GeriKelebek Alışveriş listesi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Alışveriş listesi

Böyle sık sık alıntı yapıyorum itiraf.com adlı siteden, genelde Takvim’de görüyorum da ondan. Bu kez de öyle oldu:

hayır_tokum; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 30; İl:Ankara  10.10.2005
Haftaya yurt dışına çıkıyorum. İş arkadaşlarımın siparişleri: Şarjlı tornavida, matkap, dijital metre. Samimi arkadaşlarımın siparişleri: Japon şişme bebek, zenci vajina, azdırıcı, Paris Hilton pornosu, domuz sosisi. Akrabalarım: Çikolata, fotoğraf makinası, kamera, cep telefonu. En ilginç sipariş komşumdan geldi. Büyükçe bir sişede, kilisede okunmuş su! Evde kalmış kızına şifalı su içirip oralardan bir damat bulacakmış!

*

Bu anekdota güldüm gülmesine de bu genç Ankaralı’yı merak ettim doğrusu. Ben de yurt dışına giderim arasıra, bana da garip siparişler gelir ama, bu beyin çevresi biraz, nasıl söylesem, ‘orijinal’ gibi geldi bana!

Neyse... ne diyordum? Hah... Mesela Paris’e uçacak olan Serdar, alışveriş listesine neler yazar? Söyleyeceğim ama dalga geçmeyeceksiniz, aramızda kalacak. Kalsın, çünkü öyle (ne demekse) ‘azdırıcı’ filan yok benim masum listemde...

1- Mutlaka alınacak ve bir göz atılacak, beğenilirse alınacak kitaplar
2- Bir iki dergi, özel sayı vs (Liste)
3- 4.5 vatlık yassı pil (Artık bulunmuyor buralarda)
4- Kırtasiye (Bakılacak – Güzel keçe uçlu kalem, lastikli cep defteri bulunursa alınacak)
5- Ayakkabı bağcığı (Bizimkilerin ucundaki mum-plastik çabucak gidiyor)
6- Bir iki müzik CD’si (Burada bulunmayan klasikler ve indirimde güzel bir şey varsa)
7- Bulabilirsem güzel bir kasket (20 senedir listede yer alır, ama hâlâ tepem açık)
8- Bir iki (özel, diyecektim şimdi yanlış anlaşılır) ilaç: Citrate de bétaine, efferalgan vs

Galiba bu kadar ama daima ilk sırada kitaplar...

Sonra? Alabilir miyim hepsini? Tabii ki hayır!

Kitapçı kitapçı gezerim. Başka bir eğlencem de yoktur. (Müze, tiyatro da olabilir. Bir de aylak aylak sokaklarda gezmek...) Bir sürü kitap atarım elimdeki sepete. Listemdeki kitaplar kadar, asıl kurcalarken gözüme çarpanlar. Neticede 15-20 kitap toplarım. Ve başlarım birer birer geri koymaya. Param yetmez bir defa. Gavur memleketinde gazete, dergi, kitap parayladır, iyi paradır üstelik. Parası çok gelir. Sonra, başlarım vicdan yapmaya, ‘Evde okunmayı bekleyen on tane kitap var. Dan Franck’ın Libertad’ı bir senedir bekliyor başucunda. Hele onları bir oku da...’ Çünkü kitap almak ve okumadan kütüphaneye koymak hasta eder beni, aklım kalır, suçlu hissederim kendimi.

Neticede, elimdeki uzun listeden bir, bilemedin iki, ve aklımda bile olmayan üç dört kitapla dönerim Türkiye’ye.

Bütün gün masa başında çalışmakla ve okumak ve bilhassa yazmakla geçtiğinden, artık eve gidince de masaya oturup kitabımı okumak zor geliyor. Halbuki not alıyorum, altını çiziyorum, okurken aklıma takılan bir kelime oluyor, açıp sözlüklere, ansiklopedilere bakıyorum... Ama genelde yattığım yerde okuyorum, geceleri.

Size kitapla ilişkimi anlatmıştım burada. Sevdiğim, aklım kalan bir kitap varsa elimde, inanın geceyi iple çekiyorum, ‘Gece olsa da birlikte yatağa girsek’ diye, genç güzel bir metresi hayal eder gibi. Bir an önce yemekten kalkıp, işlerimi bitirim yatağa atıyorum kendimi. ‘Buluşmak’ için...

Sonra? Sonra, eğer aldığım notlara defalarca geri dönmezsem, muhtelif vesilelerle altını çizdiğim satırları tekrar tekrar gözden geçirmezsem... KELİMESİNİ BİLE HATIRLAMIYORUM ayıla bayıla okuduğum o kitapların.

Hervé Séry’nin ‘Katolik Aydının Doğuşu’ adlı kitabını da böyle unutmuş gitmişim. Okuduğumu bile hatırlamıyorum. Halbuki bir sene bile olmamış daha...

Bir notum dikkatimi çekti de, sizinle paylaşmak istedim.

Aşağıda, ayrı bir yazı...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle