GeriKelebek Aşk kadınıyım aşkların değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşk kadınıyım aşkların değil

Gülşen’le Swissotel’de buluşacağız: Otelin üst düzey yöneticilerinden sevgili Zeynep Çiftçioğlu, yardımcısı Aylin’le birlikte yine bizim için seferber olmuş.

İstersek Boğaz’ın ayaklar altına serildiği 14. kattaki süitteyiz, istersek La Corne d’Or’un görkemli dekorunda. Biz hazırız, Gülşen Hanım ise bir saat rötarlı, telefon edip kuaförüyle işinin bitmediğini söyleyip özür diliyor. Derken Swissotel’in kapısında kırmızı renkli bir 4x4 zınk diye duruyor, plakasının harf bölümünde FB yazılı.

O da ne, ekranlarda, konserlerde izleyicilerine ‘Of of’ çektiren bal gözlü afeti devran, bu blucinli, kara kuru esmer kız olabilir mi? Ayaküstü hoş geldin sohbetinden sonra ver elini La Corne d’Or Restaurant, peşimizde giysi dolu 2 büyük bavul.

Sinan kolları sıvamış, güler yüzü, tatlı diliyle yine fotoğraftaki ustalığını döktürüyor.

O sırada salonun kapısından elleri cebinde bir genç adam daldı içeri, ne selam, ne aleykümselam. Doğru Gülşen’in yanına, Sinan tam deklanşöre basacak, adam yüksek sesle bir şeyler söylüyor. Derken 2 erkek daha giriyor içeri, bir masada yüksek sesle para muhabbetleri. Ya sabır, derken adamdan küfür nidaları yükseliyor, telefonda görüştüğü kişilere. Sonra yine kalkıp geliyor özel masamıza, laubali hareketlerine aynen devam. Gülşen’e bakıyoruz, kimdir, nedir diye; ne bir ses var, ne nefes. Soracak oluyoruz; ‘Siz kimsiniz be, ben otel müstahdemine hesap verecek adam değilim’diyor. Kendisini anında kibarca kapı dışarı ettikten sonra öğreniyoruz ki, küfürbaz vatandaşın adı Hakan’mış. Meğer Gülşen Hanım’ın yanı sıra Serdar Ortaç ve Altay’ın da menajeriymiş. Bir başka deyişle böyle başa, böyle tıraş...

Kylie Ann Minogue 28 Mayıs 1968 Melbourne Avustralya doğumlu...

- Ben 29 Mayıs 1976 İstanbul Çapa doğumluyum, ailem ise Ordu’nun merkezinden. Babam Arslan Bayraktar makine mühendisi, annem Nimet Bayraktar ise ev kadını. Ordu’da fındık bahçelerimiz var, her yıl birkaç kez gideriz oraya. Biz 3 kardeşiz, bir ağabeyim, bir de ablam var. Çapa’da doğup büyüdüm, Şehremini Lisesi mezunuyum. Liseden sonra Konservatuvar’ın Türk müziği bölümüne girdim, ama ancak 2 yıl okuyabildim. Her gece bir barda sahne alıyordum, ikisini birlikte yürütemedim. 6 yaşındayken Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’nun bütün şarkılarını ezbere bilirdim. Hálá beni Kylie Minogue’a benzetiyorlar ama, ben hayatımda kimseyi taklit etmedim. Ancak kendisi hiçbir şey olamayan, yeteneksizler birini taklit eder. Şu anda Türkiye’de erkek şarkıcılar arasında en beğendiğim sanatçı Kenan Doğulu. Kadınlardan ise aklıma şu anda kimse gelmiyor, düşünmem lazım biraz.

Evlendiğim için pişman değilim

Gülşen Bayraktar’ı dinledikçe bu kadar genç yaşına bunca olayı nasıl sığdırmış diyesi geliyor insanın.

- Hiç sormayın Yener Bey, valla hayat hızla akıp geçiyor, ben de içinde yerimi buldum. İlk albümüm ‘Be Adam’ çıktıktan birkaç ay sonra 20 yaşında evlendim. Hani insanların bana pijamalı kız adını taktıkları albümden sonra. O kadar yoğun bir aşk yaşadık ki, bir anda kendimizi evli bulduk Murat Varol’la. Murat ünlü gece kulüplerinin işletmecisiydi, 3,5 yıl sürdü evliliğimiz. Ailem, dostlarım bu evliliğe karşı çıktı, çünkü ‘Be Adam’ da ‘Of Of’ gibi zirveye çıkmıştı. Ama ben ani bir kararla evlenip kendimi aile hayatının içine atınca başarısı kısa sürdü. Daha sonra zevk olsun diye bir albüm daha yaptım, eşimin lokallerinde birkaç kez sahneye çıktım.

Kimi dul hanımlar, hayat içinde zorluklarla karşılaşabilir ama, ben böyle bir şey yaşamıyorum. Çünkü siz ne isterseniz onu yaşarsınız, hayatta hasıl bir duruşunuz varsa, karşılığında o gelir sizi bulur. Benim de belli bir çizgim, karakterim, insanlara verdiğim bir elektrik var. Herkes kadar ben de hayatın zorluklarıyla mücadele ediyorum, ne bir fazla, ne bir eksik. Ben ayakları yere basan, çok sağlam duran bir insanım ve bundan da çok eminim. Nazara inanırım, beni bütün kötü gözlerden anne ve babamın dualarının koruduğunu düşünüyorum.

Başarımı görselliğe bağlamak doğru değil

Erkek dergilerinin yaptığı ‘Türkiye’nin en seksi kadınları’ anketlerinde onun adı hep ilk 3’te.

- Çekici bir güzelliğe sahip olduğumu kabul ediyorum, görsellik işimin önemli bir parçası. Ayrıca insanlar beni güzel, çekici buluyorsa niye kendimi saklayayım ki? Ama, dediğiniz gibi ‘Of Of’un bu kadar çok satmasını, dillerden düşmemesini sadece görselliğe bağlamak doğru değil. Türkiye’de o kadar güzel manken, fotomodel arkadaşlarımız var ki, öyle olsa bu işe onlar soyunur. Nitekim, kimi manken arkadaşlarımız albümler yaptı, eğer sadece güzellik yetseydi onlar da başarılı olurlardı. Başarıda önemli olan sizin sanatçı kimliğiniz ve albümdeki bestelerdir.

Gerekmedikçe ayna önünde dolaşmam

Gülşen hanımın boyu 1.65 m, kilosu 52 kg imiş. Vücut ölçülerini ise bilmezmiş, her nedense!..

- Aynaya baktığım zaman mutsuz olmam ama, gerekmedikçe de aynanın önünde dolaşmam. Kendimi güzel buluyorum. Vücudumda beğenmediğim hiçbir yanım yok, göğüs dışında hiçbir estetik operasyon geçirmedim. Göğüs estetiğini nasıl, neden yaptırdığımı ben bile hatırlamıyorum. Hiç gereği yoktu, göğüslerim küçük değildi ki, kafama esip bir beden büyüttüm. Eşimden yeni boşanmışım, kafam darmadağın, bir gün evde otururken doktora telefon ettim. Ertesi gün doğru muayenehane ve ardından ameliyat, yani canım sıkıldı göğüslerimi büyüttüm durumu.

Yüzü için Calvin Klein’dan teklif aldı

- Bence her kadın ve erkek kesinlikle bakımlı olmalı, en azından kendine saygı göstermeleri için. Ben Allah’tan şanslıyım, hiçbir cilt sorunum yok, gözlerim şişmez, gözaltlarım morarmaz. Makyaj yapmamış olsam bile sabah ve akşamları cildimi temizlerim. Yüz bakımımı düzenli yaparım, maske kullanmayı hiç eksik etmem. Mantı, börek gördüğümde içim gider ama, kendimi tutarım. Her akşam vücudumun her yerine, o bölge için özel yapılmış kremler sürerim. Calvin Klein’dan ciddi bir teklif geldi, kıyafet tanıtımları için dünyadaki bütün bilboardlarda benim yüzümü kullanmak istiyorlar.

Modası geçmiş bir kalbim var

Gülşen, söz ve müziği kendisine ait olan ‘Sakıncalı’da şöyle diyor: Tutuldum sakıncalı bir sevgiliye/Zarardasın ey kalbim dön geriye/Al Tanrım aklımı, ki zaten bende değil/ Al Tanrım kalbimi, bu aşk hakkım değil.

- Ben aşk kadınıyım, aşkların kadını değil, ikisi arasında önemli farklar var. Aşık olduğum zaman erkeğimi kendimi kaybedecek kadar seviyorum. Bu yüzden onun etkisinden kurtulmak için aylarımı, yıllarımı harcıyorum. Halbuki şimdi insanlar ilişkileri bittiğinin ertesi günü farklı insanlarla hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyorlar. Belki modası geçmiş bir kalbim var ama, bence gerçek aşk budur.Gerçek aşkı ise evliliğimde yaşadım, Murat’ı çok sevdim. Erkekte güzellik, yakışıklılık hiç önemli değil benim için, yeter ki evli olmasın. Karakter özelliklerinin insanın duruşuna bir yansıması vardır, işte o ağırlık benim hoşuma gidiyor.

Eşek sudan gelinceye kadar dövdük

- Şehremini Lisesi’nde öğrenciyken bir yandan da karate kurslarına gidiyordum. Uzakdoğu dövüş sporlarına çok meraklıydım, sonunda siyah kuşak sahibi oldum. Karateye başlarken, bu sporu dışarıda kullanmayacağınıza dair yemin ediyorsunuz. Utanarak söylüyorum, aslında yapmamam gerekirdi ama, birkaç kere bu yemini bozmak zorunda kaldım. Bir gün sınıf arkadaşım kızlardan biriyle okuldan çıktık eve doğru yürüyoruz. İkimiz de sıkı karateciyiz, 17 yaşındayız, kanımız kaynıyor. Hava kararmak üzere, peşimizde bizim okuldan 3 çocuk durmadan laf atıyor. Yapmayın, peşimizi bırakın, ayıp oluyor diyoruz ama, dinleyen yok. Sonunda ne oluyor lan falan derken, eşek sudan gelinceye kadar dövdük hepsini. Böyle zorunlu durumlar birkaç kez daha oldu. Ayrıca, ben Karadenizli bir ailenin kızıyım, dayak yemem, dayak atarım.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle