GeriKelebek Alkışlar arasında boşanmak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Alkışlar arasında boşanmak

Bin yıldır yerleşmiş bir kanı var:Kadınlar zavallıdır, evlerinde otururlar, çocuklarına mükemmel annelik yaparlar, kocalarının da şefkatli kolları onların üzerindedir. Ama... O erkeklerin, elinde değildir, ne yazık ki, fırsat buldukça şehvetli kollarını başka kadınlara da uzatırlar.Dünyanın en güzel kadını (hatta Cindy Crawford) bile olsan farketmez. Kadınların kaderinin değişebilmesi mümkün değildir. İnsanlarda böyle bir kanı var işte.*Büyük palavra.Ya da dünya değişti, kimse farketmek istemiyor.En azından bildiğimiz, gözlediğimiz bir kısım kadın var ki, asla yukarıda anlatılan konumda değil.Olay doğru.Tamam, kocalar aldatıyorlar.Fakat sözünü ettiğim kadınların da, bu durum çok fazla umrunda değil. Çünkü onlar da kendi hayatlarını yaşıyorlar. Ama mağdur sıfatını taşımak bir biçimde işlerine yarıyor.Hatta, akıllı olanları bundan faydalanıyor bile...*Alın size bir komplo teorisi: Uzun bir ilişki yaşamışsın, yıpranmış, artık mecalin kalmamış, zor bela yürütüyorsun, hatta ayrılmak işine bile geliyor, ne var ki, sen ünlü birisin, hayatının gidişatına tek başına karar veremezsin, çünkü mercek altındasın, herşeyin geniş kitleler tarafından kontrol ediliyor ve sen reyting'ini onların tavırlarına göre kazanıyorsun, onlar da seni Allah kahretsin ki, mutlu aile tablosunun içinde görmek istiyorlar... Bu problem nasıl çözülür?En kolay çözüm, sen de erkek gibi pervasızca (Ahmet Altan'ın deyimiyle ferazat), hayatını yaşamaya başlarsın. Kocan dışında başka bir adamla gazetelerde fotoğrafın yayınlanır ama kitleler bundan hoşlanmaz. Sen, kötü kadın konumuna düşersin, ailesini korumayan kadın olursun.Bedelini çok ağır ödersin, reyting'in düşer.Olmaz yani.*En uygunu nedir?Bir köşeye çekilip, kocanın seni aldatmasını beklemek.Tabii bunun tek handikapı, adamın akıllı çıkması ve çok uzun süre açık vermeden bu işi yürütebilmesidir.Ne var ki, erkeklere güvenmek gerekir, bir gün bir yerde mutlaka açık verirler. Ya da ispiyonculara güvenirsin, kocanı bir trende başka bir kadınla yan yana gören bir tanık, kompartmandan iner inmez, bir gazeteyi arayıp, ballandıra ballandıra kimi kiminle birlikte gördüğünü anlatır. Eskiden bunu gece kulüplerinde eğlenen futbolcular için yaparlardı, artık demode oldu, şimdi reyting sahibi herkes için geçerli. Senin adına aile takibi yapan, izleyicilerin var yani. Onlara güvenmek çok daha akıllıca. Nefes aldırmazlar adama.*Yani artık zamanının geldiğine inanıyorsan ve hayatını yaşaman gerektiğini düşünüyorsan, ihaneti karşı tarafın yapması kadar işine yarayan bir şey olamaz.Reyting bile yükseltirsin.Çekici mağdur kadın olarak.Bas bas ‘‘Çocuğunu düşün, boşanma!’’ derler ama...Senin gururun incinmiştir.Gurur, aileden ve namustan önce gelir.Herkes seni anlayışla karşılar, çünkü kozun çok sağlamdır.Alkışlar arasında boşanır, amacına ulaşırsın.HAMİŞ: Bu yazının Hülya Avşar-Kaya Çilingiroğlu olayıyla bir alakası yoktur. Prototip bir yazıdır. Ayrıca onların boşanmama ihtimalleri çoktur.Deniz Akkaya kocama karşıÖnce Deniz Akkaya ve kocamın arasına girmek istemedim. Çünkü bu işler tehlikeli. Kavga ederler, sen suçlu olursun. ‘‘Bu kız senin arkadaşın değil miydi?’’ diye üzerine yüklenirler. Tam sen ‘‘Evet haklısın’’ diye destek vermeye başlarken, onlar barışırlar bu defa sen kötü adam, arabozucu olursun.*Geçen Cumartesi Kashmere'in kapanışı vardı. Zafer, tantanalı olsun diye tutturdu Deniz Akkaya'yı çağıralım diye.‘‘Beni karıştırma’’ dedim.Karıştırmadı.Konuşmuş, anlaşmış, ücretin yarısını o gün, kızın banka hesabına yatırmış. Çok sevinçliydi Zafer. 6000 broşür bastırıyor, posterler asıyor, flyer'ler dağıtıyor, biletleri de haliyle ‘‘Deniz Akkaya bile gelecek!’’ diye satıyor. Çünkü onu görmek için gelecek bir sürü insan var.*O akşam Safran-Buz'da Deniz Akkaya'yla karşılaştık. Evveleski severim bu kızı. Kafasına göre takılır, dobradır, bildiğini yapar. Raconu vardır yani. Nasıl da alçakgönüllü, o akşam, ‘‘Tabii tabii gelmez olur muyum?’’ dedi. İçimiz rahat, (kocamınki rahat olunca, nedense benim ki de rahat oluyor), geceye devam ettik.Kızın adım atması bile haber, çok güzel Allah için, dikkat çekmesinin nedeni bence farklı olması, yapmacık değil, kendine güveni tam, kimseyi sallamıyor, bilmiyorsa bilmiyorum diyor, oynamıyor yani.Seviyorum ben bu Deniz Akkaya'yı.*Öldüreceğim ben bu Deniz Akkaya'yı.Korktuğum başıma geldi.Arada kaldım.Zafer tepemde, ‘‘Son anda gelmekten vazgeçtiğini söylüyor, ben ne yapacağım?’’ diye bana soruyor.Karar verme durumda kalıyorum birden:Zafer, bilet sattığı insanlara karşı sahtekar durumda kalacak...Geliyorum diye anlaşma yapan, parasını alan, sonra sebepsiz yere, gelmeyeceğini bildiren Deniz Akkaya da kocama karşı sahtekar durumda kalacak...Kararımı verdim tabii.*Deniz Akkaya'nın yaptığı çok büyük ayıp. Ne olursa olsun, hiçbir insan bu kadar zor durumda bırakılmaz. Böyle bir durumda hiçkimse ne tatil tanır, ne sevgili. Kardeşim bu senin işin. Ya yaparsın ya da yapmasın. Kimse senin kafana silah dayayıp, gelmek zorundasın diye tehdit etmiyor. Gelir misin diye soruyor. Sen de gelirim diyorsun. Paranı alıyorsun. Ve bunlar son 24 saat içinde olmuyor. Arada bir sürü zaman var. Vazgeçmek için bile bir sürü zaman var. Son anda mı geliyor aklına sevgilin! Madonna'nın bile sevgilisiyle buluşmak için konserden vazgeçebilme lüksü yok, farkında mısın? Dünyanın en acayip şeyi bile olsan, bunu yapamazsın. Biz yetiştirmek zorunda olduğumuz iş yüzünden, sevgilimizle ne kavgalar ediyoruz. ‘‘Boş ver işi!’’ lafının ne ifade edeceğini biliyoruz. Ama iş ahlakı denilen bir şey var. Ve işine saygısı olmayanın neye saygısı olur onu da bilemem. Allahtan, bundan sonra karar vermek durumda olan ben değilim.Hakim verecek.