GeriKelebek Annelik bir nevi mühendislik
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Annelik bir nevi mühendislik

Annelik bir nevi mühendislik
refid:19594284 ilişkili resim dosyası

35 yaş sonrası doğum yapan kadınlardan Demet Tuncer... Ve tecrübelerine dayanarak diyor ki, “Ne kadar az şey bilirseniz, o kadar az stres yaşarsınız”... Başarılı oyuncu kızı Ayza ile Parents dergisinin ocak sayısına konuk oldu.

DEMET TUNCER VE BEBEĞİ (FOTO-GALERİ)

Annelik nasıl gidiyor?            

- Çok keyifli... Çok güzel ve farklı bir duyguymuş. Hani derler ya “annelik anlatılamaz, yaşanır”, gerçekten öyleymiş. Her gün yeni şeyler keşfediyorum. Zaten annelik duygusu doğumdan hemen sonra birden bire içinize doğmuyor, zamanla gelişiyor.

Babalık öğrenilir ama annelik hamilelikten itibaren başlar denir oysa...     

- Hamilelikte olan şey; bağlanma duygusu. Mesela Ayza’nın tekmelerini ben hissediyordum ama babası hissedemiyordu. Dolayısıyla hamileyken anneyle bebek arasında bir iletişim kuruluyor. Ama doğumdan sonra bebeğin neden ağladığını babası nasıl bilmiyorsa, ben de bilmiyordum, zamanla öğrendim. Aç mı, uykusu mu var, altı mı pis, önceleri anlamıyorsun. Zamanla çözülüyor her şey. Sanırım bu iş biraz mühendislik işi. Bir şey deneyeceksin, olmuyorsa başka bir şey deneyeceksin. Ta ki bebeğin için doğru olanı bulana kadar...

Her çocuk kendi kitabını yazar derler bir de...

- Evet, çok doğru bir laf bu. 60 sene önce doğurmuş olan da, beş yıl önce doğurmuş olan da mutlaka bir şeyler söylüyor. Orta yolu bulup herkesi memnun etmenin imkânı da yok üstelik. En doğrusu doktorun söylediklerine itibar etmek.

TANSİYONUM 3’E KADAR DÜŞÜYORDU

Ayza sürpriz bir bebek miydi?

- ışi oluruna bırakmıştık. Olursa ne güzel olur diyorduk. Aslında Ayza’nın ilginç bir hikayesi var... Teyzem çok hastaydı, bir dönem ona ben baktım. Her seferinde bana “Demet, sen hamilesin” diyordu, ben de “Yok teyze, hamile değilim” diyordum. Aradan iki hafta geçti, doktora gittim ve hamile olduğumu öğrendim...

Bebek ne kadarlıkken hamile olduğunuzu öğrendiniz?

- Beş haftalıkmış. Teyzemin içine doğmuş yani. Bir hafta sonra teyzemi kaybettik zaten...

Hamile olduğunuzu eşinize nasıl söylediniz?

- “Çağrı’cığım önümüzdeki hafta toplantın falan var mı, çocuğunun kalp atışlarını dinlemek için benimle doktora gelebilecek misin?” dedim. Çağrı ne demek istediğimi anlamadı. Daha sonra ultrason fotoğrafını gösterdim. Donup kaldı, inanamadı...

Hamileliğiniz nasıl geçti?

- Biraz bulantılarım oldu, kustum. Bizde genetikmiş bu. Annemin benden daha fazla bulantısı olmuş. O dönemde eşim işinden istifa etti ve neredeyse tüm hamileliğim boyunca bana o baktı. Mide bulantımı bastırmak için bolca makarna yedim. Tek sorunum tansiyon düşüklüğüydü. Tansiyonumun üçe kadar düştüğünü bilirim. Bu yüzden her sabah ayran içiyordum. Bunun dışında çok yumurta yedim. Bir dönem de kuluçkaya yatmış gibi sürekli uyudum.

35’İMDEYİM AMA  VÜCUT YAŞIM 28

O dönemde çalıştınız mı?

- Çalıştım, hatta 10 haftalık hamileyken sahneye çıkmak için Londra’ya gittim. Ama en kötüsü Londra seyahatiydi benim için. Otelden dışarı çıkamadım, sürekli yattım. 8,5 aylık hamile olana kadar çalışmaya devam ettim. Sahneye çıktım, turneye gittim, televizyon programı yaptım... Hatta gelen tekliflerin birçoğuna da yetişemedim. Sahnedeyken hamile olduğumu unutuyordum. Son aylara doğru ağırlaştığım için sahnedeki hareketlerim de ağırlaşmıştı, nefes nefese kalmaya başlamıştım. Son sahne aldığım şovlarımdan birinde seyircilere “Biraz bebek molası vereceğim” dedim. Sahneden indikten sonra bir seyirci yanıma gelip “Ben göbeğinizi bira göbeği sanmıştım, hamile olduğunuzu anlamamıştım” dedi. Çok güldüm gerçekten.

Sizinkisi 35 yaş üstü hamilelikti öyle değil mi? Hiç bunun zorluğunu yaşadınız mı?

- Ben hiç zorluk yaşamadım çünkü doktorum vücut yaşımın 28 olduğunu söyledi. Bu dönemde ne kadar çok bilirsen o kadar çok panikliyor, ne kadar az bilirsen o kadar az kötü düşünüyorsun. Biraz “saldım çayıra mevlam kayıra” demek gerekiyor sanırım. Ne kadar kitap okursanız okuyun, ne kadar araştırma yaparsanız yapın bebek, kucağınıza gelmeden o bilgileri pratiğe dökemiyorsunuz.

EŞİM DOĞUMA KENDİ İSTEĞİYLE GİRDİ

Doğumu nasıl yaptınız?

- Normal doğum yapacaktım ama Ayza neredeyse dört kilo olmuştu. Bu yüzden epidural sezaryeni tercih ettim. Sonuçta kendimi de bebeği de strese sokmanın bir anlamı yoktu.

Epidurali önermeyenler var. Sizde herhangi bir sorun çıktı mı?

- Bu gibi durumlarda anestezi uzmanına büyük iş düşüyor. Doktoruma da anestezi uzmanıma da çok güveniyordum, bu güvenim boşa çıkmadı.

Eşiniz doğuma girdi mi?

- Evet. Üstelik bunu kendi istedi.

CİYAK CİYAK AĞLAYAN ÇOCUK BİRDEN SUSTU

Doğumdan sonraki ilk günler nasıl geçti?

- Doğumdan sonra Ayza’yı yanıma koydular, ciyak ciyak ağlayan çocuk bir anda sustu. Parmağımın ucuna kadar uyuşmuştum. ılk emzirdiğimde memem hiç acımadı, oh ne rahat işmiş bu emzirmek diye düşünürken bir fark ettim ki mememin üstünü emiyormuş. Doğumdan birkaç gün sonra Ayza’nın kilosunda ciddi bir düşüş yaşandı, bu yüzden mama takviyesi yapmak zorunda kaldık. Bu öyle kötü bir durum ki... Bebeğinize yetemediğinizi düşünüyorsunuz ve bu sizi çok yıpratıyor.

Doğumdan ne kadar süre sonra sahnelere geri döndünüz?

- Aslında doğumdan hemen sonra işe başlarım zannediyordum ama üç ay sonra başlayabildim. Hani bir laf vardır ya “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” diye, işte bu laf tam da çocuklu anneler için söylenmiş bence. Zamanı istediğim gibi ayarlamadığım için strese girdiğimi fark ettim, bu yüzden ilk aylarda hiçbir şey yapmak istemedim.

HER GECE KABUS GÖRÜYORDUM

Loğusalık sendromu yaşadınız mı?

- Evet, yaşadım ama çok şükür o günler geride kaldı. Üç hafta sürdü benimkisi... Her gece kabus görüyordum. Bu dönemde sahnede kullanmak için bir sürü malzeme de çıktı aslında. Mesela bir loğusaya küfür etmek istiyorsanız direkt sütüne oynamanız yeterli! (Gülüyor) Sütüyle ilgili yapılan bir yorumda ya çok üzülür ya da sinirden sizi boğar.

YURTDIŞINDA DOĞUM YAPMAYI HİÇ  DÜŞÜNMEDİM

Bildiğim kadarıyla çok uzun yıllar Amerika’da eğitim gördünüz, hâlâ Amerika’ya çok sık gidiyorsunuz. Orada doğum yapmayı hiç düşünmediniz mi?

- Bu arada eşim de ıngiliz vatandaşı, ama hiç düşünmedim. Yurtdışında doğurmam için hamileliğimin 27’nci haftasından itibaren orada olmam gerekiyordu. Bu, benimle birlikte annemi, ailemi de oraya taşımam demekti ya da yurt dışında doğurmak uğruna tek başıma olacaktım. Ben burada olup, en başından beri güvendiğim doktorla birlikte olmayı ve el bebek gül bebek doğum yapmayı tercih ettim. Çok doğru bir tercih yapmışım. Doğumdan sonra tüm sevdiklerim yanımdaydı, çok mutluydum.

                                                                     


Yorumları Göster
Yorumları Gizle