GeriKelebek Aşktan da derin
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşktan da derin

Aşktan da derin
refid:3886943 ilişkili resim dosyası

Sadece kalplerin birbirine değdiği naif bir aşk, bir dostluk Selim İleri ve Türkan Şoray’ınki. 20 yıldır ikisinin de yüreği ancak birbirleriyle yatışıyor, huzur buluyor. Her ay yaptıkları buluşmalar bir nevi ruhi detoks seansı. Birbirlerine hálá "siz" diye hitap ediyorlar. Selim İleri "Herkes gırgır geçiyor ama bence ilişkimizin asıl anlamı burada saklı. Birbirlerine siz diyenlerin kalpleri, diğerlerinden çok daha yakın olabilir. Bunun da bir sırrı olduğuna inanıyorum.

Bana etkileyici ve güzel geliyor. Birkaç kez sarhoşken Türkán demeye çalıştım ama o zaman bile söyleyemedim" diyor. Röportaj için biraraya geldiklerinde de Selim İleri’nin elleri heyecandan buz kesmişti. Türkán Şoray onun ellerini tutup sohbete başladığında artık birbirlerinin yörüngesindeydiler.

Ne zaman, nasıl yakınlaştınız?

-Sİ: Önce benim anlatmam gerekiyor, tabii tek taraflı başladı. Yıllar önce Taksim Meydanı’ndan geçiyorken bir film çekiliyordu. Bir çift inanılmaz göz, Türkán Şoray’ın gözleri bana bakıyordu. Niye bakıyor, diye kendi kendime soruyordum ama yok öyle bir şey tabii ki. Ben boşluğa selamlar vermeye başladım. Hiç unutmayacağım bir andır o. Bir kazla, mutsuz bir kızın ilişkini anlatan ilginç bir filmi çekiyorlardı. Türkán Hanım lacivert, beyaz çiçekli pazen elbise giyiyordu. Ve kucağında bir kaz. Onu ilk böyle gördüm işte. Çok uzun yıllar sonra ise bir film çalışması için, soğuk bir kış gecesi evine gittim. Tanıştık. Yeryüzünde en çok sevdiğim insandır. Dosttan öte biridir.

-TŞ: Ama asıl 20 yıllık dostluğumuzun başlangıcı, senaryosunu Selim Bey’in yazdığı Seni Kalbime Gömdüm filminden iki yıl sonradır. O yıllardan beri sıkı dostuz.

Birbirinizin ruhunda neleri keşfedip bu kadar sıkı dost olabildiniz?

-TŞ: Selim Bey’le dostluğumuzda ruhi buluşmalarımızın rolü çok büyük. Yalnızlık duygusu, heyecanlarımız, tedirginliklerimiz, her konuda aşırı duyarlılığımız, yani duygularımız çok buluşuyor.

-Sİ: Türkán Hanım çok duyarlıdır. Bir gece telefonum çaldı. Gece geç saatte katiyen aramadığı için bir şey oldu sanıp paniğe kapıldım. Sesi titriyordu. Meğer, Yarın Yapayalnız romanımı bitirmiş, romanın sonundan sesi titriyormuş. O kadar mutlu olmuştum ki, uçmuştum.

20 yıllık dost olarak, birbirinize hálá "Siz" diye mi hitap ediyorsunuz?


-Sİ:Herkes gırgır geçiyor ama ben ilişkinin asıl anlamının burada saklandığını düşünüyorum. İnsanlar birbirlerine siz derler ama kalpleri çok daha yakın olabilir. Bunun da bir sırrı olduğuna inanıyorum. Bana çok etkileyici ve güzel geliyor. Birkaç kez sarhoşken Türkán demeye çalıştım ama o zaman bile diyemedim.

- TŞ: Ben de Selim diyemem herhalde.

İç dünyanızın kapıları bize kapalı; peki Selim Bey’e açık mı?

-TŞ: Açık, çok açık. Çok iyi anlayacağını bildiğim, dostluğuna ve sırdaşlığına çok güvendiğim için açık. Konuşmasam bile gözümden, yüzümden, ifademden içimi çözüyor. Böyle çok az kişi var hayatımda.

TÜRKAN ŞORAY DOSTOYEVSKİ RUHU TAŞIR

Peki sizin için kolay oldu mu o kapılardan geçmek Selim Bey?

-Sİ: Türkan Şoray’a tutkum Acı Hayat filmiyle başlamıştır. Bir oyuncunun canlandırdığı karakterle, bu kadar içiçe olabilmesi kalbinde çok başka bir şey olduğunu bana hissettirmişti. Tanımamış olsaydım da içindeki merhameti ve insanlığı görüyordum. Yıllardır sinemada canlandırdığı kişiliklerle merhamet aşılamış, Dostoyevski ruhu taşıyan biridir Türkán Şoray. Ruh dünyamın müşfik tarafıdır o.

Sizi buluşturan merhamet duygusu olabilir mi?

-Sİ: Bende merhametle birlikte, Türkan Hanım’da olmayan, kötülük de vardır. 3,5 yaşıma kadar hiç konuşmamışım. Bir gün ablama kırmızı ayakkabılar alınmış. Giyip sokağa çıkarken, ilk sözüm: "Çıkar onları domuz."

-TŞ: Selim Bey bu hikayeyi anlatınca hep çok gülerim, çok şeker.

Türkán Şoray’a ilan-ı aşk edeli epey oluyor. Sizinki nasıl bir aşk?

-Sİ: Bir kez ilanı aşk ettim. Dört yıl önce, bir müze açılışına gitmiştik. Orada epeyce sarhoş olup, "Ben sizi yıllarca sevdim" diye itirafta bulundum. "A öyle mi" diye cevap verdi. Yıllar içinde duygularım dönüşüme uğradı, ama aşk duygusunu hiç yitirmedim. İlk başlarda bir sinema oyuncusunun hem fiziğine, hem oyunculuk gücüne büyük bir tutkuydu benimki. Sonra bir Hint tanrıçası gibi gelmeye başladı. Kalbiyle fiziği bu kadar benzeşen çok az kişi tanıdım.

Birbirinizde sevdiğiniz ve nefret ettiğiniz neler var?

-TŞ: Nefret ettiğim hiçbir şey yok. Ama Selim Bey bana bir ara küsmüştü.

-Sİ: Ömer Kavur’la bir proje yapıyorduk. Ömer, "Türkan Hanım projeyi beğenmedi" dedi. Hem Türkán Hanım’a hem de Ömer’e küstüm. Sonra Türkán Hanım’ın Ateş Parçası filmini seyrederken, o kadar etkileyici, o kadar müşfik bir yansıma geçti ki, dayanamadım. "Türkan Şoray’ın aşıladığı merhamet, şaşırtıcı bir Dostoyevski çağrışımı yapıyor" diye yazdım.

-TŞ: O yazıyı okuduğumda hemen Selim Bey’i aradım ve barıştık.

Birlikte hınzırlıklar ya da dedikodu yapar mısınız?

-Sİ: Fesat bir tarafım olduğu muhakkak ama Türkán Hanım’ın yanında dedikodu yapsanız bile sizi dinlemez. Hiç hoşlanmaz. Dedikodu gayretimi allem, kallem eder, savuşturur. Hesaplı dedikodu bile yapmaz. Kendisine yapılan terslikleri de hemen unutur. Ama ben unutmam.

SELİM BEY, İÇ DÜNYAMI EN İYİ BİLEN KİŞİDİR

Biriniz Türkiye’nin unutulmaz bir oyuncusu, diğeriniz ünlü bir edebiyatçı. Ama ikiniz de insanda koruma duygusu uyandırıyorsunuz.

-Sİ: Türkán Hanım bende de o duyguyu uyandırır. O kimseyi kırmadığı için kimse de onu kırmasın isterim.

Birlikte nerelere gider, neler konuşursunuz?

-TŞ:Selim Bey beni yemeğe çıkarır, bir balıkçımız vardır oraya gider saatlerce dertleşir, en özel duygularımızı birbirimize anlatırız. Herhalde Selim Bey, benim iç dünyamı çok iyi tanıyan bir iki kişiden biridir.

-Sİ:Neredeyse kolundan yakalayıp sürükleye sürükleye zorla çıkarırım.

-TŞ:Çıkınca benim de hoşuma gidiyor ama mesele çıkana kadar.

Ne kadar uslusunuz. İstanbul’da o kadar kulüp, underground mekánlar var. Hiç mi merak edip dalmadınız oralara?

