ArmaÄŸan’ın gözyaÅŸları

Güncelleme Tarihi:

Armağan’ın gözyaşları
OluÅŸturulma Tarihi: Mart 10, 2005 00:00

Kocaeli Cezaevi'nin "imamevi" olarak adlandırılan kadınlar koÄŸuÅŸunu ziyaret eden ArmaÄŸan ÇaÄŸlayan, kadın mahkumlarla çay içip dertlerini dinledi, bol bol gözyaşı döktü.ArmaÄŸan ÇaÄŸlayan, Kocaeli Cezaevi’nin kadınlar koÄŸuÅŸunu ziyaret etti. Kadın mahkûmlarla çay içip dertlerini dinledi, bol bol gözyaşı döktü, nadiren güldü, izlenimlerini sizin için kaleme aldı.40 günlük bebek aÄŸlamayı kesti ben baÅŸladımBelgesel seviyorlarSadece bir avuç gökyüzünün gözüktüğü avludan geçip televizyon izleme bölümüne girdiÄŸimizde, beni gören kadınlar önce ÅŸaşırdılar. Sonra, utangaç ve tedirgin yanıma geldiler. Televizyonda bir belgesel vardı, biz konuÅŸurken. Sonradan anlattılar, belgesel seyretmeyi çok seviyorlarmış meÄŸer. ‘DoÄŸayı görüyoruz, kuÅŸu, köpeÄŸi görüyoruz’ dediler.Tuğçe 40 günlüktüKoÄŸuÅŸlardan önce bir çığlık, sonra aÄŸlama sesi duyuldu. Tuğçe sımsıkı sarılmış kundağı ile geldi. Daha 40 günlük. Annesi ile birlikte yaÅŸamaya çalışıyor burada. Kucağıma verdiler. Benim kucağımda hiç aÄŸlamadı... Sustu. Yüzüne, gözlerine bakamadım Tuğçe’nin. Sonra annesi aldı Tuğçe’yi, hiç konuÅŸmadan tekrar koÄŸuÅŸuna döndü.Gece bir uyanıyorum evimdeyim sanıyorum OÄŸlu kanser tedavisinde, kendisi burada. 29 yaşındaki Aydan C. bazen cezaevinde olduÄŸunu unuttuÄŸunu anlatıyor: ‘Gece uyanıyorum, kendimi evimde zannediyorum. Onun üzerini örtmek için uzanıyorum... Birden elim ranzanın demirlerine deÄŸiyor ve iÅŸte o anda cezaevinde olduÄŸumu anlıyorum?Yıllar önce avukatlık stajı yaparken bir kez gittiÄŸim Kocaeli Cezaevi’nde gördüklerimden ve duyduklarımdan çok etkilenmiÅŸ, uzunca bir süre kendime gelememiÅŸtim.Pazar sabahı saat 11.00’de Kocaeli Cezaevi’nin kapısından içeriye girdiÄŸimde huzursuzdum. Kısa bir koridordan direkt olarak avluya çıktık, sol tarafında koÄŸuÅŸ var. Ama koÄŸuÅŸa girmemize izin yok. Sadece mutfak ve televizyon izleme odası olarak kullandıkları alanlara girebileceÄŸiz. Bu kısımlara doÄŸru ilerlerken, hálá çok tedirginim. Televizyon izleme bölümüne girdiÄŸimizde, koÄŸuÅŸun avluya bakan camlarından beni gören tutuklu kadınlar önce ÅŸaşırdılar. Sonra, ‘İsteyen herkes gelebilir, istemeyen hiç kimsenin resmini çekmeyeceÄŸiz’ deyince, koÄŸuÅŸlarından tek tek çıkıp yanıma geldiler. Hepsi sobanın etrafına dizildi. Bir tarafta ben, savcı, cezaevi müdürü ve infaz koruma memurları, diÄŸer tarafta tutuklular... Uzun bir sessizlik oldu. Sıcak çaylar aramızdaki buzları da eritmeye baÅŸladı. Hepsinin ortak derdi çocuklarıydı. Hepsinde ‘Ya buradan çıktığımda toplum beni kabul etmezse, ailem beni kabul etmezse’ korkusu vardı. Tam bu sırada koÄŸuÅŸtan bir çığlık geldi. Çığlık, giderek bir bebeÄŸin aÄŸlamasına dönüştü. Biri koÄŸuÅŸun kapısından bağırdı:‘Tuğçe’yi getirseneeee...’ Tuğçe sımsıkı sarılmış kundağı ile geldi. Daha 40 günlük. Annesi ile birlikte yaÅŸamaya çalışıyor Kocaeli Cezaevi’nde. Kucağıma verdiler. Benim kucağımda hiç aÄŸlamadı... Sustu. Yüzüne, gözlerine bakamadım Tuğçe’nin. Sonra annesi aldı kucağımdan, hiç konuÅŸmadan tekrar koÄŸuÅŸuna döndü.OturduÄŸumuz salonda açık olan televizyonda, ‘hayvanları anlatan bir belgesel’ sürüp gitti, biz konuÅŸurken. Sonradan anlattılar, belgesel seyretmeyi çok seviyorlarmış meÄŸer. ‘DoÄŸayı görüyoruz, kuÅŸu, köpeÄŸi görüyoruz’ dediler...Avluya çıktık. Önceleri resim vermek istemeyenler de resimlere girdiler. O çok sıkıldıkları hafta sonlarına bir renk gelmiÅŸti. Hepinizi Allah kurtarsın! ANNEM CEZAEVÄ°NDE OLDUÄžUMU SAKLIYORAydan C. 29 yaşında. Kocaeli Cezaevi’nde tutuklu. 11 yaşında, kanser tedavisi gören bir oÄŸlu var. Görüş günlerine yakınlarından hiç kimse gelmiyor. Annesi, onun cezaevinde olduÄŸunu, herkesten gizliyor. Ben hiçbir ÅŸey sormadan, ‘Ben bazı ÅŸeyleri yapmış olabilirim ama ne yaptımsa çocuÄŸum için yaptım’ diye baÅŸladı anlatmaya...- ÇocuÄŸunuz suçluyor mu sizi? Ben buraya geldiÄŸimde sadece bir kere mektup yazdı, o da çok kısaydı. Onu göremiyorum. - Kaç yaşında oÄŸlunuz? Daha 11’inde. Kanser sebebiyle üç yaşındayken gözünü aldılar. Ama benim bütün hayat mücadelem sadece çocuÄŸum için. Kanser hastalığının tedavisi için çok para gidiyor. - Nasıl geçiyor günler cezaevinde? Burada zaman çok farklı akıyor. Buradaki herkesin yaşı aynı. Mesela ben 29 yaşındayım, 18 yaşında olan kızlar da var. Ama sanki hepimiz aynı yaÅŸtayız. Cezaevine girince herkes aynı sosyal statüye geliyor. Aynı saatte kalkıyoruz, aynı karavanada yiyorsunuz, aynı ÅŸeyleri kullanıyorsunuz, aynı saatte yatıyorsunuz. Sonuç hep aynı, hep aynı mahkum! Hatta burada olmak güven bile veriyor insana!- Bir savunma mekanizması mı? Biliyor musunuz, biz burada saat takmayız. Burada zaman hep baÅŸka ÅŸeylerle ölçülür. - Neyle ölçülür mesela? Karavana saati... Öğle yemeÄŸi geldiyse eÄŸer, saat 12’dir. AkÅŸam yemeÄŸi geldiyse saat 5’tir. Sayım saati geldiyse saat 8’dir. - Takvim var mı? Bir tek ‘hükümlüler’in takvimi vardır. Hükümlüler yataklarının yanına takvim asarlar. Biz ‘tutuklular’ takvimleri hiç kullanmayız. (Tutuklu, davası devam eden henüz cezası kesinleÅŸmemiÅŸ mahkum. Hükümlü ise davası bitmiÅŸ cezası kesinleÅŸmiÅŸ mahkum.)MAKYAJ MALZEMESÄ° BULUNDURMAK YASAK- Kadın olarak cezaevinde olmanın en zor yanı ne? (AÄŸlayarak) Çocuklardan ayrı kalmak. Ama sonra da buraya alışmanın korkusu sarıyor insanın içini. Buraya ilk geldiÄŸinizde önce tepki veriyorsunuz. Ä°lk kavganız, ilk tartışmanız, ilk banyo gününüz. Sonra bu çarkın dönmesine alışıyorsunuz, cezaevi saatlerine göre yaÅŸamaya baÅŸladığınız anda ‘Artık ben burada kaldım’ korkusu baÅŸlıyor! - Ne olacağım korkusunu da taşıyor musunuz içinizde? Her zaman deÄŸil... Zaman zaman çok çıkmak istiyorsunuz buradan. Mesela benim evim falan yok dışarıda, dağıldı. Hiçbir ÅŸeyim yok. Bir tek çıktığımda ÅŸu anda annemin yanında olan çocuÄŸumu alacağımı biliyorum, o kadar. Annemin yanında kalamam çünkü annem beni dışlıyor. Herkesten burada olduÄŸumu saklıyor. Utanıyor. - Kıskançlıklar, bu kadar kadın birarada olunca daha da büyümüyor mu? Neler neler oluyor. Ä°ÅŸte bu sebeplerle cezaevlerinde makyaj malzemesi kullanmak ve bulundurmak yasak. Ayrım olmasın diye. - Burada kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarınız neler? Burası çok hijyen bir yer olmadığı için, regl dönemleri biraz sorunlu oluyor. Bir de kadın pedini kantine ısmarlamaya utanıyoruz mesela. Herkes baÅŸkasının isminin altına yazıyor ısmarladığı pedi. (Ä°lk kez gülüyor) Burada diÄŸer bir sıkıntı da banyo sorunu. Haftada bir kez banyo yapabiliyorsunuz. Ayrıca daha fazla dine düşkün oluyorsunuz. - KeÅŸke erkek olarak dünyaya gelseydim diyor musunuz? Kesinlikle istemezdim. Çünkü ben bir kadın olarak cezaevinde yatağımı toplayabiliyorum, temizliÄŸimi yapabiliyorum. - En büyük sorun nereden çıkıyor koÄŸuÅŸlarda? Banyo sırasından, mutfağın lavabosunun temizliÄŸinden, saçma sapan ÅŸeylerden aslında! Ama bütün bu sorunları görevlilere yansıtmamaya çalışırız. BURADAYKEN EN ÇOK YAÅž PASTAYI ÖZLÃœYORUZ - Ne üzüyor en çok sizi? (Hıçkırarak aÄŸlamaya baÅŸlıyor) Bazen evde sabahları uyanıp oÄŸlumu okula göndermek bana çok zor gelirdi, ÅŸimdi o zamanlar öyle hissettiÄŸim için çok büyük piÅŸmanlık duyuyorum burada. Buradaki demirlerden o zaman daha çok nefret ediyorum! AkÅŸam ezan okunmasına yakın, avlunun kapısı kapanacağı zaman, iÅŸte o zaman canım hep avluya çıkmak istiyor. Bütün gün çıkmamışım, ama avlunun kapısının kilitleneceÄŸini hissettiÄŸim an, avluya çıkmak istiyorum! - En zor saatler ne zamanları? GüneÅŸin avluya en çok vurduÄŸu saatler. O zamanlar güneÅŸi yakalamaya çalışıyorsunuz. GüneÅŸi, avluda sandalyenizle beraber takip edersiniz. Bir bakarsınız çöpün yanına gelmiÅŸsiniz. BaÅŸka zaman o çöpün yanında sizi hiç kimse oturtamaz. O çöp kokusunu duymazsınız bile. Bizim bu avlumuzdan tek bir aÄŸaç gözüküyor. O aÄŸaç da gardiyanların bulunduÄŸu yerin oradaki demire tırmanınca gözükür. Ben bu kilomla o demirlere tırmanıp, oradaki aÄŸacı görmeye çalışıyorum. Burada hiç kimse o demire tırmanıp da aÄŸaca bakanlara deli gözüyle bakmaz! AkÅŸam olup gardiyanlar evlerine giderken ÅŸakalar yaparız onlara. ‘Biz de gelelim. Bu akÅŸam bizi misafir etmez misiniz?’ diye. Sabahları herkes gardiyan Cavidan ablanın gelmesini bekler. Çünkü Cavidan abla parfüm sıkar gelir. Parfüm kokusunu duyarız Cavidan abladan! - Parfümde mi yasak? Yanıcı madde olduÄŸu için yasak! Ä°ÅŸte Cavidan Abla’nın o parfüm kokusunu bile beklersiniz burada. O parfüm kokusuyla bir anda kendinizi Akmerkez’de bir parfüm maÄŸazasındaymış gibi hissedebilirsiniz. Burada Akmerkez esprisi çok yapılır. Masadan kalkarsınız arkanızdan ‘Nereye?’ derler, siz de ‘Akmerkez’e gidiyorum’ dersiniz! - Anneniz cezaevinde olduÄŸunuzu herkesten saklamasına raÄŸmen siz bu röportajı kabul ettiniz, niye? Belki oÄŸlum okur ve beni affeder! Ben buraya baÅŸka bir kimlikle girdim. Tutuklandığımda üzerimde baÅŸkasının kimliÄŸi vardı. Åžu anda o isimle burada tutukluyum. Ve oÄŸlumla soyadlarımız tutmadığı için beni ziyaret edemiyor. Tam gerçek kimliÄŸimi mahkemede açıklayacaktım ki, baÅŸka bir suçtan Ä°stanbul’dan baÅŸka bir dosyam geldi. Åžimdi kimliÄŸim düzelecek ve en büyük korkum, ya kimliÄŸim düzelip oÄŸlumun beni ziyarete gelmesinde yasal bir engel kalmadığında da oÄŸlum beni ziyarete gelmezse ne yaparım ben? - Eski eÅŸiniz nerede? O da cezaevinde. - Neyi özlüyorsunuz en çok? YaÅŸ pastayı... Gelecekten her zaman açık kapılar istiyorum- Hüzün çöküyor mu tahliye olanların arkasından? Ne diyorsunuz siz? Burada bir inanış var. Tahliye olanlar asla hiçbir eÅŸyasını bırakmazlar cezaevinde. EÅŸya kalırsa, tekrar o eÅŸya onu çağırır derler! Bir tek terliklerini bırakırlar, o terlikler de kalanlar tarafından hemen sobada yakılır. Tahliye olan eÄŸer bir eÅŸyasını bırakırsa, buraya döneceÄŸine inanılır. - Rüyanızda ne görüyorsunuz en çok? Bir rüya tabirleri kitabımız var. Rüyalara çok önem veririz, paylaşırız ve hep affa yorumlarız rüyaları. - Görüş günleri zor mu? Görüş günü, görüşü gelmeyenler için çok zor. Benim görüşüm gelmiyor, her görüş günü aÄŸlarım. Kimse de gelip yanımda görüşünde yaptığını anlatmaz. Burada açık görüş günlerinden önce bütün mahkum arkadaÅŸlar, ziyaretçilerine ikram etmek için alışveriÅŸ yaparlar, giyinirler, süslenirler. Burada en çok hafta sonlarından nefret ederiz biz. Zil hafta sonları hiç çalmaz. Hafta içi , hiç olmazsa kuÅŸlu bir zilimiz var! Ama dışarıya çıktığımda evimin zili asla kuÅŸ sesli olmayacak! - Son sözünüz nedir Aydan Hanım? Gelecekten hiç kilitlenmeyen açık kapılar umut ediyorum. Kapılar hiç kapanmasın. MAGAZÄ°N PROGRAMLARINI VE ÖZCAN DENÄ°Z’E ÇOK KIZIYORUZ - Kavgalar dargınlıklar, küslükler oluyor mu? Yok olmuyor öyle ÅŸeyler. Burada paylaÅŸmayı öğreniyorsunuz. Dışarıdayken asla yapamam dediÄŸiniz ÅŸeyleri yaptığınızı görüyorsunuz. Mesela arkadaşınız size ‘kıyak geçiyor’ ve onun banyo saatinde onunla beraber girip, banyo yapıyorsunuz. Cezaevi jargonunda banyo saatinizi baÅŸkası ile paylaÅŸmanıza ‘kıyak geçmek’ deniyor! - Ya cinsellik? Buradaki kadınlar o kadar çok kendi dertlerine düşmüşler ki, kimsenin aklında cinsellik yok. Hiçbir ÅŸey dışarıda konuÅŸulduÄŸu gibi deÄŸil. Hiç böyle ÅŸeylere rastlamadım. Zaten herkes kendi derdinde, nereden aklına gelsin cinsellik? Kadın olduÄŸunuzu unutuyorsunuz zaten! Burada yaÅŸ yok, zaman yok, cinsiyet yok! - Burada bir televizyon izleme odanız var. Neler seyrediyorsunuz en çok? Magazin programlarını asla seyretmeyiz. Çünkü kızıyoruz onlara biz. Mankenlere, şımarık sanatçılara çok kızıyoruz. Birde zenginliÄŸi fazla ön plana çıkaran dizileri hiç seyretmeyiz. Bu aralar en çok Özcan Deniz’e kızıyoruz. Ona kızdığımız için de onun dizisini asla seyretmiyoruz. - Niye kızıyorsunuz Özcan Deniz’e? O çok burjuva oldu. Önceden geldiÄŸi yerler belli. Ama ÅŸimdiki dizisinde saray yavruları gibi evler gösteriyor, yok iki karılar, sevgililer falan, kızıyoruz iÅŸte. Biz de seyretmiyoruz, ‘Ben buralarda ne eziyetler çekiyorum, senin bana gösterdiÄŸin ÅŸeye bak’ diye kızıyoruz iÅŸte! - Buraya ilk girdiÄŸiniz gün ne hissettiniz? Artık ben hayatımı toparlayamam dediniz mi? Bu duygu hala var. Hayatımı toparlayamam gibi geliyor. Korkuyorum? - Bu gelecek korkusuyla yaÅŸamak çok yorucu deÄŸil mi? Hem de nasıl zor! Buradaki, herkesin korkusu artık hayatımı toparlayamayacağım diyedir. En yakınlarımda bile bu korkuyu yaşıyorum. Mesela kız kardeÅŸimden mektup gelse, yazdığı kelimelerden beni eleÅŸtirdiÄŸini hissediyorum. Çok ağır suçluluk duygusu hissediyorum? - Niye? Onları çocuÄŸumun dertleri ile yalnız bırakmış olmaktan, çocuÄŸumun hastalığında yanında olamamaktan? Bazen gece uyanıyorsunuz evinizde zannediyorsunuz kendinizi. Ve çocuÄŸunuzun üzerini örtmek için uzanıyorsunuz! Birden elim ranzanın demirlerine deÄŸiyor ve iÅŸte o anda cezaevinde olduÄŸumu anlıyorum? (AÄŸlamaya baÅŸlıyor) Ondan sonra da 20 dakika kendime gelemiyorum. Bazı sabahlar evdeymiÅŸ gibi hissediyorsunuz kendinizi, sanki halıya basacakmışsınız gibi geliyor. Ama ayağınızı yataktan uzattığınız anda buz gibi taÅŸa basınca, üşüyorsunuz kalkınca ve iÅŸte o anda cezaevinde olduÄŸunuz anlıyorsunuz! Ben burada olduÄŸum için oÄŸlumun da acı çektiÄŸini düşünüyorum ve ona acı çektirmeye hakkım olmadığını düşündükçe daha fazla acı çekiyorum. Bunlar çok kötü ÅŸeyler. Hiç kimse yaÅŸasın istemem!- Cezaevi psikoloÄŸundan profesyonel yardım alıyor musunuz? Bir kez gittim. Bir daha da gitmedim. Sorun sadece burası deÄŸil ki, dışarıdayken de sorun vardı. Neden dine bu kadar baÄŸlanıyorsunuz ki? Her ÅŸeyde niye Allah’a dua edip ‘affet beni’ diyorsunuz sizce? Her ÅŸeyde Allah’a sığınmaya baÅŸlıyorsunuz... Tamamıyla bir kaçış! Geceleri kapılar kilitlenir Buraya ilk geldiÄŸimde yaÅŸadığım bir ÅŸeyi anlatayım size. Bütün koÄŸuÅŸ aÄŸlamıştı o gün olanlara. Ben yılbaşından bir gün önce geldim buraya. Ä°lk kez cezaevine geldiÄŸim için, avlu kapılarının akÅŸam kilitlendiÄŸini bilmiyordum. Beni koÄŸuÅŸa getirdiler. Kapının orada hemen yanında duruyorum. Hiç arkadaşım da yok doÄŸal olarak. Camdan dışarıya bakıyorum. AÄŸlamak istedim, ama oradaki insanlarında beni aÄŸlarken görmelerini istemedim. Avluda aÄŸlayayım diye düşündüm. Kapıyı tuttum çekiyorum, çekiyorum açılmıyor. Çekiyorum açılmıyor! KoÄŸuÅŸ çok gürültülüydü, birden sessizlik oldu. Baktım herkes bana bakıp aÄŸlıyor. O zaman anladım ki gece kapılar kilitleniyormuÅŸ!! Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!