GeriKelebek 'Ayrılık haberlerine cevap vermeyeceğim'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Ayrılık haberlerine cevap vermeyeceğim'

'Ayrılık haberlerine cevap vermeyeceğim'
refid:19100499 ilişkili resim dosyası

Burak Hakkı ve Hande Soral, hayranlarını ters köşeye yatırdı, hiç alışık olunmayan rollerle izleyicinin karşısına çıktı. 1940’lı yıllarda geçen “Bir Günah Gibi”de iki sivri karaktere hayat veren Hakkı ve Soral, rollerin ve setin tüm zorluklarına rağmen hallerinden memnun...

BURAK HAKKI: ARTIK UYKU YOK, SOSYAL HAYAT SIFIR      

“Bir Günah Gibi” dizisinde Enver’i canlandırıyorsunuz. Enteresan bir karakter...   

- Enver, çok sert ve güçlü bir adam... Biraz da “poker face” durumu var. Birinin suratına gülse bile aslında hakkında kötü şeyler düşünme ihtimali yüksek. Aynı zamanda çapkın... Herkese sahip olmak, herkesin üzerinde otorite kurmak istiyor. Daha önce hiç buna benzer bir tip oynamamıştım.

Bu projeyi sizin açınızdan cazip kılan, dönem işi olması mıydı?

- Projenin genel olarak iyi olmasıydı... Dizideki aile ilişkileri çok kuvvetli. Aile içindeki psikolojik savaşlar çok fazla. Çıkar çatışmaları var. Bir de her projede farklı bir karakter yaratayım derdindeyim. Hep aynı şeyi oynamaktan sıkılıyorum.

Rolünüz gereği tango öğrenmişsiniz. Dersler devam ediyor mu?

- Fırsat buldukça hocamı arıyorum ama çekimler başladığı için eskisi kadar zamanım olmuyor. Arka arkaya üç gün 21 saat çekim yaptık, düşünün. Uyku yok, sosyal hayat sıfır.

ÖPÜŞME SAHNESİNİN NEDEN KESİLDİĞİNİ ANLAYAMADIM

Dönem işleri bıçak sırtı işler oluyor. Hata affetmiyor. Eleştiriler de acımasız oluyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

- Öncelikle şunu söyleyeyim; dizimizin bir tarih danışmanı var. Bunu yanlış haberler çıktığı için özellikle vurgulamak istedim. Çünkü insanlar hiç araştırmadan dizide hata bulmaya çalışıyor. Bir iki ufak tefek hata olabilir ama majör hatalar yok. Pera Palas’ta, Mısır Apartmanı’nda, Büyük Londra Oteli’nde çekimler yapıldı. Galata’da da çalışıyoruz. ıç mekan çekimleri ise Maltepe Üniversitesi’nde hazırlanan platoda sürüyor.

Senaryo size gelmeden önce, 1940’lara dair bilginiz var mıydı?

- Ben ekonometri okudum. Siyasal bilgiler dersi de aldım. Tarihi bilgim var. O yüzden bu dönemi biliyordum.

Zeynep Aydemir’le oynadığınız deniz sahnesi gösterilmedi. Bunun nedeni size söylendi mi?

- O dönem terör sebebiyle acımız büyüktü, belki o yüzden kesmişlerdir. Aslında güzel sahneydi. Hava sıcaklığı 12 dereceyken elbiselerle denize girdik ve o sahne gözükmedi. Oysa gözükmesi gerekiyordu çünkü biz o sahne sonunda öpüşüyoruz ve bu adamın balayının ilk gecesinde karısıyla değil başka bir kadınla olduğunu o sahne gösteriyordu. Ben bu sansürün sebebini anlayamadım açıkçası.

HANDE SORAL: FİGEN’İN RUH SAĞLIĞI NORMAL DEĞİL

“Bir Günah Gibi” sizin ikinci işiniz ama izleyiciye yıllardır ekrandaymışsınız gibi geliyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

- 3,5 sene “Küçük Kadınlar”da oynadığım için insanlarda böyle bir hissiyat uyandırıyor. Keza bende de öyle. O 3,5 senede, başka bir oyuncunun 10 senede kazanacağı deneyimi edindim. O yüzden ben de kendimi uzun senelerdir bu işi yapıyormuş gibi hissediyorum, oysa henüz 24 yaşındayım.

İkinci işinizin bir dönem dizisi olması, sizin açınızdan biraz riskli değil mi?

- Hayır, kesinlikle değil. Bilinçli bir tercihti zaten.

“Artık oyuncu oldum” diyor musunuz?

- Diyemiyorum, diyemeyeceğim de galiba... Çünkü mektepli değilim.

TEK DERDİ BABAYA KENDİNİ GÖSTERMEK

Canlandırdığınız Figen biraz kıskanç bir karakter... Başka hangi özellikleri ön plana çıkıyor?

- Figen, ruh sağlığı normal bir kız değil, problemli... Çocukluğundan gelen büyük bir acısı var. Babasına çok bağlı ama onunla hayal ettiği gibi bir iletişimi yok. Ablasıyla babası arasındaki ilişkiye imreniyor ve ne yapıyorsa babaya kendisini gösterebilmek, kendisini sevdirebilmek için yapıyor.

Geçmiş bölümlerde ablasına çok kötülük yaptı. Bundan sonraki bölümlerde daha da kötüleşebilir mi dersiniz?

- Olabilir. Figen çok agresif ve her şeyi yapabilecek kadar fütursuz. Ölçüsü, sınırı yok onun...

En son arkadaşının babasıyla birlikteyken eniştesine yakalanıyor. Bu durumdan sıyrılabilecek mi dersiniz?

- Dediğim gibi onun hiç ölçüsü yok, bu yüzden her durumda bir çıkış bulabilir.

Ablasını incitmek için de elinden geleni yapıyor, eniştesine de ilgi gösterir mi sizce?

- Çok mümkün... Çünkü ablasına zarar vermek için göze almayacağı şey yok.

Ölçüsüz bir karakter canlandırmak zor mu?

- Hayır, aksine çok keyifli. Çünkü her an her şeyi yapabiliyor. Ağlarken kahkaha atabilir, sınırları yok. Bu açıdan çok büyük bir özgürlüğüm var.

O MEŞHUR BABA-KIZ AŞKINI HÂLÂ YAŞIYORUZ

Sizin kardeşleriniz var mı?

- Evet, ikiz kardeşlerim var.
 
Sizin onları kıskandığınız oldu mu hiç?
 
- Ben dört yaşındayken doğdular. Hatırlamıyorum ama ufak tefek kıskançlıklar yapmışım, tabii onlara zarar verecek boyutta değil. “Benim de altımı bağlayın” demişim mesela. Onların doğum gününde de hep en önde ben varım mesela.

Şimdi nasıl aranız?

- Çok iyi... Zaten birlikte yaşıyoruz.   

Ya babanızla ilişkiniz ?

- Ben ilk çocuğum, o meşhur baba-kız aşkını hâlâ yaşıyoruz. Çok sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Babam da her şeyi paylaşabildiğim en yakın arkadaşım gibidir.

“TEBELLEŞ” KELİMESİ SETTE CANIMIZA OKUDU

Dönem işi çekmenin zorlukları neler?

- Birincisi o döneme dair çok az belge var. ıkincisi de 1940’larda kullanılan Osmanlıca kelimeler... Gerçi bizim dizide kullandığımız dil daha hafifletilmişi ama “tebelleş” kelimesi sette hepimizin canına okudu mesela!

“Keşke o dönemde yaşasaydım” dediğiniz anlar oluyor mu?

- Oluyor. Sadece o dönem için değil, 60’lar 70’ler için de diyorum bunu. Onlar çok naif ve zarif dönemler. Birbirine sahip çıkma var. Komşuluklar, ilişkiler, her şey farklı.

Bir de oyuncu psikoloğu olma hayaliniz varmış...

- Evet ama bunun için zamana ihtiyacım var. Birkaç sene buradan uzaklaşıp, o iş için yurtdışında eğitim almak istiyorum.

Tam kendinizi göstermeye başlamışken her şeyi bırakıp gidebilir misiniz? unutulmaktan kormuyor musunuz?

- Hayır, hiç öyle bir çekincem yok. Bu iş bu kadar içime sinmeseydi, yurt dışına gidecektim zaten.

Nereye gitmek istersiniz peki?

-İtalya. Çünkü hem ıtalyanca’yı biraz anlıyorum hem de orada oyunculuk yapmayı çok istiyorum.

AYRILIK HABERLERİNE CEVAP VERMEYECEĞİM    

Çekimlerin çok uzun sürdüğünden söz ettiniz. Ailenize ayıracak zaman kalmıyordur hiç...

- Maalesef... Oğlum işe gitmemi istemiyor artık zaten... “Nefret ediyorum işten. Benim yeterince oyuncağım var baba, gitme işe” diyor. Bu çalışma saatlerinin bir kurala oturtulması lazım.

Son olarak bir şey sormak istiyorum; eşiniz Sema şimşek’le ayrılma kararı aldığınız doğru mu?

- Bunu hiç sorma bana. O konuda konuşmak istemiyorum. Özel hayat, dediğimiz gibi özel kalmalı. Bir sürü haber çıkıyor, artık her habere cevap verecek durumumuz olmuyor.

OKAN KIZ İSTEMEYE GELMEDİ 

Okan Yalabık’ın sizi ailenizden istediği yazıldı, bu doğru mu?

- Değil. şu an öyle bir şey düşünmüyoruz. Bu haber sorun da yarattı.

Neden?

- Ailelerimize tebrikler geldi. Herkes gerçek sandı. Aile büyüklerimiz, yakınlarımız neden bize haber vermediniz diye küstü.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle