GeriKelebek Aşk yakar ama insanı yok etmez
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşk yakar ama insanı yok etmez

Aşk yakar ama insanı yok etmez
refid:10134688 ilişkili resim dosyası

Özcan Deniz ve Meltem Cumbul'u ekrana döndüren "Aşk Yakar" dizisi bu akşam Kanal D'de başlıyor.

MELTEM CUMBUL-ÖZCAN DENEZ FOTOĞRAFLARI

Yönetmenliğini Mehmet Ulukan'ın yaptığı, yapımcılığını Şükrü Avşar'ın üstlendiği, Özcan Deniz ve Meltem Cumbul'u uzun bir aradan sonra ekrana döndüren "Aşk Yakar" dizisi bu akşam Kanal D'de başlıyor.
Birbirlerini çocukluklarından beri seven Balatlı Nazlı ile Mustafa'nın aşklarını konu alan dizi için Özcan Deniz, "Aşk yakar ama insanı yok etmez" diyor.
Özcan Deniz'in bir spor hocasını canlandırdığı dizide Ece Sükan da rol alıyor.

Aşkın her türlü halini, şeklini, şemalini göreceğiz dizide?

Aşk yakar ama insanı yok etmez
- M.C: Evet, ana hikayemiz aşk... Yan hikayeler ve destekleyici unsurlarda da aşkın çeşitli hallerini, değişimini, insan halleri üzerindeki etkisini göreceksiniz.

- Ö.D: Evet aşk yakar. İnsanları olgunlaştırır, pişirir... Büyük aşklar yaşamış insanlar daha felsefik cümleler kurarlar. Aşkın yaktığı insanlar ilginç şiirler, hikayeler yazar, şarkılar onlardan çıkar. Edebiyata bile aşkın binbir türlü hali girmiştir. Bunu yapan insanlar aşk tarafından yanmış insanlardır. Aşk yakar ama insanı yok etmez. Dizideki insanları da yok etmiyor. Mustafa ile Nazlı, aşk tarafından ciddi anlamda yanıyor. Parasızlar, sıkıntı çekiyorlar, adamın gözü daha çok para kazanmakta, bunun peşine düşüyor vs... Ve hayat, aşkın her evresini yaşayan bu iki kişiyi başka evlere taşıyor. Ve bu evrede aşk tarafından yanmış insanların bambaşka insanlar olduğunu görüyoruz.

- M.C: İhaneti de göreceğiz, onun karşılığında bedel ödemeleri de...

Aşka inanıyor musunuz?

- M.C: İnanıyorum. Ben fikirlerimi bu diziye yansıttım zaten. Aşk üzerine düşündüğüm her şeyi bu projeye aktarmaya çalıştım. Aşk, yargılanabilecek bir şey değil. Bir yere konumlandırılabilecek bir şey de değil. Kendi içinde türlü çekişmelere, inanılmaz çarpışmalara sebebiyet veren bir duygu. O kadar büyük bir şey ki...

- Ö.D: Ben de aşka inanıyorum. Aşkın getirdiği her şeyi herkes gibi ben de yaşıyorum. Ve aşkın kattığı çok şey, benim bünyemde de var. Her yaşanan şeyin kattığı olgunluk gibi aşkın bana kattığı olgunluk da var.

Siz ilk defa bu projede bir araya geliyorsunuz. Meltem Cumbul’la çalışmak keyifli mi Özcan Bey?

- Ö.D: Ben oyunculuk kariyerini yeni yeni oluşturmaya çalışan biri olarak Meltem gibi deneyimli bir oyuncu ile karşı karşıya oynadığım için çok şanslıyım. Ve Meltem’in enerjisi bana kendi sınırlarımı ne kadar zorlamam gerektiğini de öğretiyor. Karşılıklı oynadığımızda benim açılmamı sağlıyor. Çünkü bu karakter benim bazı şeyleri kırmamı

/images/100/0x0/55ea7b5af018fbb8f882d1a1
gerektiren bir karakterdi.

Ne gibi?

- Ö.D: Vücut dilimden tutun da her şeye kadar.

- M.C: Bu dizide şaşkın bakan bir Özcan göreceksiniz. Onu şimdiye kadar hiç şaşkın bakarken gördünüz mü?

- Ö.D: Mesela bundan önce güçlü, sert bakan, romantizmi bile kaşlar aşağıdayken vermeye çalışan karakterleri canlandırdım. Şimdi öyle değil... Şimdi Mustafa’nın kaşları hep yukarıda. Şaşkın, anlamaya çalışan, telaşlı, saf, kicks box hocalığı yapan ama Nazlı ses tonunu yükselttiğinde "tamam kızma, bağırma" diyen bir adam. Kılıbık değil, sadece çok çocuk ruhlu, heyecanlı, 90 kelimeyle konuşan, kendini ifade etmeye çalışan birisi. İlk defa böyle bir tipi canlandırıyorum. Dolayısıyla ben de çok heyecanlıyım. Kendimi bambaşka bir kimlikte görmek bana ayrı bir keyif verdi. Mustafa’nın birçok hali var. O hallerini ortaya çıkarmamda Meltem’in çok büyük faydası olmuştur.

Aşk sıkıntısı artık bir gecede atılıyor

"Eski aşklar kalmadı" diye dert yananlardan mısınız?

- M.C: Eski aşklarda fark ne? Çok sık görüşememeleri, aralarda bariyerler olması, hep özlem duymaları vs... Bunlar bir ilişkiyi en güzel şekle getirebilecek şeyler zaten... Ama ben "Günümüzde gerçek aşklar yaşanmıyor" gibi bir şey de söyleyemem.

- Ö.D: Eski aşklar ile şimdiki aşklar arasındaki farkın, hayatın ritmi ile ilgili olduğunu düşünüyorum.  Artık kimse kimseyi beklemiyor, kimse kimseye tahammül etmiyor. Çünkü hayat hızlandı. Şimdi aşk sıkıntısı bir gecede atılıyor. Eskiden sürünürlermiş... Dünyanın ritmi değişince, aşkın ritmi de değişti. Bunu yargılamanın anlamı yok. Ama ben, aşkı hálá tutkuyla yaşayanlardanım.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle