sağ ayağımla girerim ve dua ederim.
? Takı olarak bir de saatlere düşkünüm. 10-15 tane saatim var.
? Türk takımlarının defansı kötü diyemem. Servet Abi olsun, Ömer Erdoğan olsun hepsi çok iyi futbolcular. Avrupa Şampiyonası’nda Ronaldo’yu tutmuş adamlar... Bursa’da belki bir-iki sefer geçmiş olabilirim ama onlar yılların futbolcusu.  Bu son iki maçta şansımın olduğunu da düşünüyorum. Çok şanslı değilim gerçi ama bu maçlarda güzel geçti her şey.
? Gece hayatını sevmem. Eğlencenin zamanını bileceksin. Mesela Bursaspor maçından sonra güzel eğlenmiştik.
? Tesiste kalıyorum, sezon sonuna kadar burada kalacağım. Kaptan Emre Güngör’le aynı odada. Ama onun evi var, pek gelmiyor. Sadece kamp günleri geliyor, maçtan bir gün önce. Herhalde tesisin en büyük odası bizim.
? Yatırım, ileride iyi yaşamak için önemli. Kazandığımı babama veriyorum, o yönlendiriyor. Genelde gayrimenkul...

MESUT DOĞRUSUNU YAPTI

Mesut (Özil) Alman Milli Takımı’nı seçmekle en doğrusunu yaptı bana göre, yoksa şimdi Real Madrid’de oynayamazdı. Türkiye-Almanya maçını (Avrupa Şampiyonası grup eleme maçı) izledim. Kendisi de fazla sevinmedi gol attığına ama o profesyonel, işini yapıyor orada. Babam stadyumdaydı. O maçta ne küfürler yemiş. Bence çok büyük yanlış yapıyorlar.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle