GeriKelebek ATAMAN ÖZBAY HAKKINDA:
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

ATAMAN ÖZBAY HAKKINDA:

ATAMAN ÖZBAY HAKKINDA:
refid:24133539 ilişkili resim dosyası

Türkiye'de ve dünyada birçok ilke imza atan işadamı Ataman Özbay "7 Yaşında bindiğim kamyonun freni patladı ve hayata yuvarlandım" kitabıyla tecrübelerini paylaştı.

Özbay, bir gün yemeğe gittiği lokantada hesapların gazetelerin yan tarafında bulunan boşluklara yazılarak yapıldığını gördü ve Türkiye'de ilk defa adisyonu yaptı. İlk eczanelerini Hayrabolu'da açan Özbay, 26 yaşına geldiğinde 2 eczane 1 matbaa ve 1 yağ fabrikasının sahibi olmuştu. Çocukları için İstanbul'a gelen işadamı, sonrasında toptancılık yapmaya başladı ve sektörünün en büyüklerinden oldu. Islak mendil imalathanesini kurmaya karar vererek toptancılığı bırakan Özbay, Türkiye de ve dünyada birçok ilke imza attı.

Tüm bu birikim ve tecrübelerini kitabında okuyucusuyla paylaşan Ataman Özbay ile kitabı hakkında konuştuk;

Kitabınızın adı "7 Yaşında bindiğim kamyonun freni patladı ve hayata yuvarlandım" Neden böyle bir isim seçtiniz?
Her insanın hayatında başarı ya da başarısızlığa neden olan olaylar vardır. Bende hayatımın tümünde başarılı olmama neden olan olayın henüz yedi yaşında yaşadığım bir trafik kazası olduğunu düşünüyorum. Bir seyahat sırasında içinde bulunduğumuz kamyonun frenleri patladı ve herkes araçtan atladı. Sadece annem ve ben atlayamadık. Tam uçurumdan yuvarlanacakken, bir ağaca çarpan kamyon durdu ve hayatımız kurtulmuş oldu. Bu olayın bende bıraktığı iz "Kekemelik" oldu. Kekemeliği yenmek için gazete satmaya başladım. Henüz 7 yaşındaydım ve ticari hayatım başlamıştı. Her gün akşama kadar gazete satmak için bağırıyor, aynı zamanda eve götürmem gereken iki adet ekmeğin parasını kazanmaya çalışıyordum. Gazete satma sürem lise bitene kadar devam etti. Tabii ki yıllar ilerledikçe gazetede üstlendiğim görevler artmaya başladı. Bir gün geldi kendi matbaamı kurdum ve Trakya'nın en büyük matbaasının sahibi oldum. Gazete çalıştığım dönemde sürekli okumuş bilgili insanlar ile yan yana olma, onları dinleme imkanına sahip oldum. Arkadaşlarım oyunlar oynar, hayattan habersiz yaşarken ben geleceğimi inşa ediyordum. Bu dönemde tanıdığım insanlardan çalışmayı, okumanın önemini, sosyal hayatı, aile hayatının önemini ve hepsinden önemlisi eczacı olmama gerektiğini öğrendim. İşin özü her şey o kamyonun freninin patlaması ile gerçekleşti.

Bu kitap okuyucuya ne veriyor?

ATAMAN ÖZBAY HAKKINDA:
Kitabı yayına hazırlarken en önem verdiğim nokta; insanlara üreteceği fayda idi. Ticaret hayatımda her zaman fayda üretmeye gayret ettim. Beni tanıyan herkes "Ataman yaparsa en iyisini yapar" derdi. İnsanların sağlığına zarar vermeyen en kaliteli ürünleri imal ettim. Bu kitabı hazırlama nedenim de farklı değil. Okuyucunun hayatına bir nebze olsun fayda sağlayabilmek. Hayatımı çalışmaya yeni ürünler bulmaya ve kimsenin düşünmediği çalışmalar yapmaya adadım. Bunda başarılı olduğumu da düşünüyorum. O kadar çok tecrübe edindim ki, bu tecrübelerimi benimle birlikte toprağa götürmenin haksızlık olduğunu düşündüm. Tüm birikim ve tecrübelerimin yol gösterici bir kılavuz olabilmesi için bir şey yapmalıydım. Bunu ancak kalıcı bir eser bırakarak yapabileceğime inandım ve kitabımı hazırlamaya başladım. Dolayısı ile kitabı okuyan herkes- maddi manevi, fiziksel- ruhsal hayata ve yaşanmışlığa dair ne varsa bulabilecekler. Aile hayatlarından, iş hayatlarına kadar karşılaşacakları birçok konuyu açıklayıcı bir şekilde aktarmaya gayret ettim. Okuyucu kitapta onlarca buluş yapmış bir adamın hem başarısının sırrını, hem de hayatın gerçeklerini bulacak.

Gençler kitabınızı okuduklarında ne gibi yorumlar yapıyor?
Şu ana kadar onlarca kişiden yorum geldi. Gençler sosyal medyayı çok yoğun kullandığı için bende sosyal medya hesaplarımı olabildiğince aktif tutuyorum. İstedikleri mecralardan bana ulaşma imkanı bulabiliyorlar. Bu sayede mümkün olan en yüksek seviyede etkileşim içerisinde bulunabiliyoruz. Öncelikle gelen tüm yorumların çok sıcak, içten ve samimi olduğunu söyleyebilirim. Kitabımın çok akıcı, kendileri için yol gösterici bir içeriğe sahip olduğuna söylüyorlar. Kimileri ise; hem güldüklerini hem de ağlamaktan kendilerini alıkoyamadığından bahsediyor. Hayatlarının kalan kısmında bir baş ucu kitabı olarak yanlarından ayırmayacağını söyleyenlerin sayısı da az değil. Bunları duymak ve gelen mesajlardan okumak bana inanılmaz bir mutluluk yaşatıyor. Görüyorum ki, amacıma ulaşmış, gereken mesajları okuyucuya aktarmışım.

Tabii ki, sadece genç kardeşlerimiz değil, iş dünyasından, sanat çevrelerinden ve bürokratlardan da çok güzel yorumlar almaktayım. Beni en çok mutlu eden şeyse; kitabımın her yaştan ve sosyal çevreden insana hitap ediyor olması.

Kitabınız duygu, tecrübe ve mesajlar yumağı ile dolu, okuyucu mutlaka çok etkileniyor. Zaman zaman motive oluyor, zaman zaman ise gözyaşlarına boğuluyor. Siz bu duyguları kitaba aktarırken neler hissettiniz?
Kitabın yayına hazırlanması yaklaşık altı ay sürdü. Bu zaman zarfında oldukça yoğun bir mesai harcadık. Her yazdığımız satırı defalarca gözden geçirdik. Onlarca kez yeniden ve çok daha büyük bir keyif alarak okuduk. Yapılması gereken düzeltmeleri yaparak her gün çok daha inanarak ilerledik. İtiraf edeyim bazen fiziksel, bazense zihinsel olarak çok yıprandık. Bize enerji verense ortaya çıkan güzel eser oldu. İnsanın bir eşeyi yaparken gerçekten ne yaptığını bilmesi çok önemli. Bu açıdan kendimi çok şanslı görmüşümdür. Bu güne kadar ne yaparsam yapayım hem ne istediğimi, hem de ne yaptığımı bilerek çalışmışımdır.

Kitabı yayına hazırladığımız süre zarfında, bazen çocukluğumda, bazen gençliğimde, bazense yakın tarihte nostalji yaptım. Kimi zaman annem-babam-kardeşlerimle, kimi zaman arkadaşlarımla, kimi zaman ise eşim ve çocuklarım ile yan yana olduğumu hissettim. Kimi zaman acı, kimi zaman mutluluk yaşadım. Bazı anlarda sevincim gözlerimden okunurken, bazı anlarda o gözlerden yaş akıttım. Çocukluğumda yaşadığım yokluk yıllarını tekrar her hücremde hissettim. Babamı ve ağabeyimi zamansız kaybedişim içimi tekrar acıttı. Bazı geceler uykularım kaçtığı için sabahlara kadar uyumadım. Bazen de öyle anlar geldi ki, eşimle tanışmam, evlenmem, çocuklarımın olması, ilk eczanemizi açışımız ve sonra yaptığımız işler gözlerimin ışıldamasına, derin bir ah çekmeme neden oldu. Çektiğim derin ahın nedeni; artık eşimin aramızda olmayışıdır. Ancak her işte olduğu gibi kitap hazırlığının sonunda çıkan esere baktığımda gözümde mutluluk, kalbimde tarifi imkansız bir heyecan vardı. Güzel bir iş yapmanın gururunu yaşamadım dersem yalan olur.

Kitabınız 7 den 70 e her yaş aralığına hitap ediyor. İster okul, ister iş, ister aile hayatına dair birçok konuyu akıcı bir dille aktarmışsınız. Bunun nedeni nedir?
İnsanlar kaç yaşına gelirse gelsin gelişime açık olmalıdır. Bunca yıllık ticari geçmişim ve edindiğim hayat tecrübelerine rağmen halen öğrenmeye, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bunun en büyük nedeni kendim kadar eğitim ve seminer verdiğim kişilere olan saygımdır. Kişi önce kendinde olan eksiklerin farkına varmalı ve onları en iyi şekilde geliştirmelidir. Gelişim durduğunda hayatın durduğuna inanan biriyim. Bu yüzden kendim için istediğim her ne varsa, bunları okuyucularım, seminer ve eğitimlerime katılan arkadaşlarım içinde istiyorum. "Öğrenmemin yaşı yoktur" Öngörüsünden yola çıkarak her yaşta insanın öğrenmeye açık olduğunu düşünüyorum. Yine "Ağaç yaşken eğilir" sözü küçük yaşta edinilen tecrübelerin insanları çok daha geliştirdiğini gösteriyor. Kaldı ki, tüm başarımı çocuk yaşta çalışmaya ve kendimi geliştirmeye borçlu olduğumu her zaman dile getiren biriyim. Durum böyle olunca kitabımın her yaşta insana hitap etmesi ve okuduklarında onlara bir şeyler katması gerekiyordu. Bunun için büyük bir öz veri ile aylar süren çalışma ile ince eleyip, sık dokuduk. Ortaya güzel olduğuna inandığım bir eser çıkardık.

İnsanlar artık bizden iş geçti ya da daha önümde uzun yıllar var der ve yapmaları gereken işleri ertelerlerse hep yerlerinde saymak durumunda kalacaklar. Nefes aldığımız sürece fayda üretmeliyiz. Bunu başaran kişiler başarmayanlardan bir kaç adım önde yaşayacaklardır.

Yıllarca süren bir çalışma hayatı ve sonrasında üniversitelerde seminerler serisi. Üniversitelerde seminer vermeye nasıl başladınız?
Üniversitelerde seminerler verip gençlerle bilgi ve tecrübelerimi paylaşmama sebep olan kişi Ahmet Şerif İzgören'dir. Kendisiyle tanıştıktan sonra beni cesaretlendirerek gençlerle bir araya gelmemi sağladı. Mutlaka hayat hikayemi herkesin bilmesi gerektiğini söyledi Sadece söylemekle de kalmayıp sunumum konusunda da yardımcı oldu. İlk zamanlar nasıl yaparım diye çok heyecan yaşadım. Ancak Ahmet Şerif İzgören ve ekip arkadaşları bana her zaman destek oldu. Bu sayede her geçen gün kendimi biraz daha geliştirme imkanı buldum. Kitabımı yazmam konusunda ön ayak olanda yine Ahmet Şerif İzgören'dir. Şimdi geldiğim duruma baktığımda ben dahi şaşırıyorum. Hala sahneye çıktığım ilk beş dakika heyecandan kalbim duracak gibi oluyor. Sonrasında gençlerin verdiği o muhteşem enerji ve sevgi dolu yaklaşımları ile rahatlıyorum. İyi ki seminer vermeye başlamış ve gençlerle bir araya gelmişim. Şuan hayatımda yeni bir başlangıç oldu ve o pırıl pırıl çocuklarla bilgi-tecrübe paylaşımına başladım. Diyebilirim ki, bana yeniden hayat enerjisi verdiler.

Binlerce üniversite öğrencisi ile yan yana geliyor, onlarla tecrübelerinizi paylaşıyorsunuz. Aldığınız tepkiler nasıl?
İşin en güzel yanı tamda sorduğunuz soru. Bu öyle güzel bir duygu ki, kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Her seminer sonrası çevremde sevgi yumağı oluşuyor. Onlarca genç fotoğraf çektirip güzel düşüncelerini iletiyorlar. Hissettikleri sevgi ve saf duyguları gözlerinde görebiliyorsunuz. Kimi size hayranlıkla bakıyor, kimisi ise hayretle. Onlarda çıkmazlar yaşamakta olduklarından kendilerine yol gösterdiğimi ve bundan sonra çok daha azimle ilerleyeceklerinden bahsediyorlar. Başarının istendikten sonra mutlaka elde edilebileceğine olan inançlarını söylüyorlar. Onlarda ki bu samimiyet ve heyecan bana da nüksediyor ve daha sonraki, seminerlere daha büyük bir heyecan içerisinde gidiyorum. Seminerde yan yana gelemediğimiz ya da zaman kalmadığı için görüşemediğimiz genç kardeşlerimiz sosyal medya hesaplarından ulaşıyorlar. Gelen mesajları görmelisiniz. İşte o söylemler ve mesajlar sonrasında iyi ki, geçmişte o kadar sıkıntı yaşamışımı diyorum. Eğer o zorlukları yaşamamış olsaydım anlatacak neyim olacaktı? Allah ömür, sağlık, güç-kuvvet verdiği sürece gençlerle bir araya gelmeye devam edeceğim.

Tecrübe ve başarılarınız herkes tarafından biliniyor. Mutlaka bu tecrübelerinizden istifade etmek isteyen kurumlar vardır. Bu yönde ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Tabii ki, iş dünyasından birçok kurum tecrübelerimden istifade etmek istiyor. Bununla ilgili internet sitemden email atarak ya da iletişim numaralarımızdan arayarak temas sağlıyorlar. Vaktim ve istenen eğitimle, kriterler uygun olduğu sürece gelen teklifleri değerlendiriyor, elimden geldiği kadar iştirak etmeye çalışıyorum. Katıldığım tüm kurum eğitimlerinde yaptığım tecrübe paylaşımları gerek çalışan, gerekse kurum sahiplerine ışık tutuyor. Yöneticisinden, personeline tüm arkadaşlardan aldığım güzel geri dönüşümler mutlu olmamı sağlıyor. Bu yaşımda dahi insanlara yardımcı olabildiğimi görmek en büyük mutluluklarımdan diyebilirim.

Hayatınızın bundan sonraki bölümüyle ilgili planlarınız neler? Bizi yeni buluşlar bekliyor mu?
Hayatın karşımıza ne çıkaracağını bilemeyiz. Ancak ben kalan ömrümde fayda üretmeye devam etmek istiyorum. Bilgi ve tecrübelerimi cimrilik yapmadan olabildiğince fazla kişiye ulaştırmaya çalışacağım. Bir tek gayem var; Ülkem insanına ve ülkeme hizmet edebilmek. İnanın hiç bir ülke bizden üstün değil. Bizler dünyada ki, en gelişmiş, en akıllı insanlarız diyebilirim. Bazen imkansızlıklar, bazen korkular bizi ilerleme konusunda kısıtlıyor. Eğer biraz kalıplarımızın dışına çıkmayı başarabilirsek inanıyorum dünyada kimsenin akıl edemediği işlere imza atarız. Gittiğim bir çok kurum ya da üniversitede bunu görebiliyorum. Yetenekli gençlerimizin sayısı küçümsenmeyecek kadar çok. Bu gençlerin elinden tutulduğu, destek olunduğu sayede büyük işler yapmaları kaçınılmaz. Bende elimden geldiği kadar bu gençlere ulaşmaya ve her ne zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, istedikleri ve azmedip çalıştıklarında mutlaka başarılı olacaklarını göstermeye çalışacağım.

Yeni buluşlar olacak mı?
Yeni buluşlar zaten var. Ancak bunları hayata ben mi, çocuklarım mı yoksa uygun gördüğüm başka kişiler mi, geçirir bilemiyorum. Yapılacak o kadar çok iş var ki, yapılması gereken tek şey kafamızı yerden kaldırıp bir etrafa bakmak. Bakmak ama sadece bakmak değil. Herkes bakar ancak göremez. Biz bakacak kimsenin görmediklerini göreceğiz. Belki de benim en büyük özelliğim bu. Ben her gün yeni ne yapabilirim diye sorarım kendime. Hayaller kurarım. Kafamdan projeler üretirim. Bundan sonrada mutlaka imza atacağım işler olacak.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle