GeriKelebek Ayhan Işık'la sürekli kavga eder barışırdık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayhan Işık'la sürekli kavga eder barışırdık

Türk sinemasının en çok kavga edip küsen, sonra da barışan kişileri Göksel Arsoy ve rahmetli Ayhan Işık'tır.

- Ayhan'la haftanın hemen her gecesi beraber dolaşırdık, ama gizli. Hatta beraber çapkınlık da yapardık, sana ne yalan söyleyeyim. İkimizin de sette işi bittiğinde gece buluşma yerimiz Sıraselviler'deki Clup 12 olurdu. Sonra aramıza rahmetli Reha Yurdakul ile Memduh Ün de katılırlardı. Ayhan'la birbirimize karşı yaptığımız hareketlerden alınarak küserdik, hatta bir keresinde üç ay konuşmadık. Rahmetlinin durup dururken bazı tuhaf konuşmaları olurdu. Mesela bir gün gazeteye ‘‘Ben Amerika'dayken bir çocuk çıkmış, ortalığı yıkıp kavuruyor. Neyse ben döndüm de vaziyet toparlandı’’ demiş. Bu laflara gerek yok, çünkü otomatikman beni kurmuş oluyor. Ama bu tatlı rekabetin dışında aramızda en küçük bir kötü laf, kötü kelime, kötü davranış hiçbir zaman olmadı.

SOKAKTA YARIŞ

Göksel Arsoy'un rahmetli Ayhan Işık'la yığınla anısı var...

- Bir akşam Tarabya Garaj'da yemek yiyoruz. Ayhan, birdenbire ‘‘Ben lisedeyken koşuda şampiyondum, benden başka kimse koşamazdı. Şimdi de sabahları koşuyorum, ısındıktan sonra şu kadar saniyede, şu kadar koşarım’’ filan dedi. Baltayı öyle bir taşa vurmuştu ki, ben Kayseri Lisesi'nde, Haydarpaşa Lisesi'nde 100 ve 200 metre koşardım; bu saniyeler de abartılıydı. Ben bunları söyleyince münakaşa çıktı. Hafif içki de var. Memdun Ün de ‘‘Ben futbolcuyum, hiçbiriniz benimle yarışamazsınız’’ dedi. Reha Yurdakul da ‘‘Ben de Ada şampiyonuyum’’ deyince ortalık karıştı. Hep birlikte yarışmaya karar verdik. Saat gecenin 12'si, hafif de yağmur yağmış... Tarabya meydanının tam otele doğru kesiştiği noktaya garsonları koyduk, dördümüz de sıraya girdik. Tarabya Oteli'ne kadar koşacağız, oraya da şefleri koyduk. Yanlardaki gazinoların adamları da sağlı sollu ara sokakları kestiler arabalar çıkmasın diye. Senin anlayacağın Tarabya'yı o geceyarısı esir aldık. Yarışın sonunda ben birinci, Memduh ikinci, Ayhan üçüncü ve Raha dördüncü oldu. Rahmetli Ayhan'da mazeret hazır, ayağı çekmiş. Bu olay da Ayhan'la yine kısa bir süre dargın kalmamıza neden oldu. Son olarak Ali Ramazanoğlu'nun yalısındaki davette yanıma geldi, boynuma sarılarak ‘‘Kıymetimi bilmezsin ama, hatıralarımın her sayfasında sen varsın’’ dedi. Gerçekten de vefatından sonra yayınlanan anıları bunu gösterdi. O günden sonra hiç tantana etmedik, küsüşmedik. Vefatında da çok şükür barışıktık. Cenaze töreninde onun fotoğrafını en önde ben taşıdım. Böyle muhteşem bir cenaze töreni herkese nasip olmaz. Nur içinde yatsın, o ne acayip sevgiydi, o ne acayip itibardı?.. Ayhan ve onun gibi insanlar reddedilemez.

YAĞ VE İÇKİ YOK

Nazar değmesin diye tahtaya da vurdum, bu Göksel Arsoy'un 63 yaşında olduğunu söylemek için bin şahit gerek.

- Yener'ciğim, hiç düşenmeden söyleyeyim, kendimi hálá çok yakışıklı buluyorum. Aslında kendimi hálá çocuk gibi görüyorum. Hiçbir zaman için ileri yaşları kabul etmiyorum, etmem de mümkün değil. Bunun sırrı spordur. Haftada dört gün tenis oynuyorum. Dokuz yıldır İstanbul Tenis Kulübü'nün başkanlığını sürdürüyorum. Ayrıca kendimi bildim bileli bizim eve katı yağ girmemiştir, hep çiçek yağı kullanılır. Bol meyve, bol sebze yerim. Fiziğimi bozacağına inandığım için içki içmem, bir dost meclisi olmadıkça. İçtiğim de en fazla iki dubledir. İçkiyi fazla kaçıranlar yüzlerinden belli oluyor. Sevgili Yener senden bir ricam var, lütfen her sabah beni arayıp yakışıklı olduğumu söyle. Dünyada iltifattan hoşlanmayan insan yoktur.

Bunca yıllık arkadaşım Göksel Arsoy'u kıracak değilim ya...

Siyasete bulaşmam

Siyasete girmeyi hiç düşünmedim, gelen teklifleri kabul etmedim. Bu memlekette başını belaya sokmak istemiyorsan, evlenip boşanana, meslek seçene ve siyasete karışmayacaksın. Dört yıl önce bana bir partinin İstanbul il başkanlığı teklif edildi. Ankara'dan gelen heyetle Divan Oteli'nde buluştuk, kendilerine ertesi gün olumsuz kararını özürlerimle bildirdim. Sonra ilerleyen yıllarda ne kadar haklı bir karar verdiğimi gördüm. Son seçimlerde bir parti de bana Sarıyer Belediye Başkanlığını teklif etti. Ona da sıcak bakmadım, çünkü o muhitte oturmuyorum ki.

Eşi anlatıyor

BALIK BURCU ERKEĞİ DUYGUSAL OLUR

Göksel çok iyi bir eş, çok iyi bir babadır. İlk başlarda film sanatçısı olmasına karşı çıkmıştım, hatta ayrılma tehdidinde bile bulunmuştum ama sonra beni ikna etti. Bugüne kadar beni aldatığına hiç tanık olmadım. Çok duygusaldır, hep hisleriyle hareket eder. Balık Burcu adamı olarak hislerine mağluptur. Ben de Akrep Burcu kadını olarak çok fazla mantıklıyım galiba, birbirimizi dengeliyoruz.Kızdığı zaman birdenbire parlar, hemen de geçer.

Cimri değil tutumlu

Babam Hava Kuvvetleri'ndeydi. Ben Keyseri'deki Hava Üssünde doğdum. Allah rahmet eylesin, bilhassa annem tarafından biz hep ‘‘Ne olacağız’’ korkusuyla geleceğe hazırlandık. Onun için tutumlu oldum, ama asla cimri değilim. Sinemadan, sahneden kazandığım paralara hep dikkat ettim. Sinemadan elde ettiğim ilk kazançlarımla Ayazpaşa'da şimdi oğlumun oturduğu daireyi aldım. Şu anda oturduğumuz villa ise sahneden kazandıklarımla olmuştur. Bir takım arazilerim var, Güzelce'de yazlık villam var, dükkanlarım var. Hala bende ‘‘Durmayalım düşeriz’’ korkusu vardır. Asla bundan sonra çalışmaya ihtiyacım yok diyemem. Ben hayatımın sonuna kadar çalışmak mecburiyetindeyim. Hep dua ederim ki, Allah insanı gördüğünden ayırmasın, yaşadığı çizgiden düşürmesin.




Yorumları Göster
Yorumları Gizle