GeriKelebek Ali Bey ile Pırıl Hanım müsaitseniz buyrun sahneye
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ali Bey ile Pırıl Hanım müsaitseniz buyrun sahneye

Ali Bey ile Pırıl Hanım müsaitseniz buyrun sahneye
refid:21035492 ilişkili resim dosyası

‘Behzat Ç.’nin izinde Ankara pavyonlarında yaptığımız keşfe bu hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

- Ankara pavyonlarında sadece sıra sıra masalar değil, yüksek yüksek localar da var. Localarda oturmak itibar göstergesi. Zaten pavyon müdavimleri buralarda oturuyor. Çünkü locaların ortamı masalara kıyasla daha samimi. Localarda kızlarla daha yakın oturmak mümkün.
- Ankara pavyonlarına erkekler arzu ederlerse sevgilileriyle de gidebiliyor. Ancak eşiyle gidene pek rastlanmamış! Zaten argo üzerine inşa edilmiş yer yer renkli, yer yer loş bir hayat var. Dansöz yok! Öyle göbek atmak, bel kıvırmak da... Gerçek Ankara kaşık havası var. Payvonun o loşluğu kaşık ve zil sesleriyle aydınlanıyor.
- Konsların ne kadar güzel, ne kadar genç oldukları değil, ne kadar iyi oynadıkları önemli. İyi oyuncu olmak beyaz zarfın daha kabarık olması demek. Yani yevmiyenin. Öyle profesyonelce kaşık havası oynayan kızlar var ki bazıları özel olarak kına gecelerine davet ediliyorlar.

KAŞIKLAR SAMAN PAZARI’NDAN

- Eğer oyun oynamak istiyorsanız sahneye isminizi ve oynamak istediğiniz konsun ismini yazdırıyorsunuz. Ve bir ananos: “Ali Bey ile Pırıl Hanım müsaitseniz sahneye buyurun...”
- Sahneye uzun hava eşliğinde geliyorsunuz. Masadaki tahta kaşıklardan alıyorsunuz, konslar zillerini takıyor, oyuna hazırlanıyorsunuz. Uzun hava çalarken yüzler biraz mahzunlaşıyor. Ama uzun hava bitip de oyun havası başladığında sahnedeki çift haldır haldur kaşıklarla, zillerle oynamaya başlıyor. Hem de ne oynamak! İzlerken yoruluyorsunuz.
- Oyunlarda kullanılan tahta kaşıklar Ankara Saman Pazarı’nda ve Mersin’de özel yaptırılıyor. Pavyondaki pek çok şey gibi oyunun da belli bir ücreti var. İki şarkıyla oyun bir kons parası.
- Sahnede yok yok! Oyun arasında biraz soluklanıp, susuzluğunuzu gidermek isterseniz 40 lirayı gözden çıkarmanız gerek. Oyunda ayak figürleri çok önemli. Erkeklerin genelde ayakkabıları süet ya da rugan. Ne de olsa bütün gözler ayaklarda...
- Başından sonuna geceye şöyle bir kulak kabarttığınızda hep aynı şarkıların çaldığını fark ediyorsunuz. Bir pavyonda iki buçuk saat kaldık. Ve takılmış plak misali aynı şarkılar tekrar tekrar çaldı. Erkekler şarkı konusunda oldukça seçiciler. İyi oynadıklarını düşündükleri birkaç şarkıdan öteye geçemiyorlar. Oyunsal bir üstünlük çekişmesi de yok değil.

/images/100/0x0/55ea0ea2f018fbb8f8683bbc

PSİKOLOG YERİNE KONSOMATRİS

Bu ülkede sadece kadınlara ve çocuklara değil erkeklere de büyük haksızlık yapılıyor. Taşıyamayacakları kadar ağır sorumluluklar yükleniyor. Tabii erkek gülmez, ağlamaz, oynamaz, sevdiğini göstermez, flört etmez, etse bile flört ettiği kızla evlenemez kilişeleri... Bu durum erkekleri 50 yaşında bile sorumluluk alamayan ‘çocuk erkekler’e dönüştürüyor. İşte bu çocuk erkekler, bu renkli ve yalan dünyada kendi kimliklerini bulmaya çalışıyor. Pavyondaki erkekler; annesi babası yanında olmadan oyuncakçı dükkânına giren çocuklar gibi. Merak dolu bir ifadeyle konslara bakıyorlar. Üstelik o kadınlara dokunmaktan öteye gidemeyeceklerini de biliyorlar. Konuştuğum erkekler genellikle pavyonlara stres atmaya geldiklerini ve konsla konuşmanın psikoloğa gitmenin yerine geçtiğini söylüyorlar. Pavyonda onları dinleyen, beğenen, onaylayan ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan tek gecelik hayali sığınakları var. Sohbetler genellikle “Neden bu işi yapıyorsun”la başlayıp “Dostun var mı”yla devam ediyor. Sorulara doğru cevap veren çok az. Yani çoktan seçmeli bu pavyon sınavının kazananı ne yazık ki yok!

İŞTE MEŞHUR SARI LEYLA

‘Sarı Leyla’ isimli kons 44 yaşında. Sokakta görseniz orta yaşlı, hoş bir ev hanımı gibi düşünebilirsiniz. Yüzünde çok gün görmüş ve geçirmiş bir ifade var. Bütün müşterilerin ve kızların ablası... Hemen hemen bütün müşteriler bir kez onunla oynamak istiyor. İşinin en iyilerinden olduğunu biliyor ve sonsuz bir güvenle dans ediyor. Ve o gece öğreniyorum ki hepimizin bildiği ve mutlaka dinlediği ‘Bas bas paraları Leyla’ya / Bir daha mı geleceğiz dünyaya?...’ şarkısı
onun için yazılmış.
Eğlencenin duru, durağı yok!

ŞARKI SÖZLERİ EROTİK ÖTESİ

Öyle pavyon şarkıcısı deyip geçmemek lazım! İnternette tıklanma rekorları kırıyorlar. Onlar çalınca tüm pavyon kadınlı erkekli hep bir ağızdan şarkıyı söyleyip, tempo tutmaya başlıyor. Dinlediğim sanatçılar; Zeynel Doğan ve namı değer ‘Hoplayıver Çekirge’ Oğuz Yılmaz. Ve bunların başında da Ankaralı Yasin geliyor. Pavyonda genelde aynı tarz şarkılar çalıyor. Sanki müzik hiç değişmiyor ancak sözler değişiyor. Tam türkü de diyemeyeceğim, tarzını bilemediğim bir müzik... Şarkıların sözlerine biraz kulak kabartınca zaman yüz kızartıcı sözlerle bile karşı karşıya gelebiliyorsunuz. Ancak, müşteriler bu şarkıların çok anlamlı olduğunu ve pavyonda yaşanan ya da yaşanıldığı sanılan hayatlar için yazıldığını düşünüyor. Bir de pavyonların Özay Gönlüm’ü, Hakan Gider var. Her müşteriye özel şarkı üretiyor. Bir nevi şarkı makinesi. Şarkılarının sözleriyse müstehcen ötesi, alabildiğine pornografik. Ve konslar onun şarkılarıyla sınırsız eğleniyor...
Ankaralı Elvan Yılmaz’dan “Ama Benim Adım Elvan Dalton/ Ben gezerim balkon balkon/ Gelir de koynuna girerim ama/ Kobrayı salarım boynuna...” şarkısı da tuhaf ama gerçek; pavyon şarkılarının başında geliyor.
Bir diğer tuhaf ama gerçek pavyon şarkısı da şarkılarıyla dillere pelesenk olan Ankaralı Turgut’tan: ‘Yakalarsam Tık Tık’... “Geçti bir fıstık/ kafadan biraz kaçık/ fazla kıvırma kızım/ bak yakalarsam tık tık...”
Ve tabii “Arabada beş, evde on beş” diyen Ankaralı Namık’ı da unutmamak gerek... “Arabada beş evde on beş / Yakacaksın sobayı ısıtacaksın odayı/ Saat beşe gelince de göreceksin pompayı...’
Şöhrete giden yol zaman zaman pavyonlardan da geçiyor... Ankara pavyonları bir nevi Unkapanı. Ve her şarkıcının hayali bir Ankaralı Turgut, Ankaralı Namık olabilmek.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle