GeriKelebek Amerikalı kadınların isteği seksi olmak Türk kadınlarının ise ünlülere benzemek
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Amerikalı kadınların isteği seksi olmak Türk kadınlarının ise ünlülere benzemek

New York’un en gözde caddelerinden Madison Avenue’deki ‘Mete Türkmen Hair+’ kuaför salonu New York’un en ‘in’ mekanlarından oldu. Mete Türkmen, Özlem Erçil Avcıoğlu ve makyöz Koray’ın bir araya gelerek bu sene içinde açtıkları salon sadece randevu ile müşteri kabul ediyor. Bir saç kesimi 250 dolardan başlıyor.

Mesleğe küçük yaşta Kuaför Mahmut’ta çalışarak başlayan Mete Türkmen, Metin-Mehmet Bahçecik kuaför salonunda çalıştıktan sonra 90’lı yılların başında Levent’te ilk salonunu açtı. Bu arada seminerlerde, Londra ve Paris’te mesleki eğitim aldı. Kendimi daha nasıl geliştirebilirim düşüncesiyle 1999’da New York’a gitti. Loreal’in bir salonunda ‘head designer’ (baş tasarımcısı) olarak çalışmaya başladı. Bütün bunları yaparken asıl amacı kendi markasını yaratmatı. Bunu da ortaklarıyla Mete Türkmen Hair+ isimli kuaför salonunu açarak başardığını söylüyor. New York Post Gazetesi ve Time Out New York Dergisi Türkmen’e geniş yer vererek, New Yorklu kadınların Türkmen’i film karakteri Edward Scissorhands’e benzettiklerini yazdı.

Türkmen New York’lu kadıları güzelleştirirken İstanbullu müdavimleri de onun yolunu gözlüyor. Saçını ondan başkasına emanet edemeyen kadınlar çoğaldıkça Türkmen’in İstanbul randevuları da kıymetleniyor.

Belli aralıklarla İstanbul’a gelen Türkmen’i vazgeçilmez yapan özelliklerinden biri de saç kesiminde uyguladığı ıslak-kuru yöntemi.

New York sizi nasıl etkiledi ?

-
New York’a geldikten sonra da stilim hiç değişmedi. Sadece ufkum açıldı. Manhattan çok ilham veren bir yer. Çok büyük, çok kozmopolit. Şehir büyük, insanlar büyük, çok farklı tarzlar var. Ben kendimi dünya vatandaşı olarak görüyorum. Ben insana baktığımda bir bütün olarak görürüm. Bu yüzden de stili olan herkes, her tarz hoşuma gidiyor.

Mete Türkmen’in stili nedir?

- Benim tarzım müşterinin kişiliğine uygun, kendi gibi hissedebileceği saçlar yaratmak. Günün çizgileri içinde, kendisinin de kolaylıkla stil verebileceği, rahat kullanacağı saçlar. Günümüz insanının eskisi gibi vakti olmadığı için, saçını yıkadıktan sonra ‘eyvah başıma neler gelecek’ diye düşünmediği saçlar yani. Kesim ya da boyaya başlamadan önce müşterilerimin hayatı ve günlük yaşamı konusunda bilgi almaya çalışırım. Ondan sonra da cilt, göz rengine bakarım; kafasına, saçına dokunurum. Tüm bunlar bana nasıl bir saç yapmam gerektiği konusunda bir his verir. Saça dokunmak bana asıl ilhamı veren başlangıç. Benim gözümde her yeni müşteri yeni bir ruh, yeni bir heyecan demek.

Islak-kuru olarak adlandırılan kesim tarzı nedir?

- Saçı önce ıslak olarak kesiyorum, asıl şekil vermeyi ise kuruttuktan sonra yapıyorum. Tamamen kuru kesmeyi tercih ettiğim bile oluyor. Saç kuruyken şekil vermek çok daha doğru. Kuru saça atılan her makas darbesi bana şeklin nereye gidebileceğini gösteriyor. Bazen o kadar keyif alıyorum ki, kesimi sonsuza kadar da bitirmemeyi istiyorum. Saçı kestikten sonra da fazla fön çekmeden doğal olarak kurutuyorum.

Bu sene nasıl saçlar moda?

-
Geçen sene saçlar dümdüzdü, bu sene ise daha büyük, volümlü, dalgalı saçlar var. Ama bu arada sadece büyük saç var da diyemeyiz. Karışık tarzlar var. Vazgeçilmeyen tek şey doğallık.

New York’taki salonunuza ne tip müşteri geliyor?

- Bize gelen müşteri reklamla gelen değil, benim yaptığım saçları görerek gelenler. Yani buraya gelenler salondan çıkarken bir sürprizle karşılaşmıyor hiçbir zaman. Yeni müşterilerimizin bazıları daha önce kestiğim saçları spor kulübünde, plajda gördüklerini ve o halde bile doğallığına hayran kaldıklarını söylediler.

Amerikalı ve Türk müşteri arasındaki fark nedir?

- Aslında çok büyük bir fark yok. Temelde herkesin isteği aynı: Güzel, çekici olmak, kendini iyi hissetmek. Amerikalı müşteri koltuğa oturduğu andan itibaren kuaförüne yüzde yüz güveniyor. Zaten saçı kesmeden önce nasıl olacağını söylemiş oluyorum. Mesela bir bankacı, yaşam tarzına uymayan bir şekilde, Madonna gibi çıkmayacağını biliyor. Türkiye’deki müşterilerin hepsi olmasa bile çoğu, bir modele ya da ünlüye benzeme isteği ile geliyor. Ama ilk konuşmadan sonra fikirlerini değiştirip kararı bana bırakıyorlar. Türk müşterisiyle aramdaki ilişki çok farklı tabii ki, ne de olsa aynı lisanı konuşuyoruz. Aynı geçmişe sahibiz.

Beş yıllık planda akademi kurmak var

Mete Türkmen’e bir zamanlar müşteri olarak gelip daha sonra kendisinde gelecek görüp ortaklık teklifi eden pazarlama müdiresi Özlem Erçil Avcıoğlu, kalıcı olacak bir marka yaratmaya çalıştıklarını söylüyor: ‘Beş yıllık planlarımız içinde, başta İstanbul olmak üzere dünyanın çeşitli şehirlerinde salonlar açmak, kendi çizgimizde insanlar yetiştirecek bir akademi kurmak ve de kendi ürünlerimizi çıkarmak var.’

Yorumları Göster
Yorumları Gizle