GeriKelebek Avanak Avni Avrupa’ya işte böyle çıktı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Avanak Avni Avrupa’ya işte böyle çıktı

Geçen hafta Fransa’da referandum sonucunu kutlayan gençler, üzerlerinde karikatürist Oğuz Aral’ın Avni’si olan tişörtler giyiyorlardı. Fotoğraflar gazetelerde yayınlandığında, dikkatli okuyucuların hepsi, o sırada aynı soruyu sordu: Avni’nin Fransa’daki gösterilerde ne işi var? İşte aslında 20 yıl önce başlayan öykünün perde arkası...FRANSA’nın Avrupa Anayasası’na ‘Hayır’ dediği gece, alanları dolduran coşkun kalabalığın arasında onu görünce hepimiz aynı soruyu sorduk: ‘Avanak Avni’nin orada ne işi var?’ Gençliğimizin en çok bize ait olan çizgi kahramanı Avanak Avni, aslında Oğuz Aral’ın hiç haberi olmadan ama sonradan onun büyük desteğini de alarak, yirmi yıldan beri dünyanın her tarafında mücadele ediyor. Acaba neden? Çevresinden beklediği ilgiyi göremeyen, sevdikleri tarafından anlaşılmadığını düşünen, haksız yere dayak yiyen, yok farz edilen ama aynı zamanda kimsenin beklemediği kadar akıllı, sağduyulu, hesapçı da olan Avanak Avni’de, onun ifadesinde herkes biraz kendisini, isyanlarını bulduğu için belki de. Avanak Avni’yi Avrupa’ya ilk çıkartan bir Türk; Yiğit Bener. Birçok solcu genç gibi, 1980 darbesinden sonra Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Yiğit Bener, Avanak Avni’yi ilk kez 1984 yılında, çalışmakta olduğu gazeteye renk katmak için kullanmış. Avni’nin bundan sonraki macerasını Bener’den dinleyelim: ’12 Eylül’den önce ben de düzenli bir Gırgır okuyucusuydum. Darbeden sonra Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldım. Brüksel’de yaşamaya başladım. O dönemde, Dördüncü Enternasyonal’in Belçika’daki biriminin gazetesi ‘La Gauche’ta yazı işlerinde çalışıyordum. Gazetemizi kuru buluyor ve renk katmak istiyordum. Toplantılarımızda, karikatür kullanmamız gerektiğini savunuyordum. Karikatür çizecek halim yoktu. İşte o zaman bende, Avni’yi araklamak gibi haince bir fikir doğdu.’Yiğit Bener bunları tasarlarken, Avni’nin gençlik hareketlerine mal olacağını aklından bile geçirmiyordu. La Gauche, Dördüncü Enternasyonal’in yani dünya Troçkist gençlik hareketinin gençlik örgütü JGS/SJW’nin, ‘Sonbaharın sıcak geçeceğini’ ilan eden reklamında Avni’yi kullanınca, yıllarca orak çekiçleri, çarkları, yumrukları kullanarak kitlelere ulaşmaya çalışan sol hareket, kendisine yeni bir sembol buldu: Avni.Yiğit Bener, Avni’nin kendi denetiminden çıkış öyküsünü şöyle anlatıyor: ‘Avni çok tuttu. Avni, iyiyi, işçiyi, sosyalist genci temsil eder oldu. Özellikle gençler arasında. Gazetede yayınlandıktan bir süre sonra baktım örgütün gençlik kolları da Avni’yi sahiplenmeye başladılar. Kendi gazetelerinde kullanıyorlardı. Derken Avni, gençlik örgütümüzün bildirilerinde de boy gösterir oldu. Artık Avni sadece Oğuz Bey’in değil benim de kontrolümden tamamen çıkmıştı. Gazete Avni’den vazgeçtiği dönemlerde bile gençler onu terk etmemişlerdi. Avni, sadece onlara aitti. Avni’yi rozetlere taşıdılar. Füzelere karşı yapılan kampanyada, Avni füzeleri tekmeyle geri yolluyordu. Bu rozetler binlerce sattı. Avni hızla çok daha geniş kitlelerin simgesi haline geliyordu. 1980 sonlarında Brüksel’de, 400 bin kişinin katıldığı barış yürüyüşünde Avni bu kez savaş karşıtlarının taşıdıkları pankartlarda yer alıyordu.’Avni direniş kahramanı haline gelince Yiğit Bener, Oğuz Aral’a bir mektup yazıp durumdan kendisini haberdar ediyor. 2 Aralık 1986’da kaleme aldığı mektupta Bener, ‘Mahcup olmanın verdiği çekingenlik nedeniyle’ Aral’a iki yıldan beri yazmak istemesine rağmen yazamadığını söylüyor. Mahcubiyetinin nedeni ise ‘Ekte anlatacaklarımı sizin izniniz olmadan yapmış olmam’ diye açıklıyor.Bener mektubunda, Avni’nin başına gelenleri aktarırken, ‘İş çığırından çıktı. Avni dev boyutta bez pankart haline de geldi. Yürüyüşlerde flama olarak taşındı. O kadar ki Belçika işçi hareketinin tarihine bile geçti’ diyor.Tabii Avni’nin serüveni burada bitmiyor. O öyle evrensel bir mesaj ki, Avni’yi gören kapıyor. 1985’te, Troçkist gençlik örgütünün dergisi PRT’nin kapağında Meksika’da boy gösteriyor Avni. Bener Avni’nin 20 yıl önceki serüvenini anlatırken, Gırgır Dergisi’ndeki ilginç bir öyküyü anımsatıyor: ‘Gırgır’ın geçmiş sayılarında, yalnış anımsamıyorsam Galip Tekin’in bir dizisinde benzer bir hikaye vardı. Nükleer savaştan sonra dünya yok olmuştu ve uzaydan gelen canlılar bir adet Gırgır dergisi bulmuşlardı. Ve orada gördükleri Avni’yi, Muhlis’i Rıdvan’ı putlaştırıp Tanrı yapmışlardı. Yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. Avni’nin, Avrupa’ya ayak basışından 20 yıl sonra bile yine yüzlerce insan Avni’li tişörtler giyip, Avrupa Birliği Anayasası’na ‘Hayır’ın mesajını onunla güçlendiriyorlar.’Oğuz Aral artık aramızda değil, Avni’yi Paris sokaklarında dolaşırken görseydi ne derdi? Yirmi yıl önceki gibi davranırdı eminim. Yirmi yıl önce Avni’nin baskıya, savaşa, sömürüye, eşitsizliğe karşı direnişler örgütlemek için dünyaya açıldığını duyduğunda Yiğit Bener’e verdiği tepki, Aral’ın hayata karşı duruşunun özetiydi.Aral, Avni’nin, gazete ve dergilerde yayınlanması, tişörtlere basılması, hatta rozetlere basılıp satılması karşısında telif hakkı istemiş miydi? ‘Kesinlikle telif hakkı üzerinde durmadı’ dedi Bener.‘Ben, Avni’nin kullanıldığı davalara gönül vermiş bir insanım. Avni’nin dünyayı dolaşmasından gurur duyarım, bu olanlar telif ücretinden çok daha büyük bir ödüldür benim için.’ İşte, Aral’ın yanıtı bu olmuştu. Avni’nin yirmi yıl önce olduğu gibi, bugün de haksızlıklara başkaldırı simgesi olarak sahneye çıkmasının sırrı ne olabilir?Bu serüvenin en yakın tanığı olan Yiğit Bener, sırrı tek bir cümlecikle açıklıyor. ‘Bu, Aral’ın sanatının gücüdür!’