-Sİ: Türkán Hanım’ın rahatsız olacağı endişesiyle teklif bile etmedim

-TŞ: Eee, siz bir teklif edin, bakalım ne oluyor? Belki bu teklifi bekliyorum.

Hayatta hafife ve ciddiye aldığınız neler var?

-TŞ: Her şeyi ciddiye alırım. Boşveremem, her şeyden etkilenirim. Selim Beyde benim gibidir.

-Sİ: Ciddiye almıyor gibi gözükür, espri yaparım ama aslında çok ciddiye alırım.

Bu ikili cemaate arada bir de olsa sızan var mı?

-TŞ: Genellikle yok.

-Sİ: İkimiz oluyoruz.

Selim Bey, bu bir tesadüf mü yoksa sizin kumpasınız mı?

-Sİ: Benim açımdan tesadüf değil tabii, başka kimse olmaması için elimden gelen gayreti gösteriyorum.

Selim Bey’in sıkıldığı için alışverişlerini başkalarına yaptırdığını biliyorum. Size hiç alışveriş yaptırdı mı?

-TŞ: Hiç alışveriş yapmadım, ben onun giyim kuşamını çok beğeniyorum zaten.

-Sİ: Alışveriş yapmaz ama bana arada bir çok zarif hediyeler alır.

Yıllardır Türkán Şoray ha şimdi, ha yarın şarkı söyleyecek diye bizi oyaladılar. Gerçekten günün birinde şarkı söyleyecek misiniz? Selim Bey, siz onu şarkı söylerken hiç dinlediniz mi?

-Sİ: Bir kadının yalnızlığını, kırgınlıklarını anlatacağımız Ayışığında Yıkanan Kadın isminde bir projemiz vardı. O proje sırasında şarkı söylemişti. Türkán Hanım’ın sesi çok içe dönük ve narindir. Atilla Özdemiroğlu bir beste yapmıştı, güfte yazacaktım, yarım kaldı. Güfte konusunda inanılmaz başarısızım. Sezen Aksu’yla da çalışmıştım ama sonunda kadına geceyarısı fenalık geçirttim. Dondurma istedi sakinleşmek için.

-TŞ: Şu an şan derslerine gidiyorum. Öyle bir çalışma var...

Türkán Hanım sizde müthiş bir tevazu var. Şöhretin sinsi tehlikelerine karşı kendinizi nasıl koruyabildiniz?

-TŞ: Şöhret çok fazla şey ifade etmiyor. Ne olduğumu hep bildim. Her şeyi hazmederek yaşadım. Bana olan bu sevgi benden kaynaklanmıyor, mesleğim o kadar güzel ve insanları etkileyen bir meslek ki, sinema olmasaydı ben de olmazdım. Bu mesleği seçtiğim için şanslıyım. Ben şöhreti toplumla bir gönül bağı, onların beni sevmesi olarak algılıyorum. O yüzden de bundan ne rahatsızlığım, ne huzursuzluğum oldu.

SELİM BEY’İN YÜZÜNÜ ÇOK BEĞENİRİM

Gözlerini geçtim, kirpiğinden bile Türkan Şoray Kirpiği adlı örgü çeşidi icat eden bir milletiz. Siz onun gözleri için ne söyleyeceksiniz?

-Sİ: O Türkan Şoray’ın gözleri için hiçbir şey söylenemez. Düşünün ki, yıllar önce o gözlerin hiçbir sebep yokken Taksim Meydanı’nda bana baktığını düşünmüşüm.

Siz Selim Bey’in fiziğini beğenir misiniz?


-TŞ: Yüz hatlarını, gözlerini, dudaklarını gerçekten çok beğeniyorum.

AŞKTAN BAHSETMİYORUZ

Sohbetlerinizde aşkın ne kadar yeri var?

-Sİ: Pek aşktan bahsetmiyoruz. Türkán Hanım’ın "Aşk eskir" sözünü çok seviyorum, son zamanlarda bunu ondan çaldım sık sık kullanıyorum.

-TŞ: Birine aşık olsaydım belki aşk konuşulurdu ama olmadım.

-Sİ: İyi ki olmadınız.

Selim Bey fesatlık yapmayın!

-Sİ: Ama bu ihanet olacaktı.

- TŞ: Siz aşık olsanız bana anlatırsınız değil mi?

- Sİ:Olmam inşallah.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle