GeriKelebek Aldatılmak ve yalnız yaşamanın konforu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aldatılmak ve yalnız yaşamanın konforu

Pakize SUDA

Geçen haftalarda aşk, kıskançlık vs. konularda ahkâm keserken dokunduğumuz kadın-erkek ilişkisine bugün ‘‘aldatma’’ vesilesiyle tekrar göz atalım dedim.

Kadın-erkek ilişkisi öyle bir derya ki, her gün bir yerlerde bu konuyla ilgili onlarca yazı yazılmasına rağmen, hâlâ söylenecek bir şeyler var. Kadın, erkek, genç, yaşlı, okumuş, cahil, fakir, zengin herkesi ama az, ama çok mutlak ilgilendiren tek konu bu olmalı. Ömrünün herhangi bir döneminde ucundan kıyısından buna bulaşmamış biri yoktur herhalde.

Şimdi ‘‘aldatma’’ deyince erkeklerin kadınları nasıl aldattığından falan söz edeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bir kere erkekler asla aldatmazlar, günahlarını almayın zavallıların.

Evet! Eşlerinin dışında çeşitli kadınları yakın incelemeye alan erkekler yok değil. Ama onlar ‘‘Allah'ım sen nelere kadirsin. Herkesin ağzı, burnu, iki gözü var. Yine de kimse kimseye benzemiyor, bu ne iştir?’’ düşüncesiyle tamamen meraktan yapıyorlar bunu. Bazıları meraklarını giderirken karda yürüyüp izini belli etmiyor, bazılarıysa kadının gözüne soka soka yapıyor bu işi.

Akıbet bir gün gelir

Etrafıma baktığımda, eşi bu tür bir merak içinde olmayan bir tek kadın görmüyorum. Buna zaman zaman ben de dahil oldum geçmiş yıllarda. Hatta bütün Türk erkeklerinin bayıldığı, gelmiş geçmiş en güzel kadınlardan biri olan ünlü bir sanatçımızın da defalarca bu duruma düştüğünü yakından bilirim. Yani, ister güzel ol, ister çirkin akıbet gelir bir gün.

Gerçi bazı kadınlar eşlerinin asla böyle bir şey yapmayacağını savunurlar ağız dolusu. Bu savunma, kendilerinin aldatılamayacak kadar güzel, zeki vs. olduklarının bir ifadesidir. Onlar buna kendilerini inandırırlar, ama beni asla inandıramazlar.

Bir kere şu erkek yapar, bu yapmaz diye bir şey sözkonusu değil. Çünkü erkekler bu durumu kendi özgür iradeleriyle seçmiyorlar ki, bu onlara ‘‘Allah'ın bir lütfu.’’

Hem yaptıklarında ne kötülük var? Tam tersine ayrımcılık yapmamaları takdire şayan bir davranış. Kadınları, bu benim karım, bu değil demeden sevmek suç mu? Siz de bir alemsiniz yani. Sevseler bir türlü, sevmeseler bir türlü. Kadın sevmeyene maganda dersiniz. Bunlar da ne yapsınlar? Sevmesinler de dövsünler mi?

Biz kadınlarda da kabahat çok. Hem ‘‘Yalnız benim ol, el yüzüne bakma sakın’’ deriz hem de adamları zorla iteriz. Bir kere ne o öyle ayağını sağlam yere basmalar, ekonomik özgürlükler falan. Kadın dediğin erkeğin ağzının içine bakmalı, söylediği her sözü onaylamalı, yaptığı her espriye gülmeli, her yaptığına hayran olmalı.

Yalnızlığın nesi harika

Erkeklerin, memelilerden, iki eli, iki ayağı bulunan, iki ayağı üzerinde dik bir biçimde dolaşan, aklı ve düşünme yeteneği olan, dille ve sözle anlaşan en gelişmiş canlı varlıkların (bkz. Türkçe sözlük, shf. 812) en memelisine besledikleri bu derin muhabbet zaman zaman evdeki memelinin hoşuna gitmeyebiliyor. Gerçi çoğu zaman evdekinin bu muhabbet kuşu durumunu duyması Mısır'daki sağır sultanın duymasından sonraya denk düşüyor. Bunun sebebi de eşin dostun iyi niyeti. ‘‘Aman yuva yıkılmasın’’, ‘‘Nasıl olsa gelip geçicidir’’, ‘‘Biz sebep olmayalım’’ gibi düşüncelerle kadının bir müddet enayi durumunda dolaşmasına sebep oluyorlar.

Bana sorarsanız ben bilmek isterim doğrusu. Buradan bütün arkadaşlarıma sesleniyorum. İleride bir sevgilim olursa ve benimle beraberken başka birileriyle de halvet olursa ve siz de bunu görür duyarsanız bana hemen haber verin. Eşimin kadınlar tarafından çok tutulmasının gururunu (!) ben de yaşamak isterim.

Benim gibi gururu paylaşanlar, paraları paylaşamayanlar, çocukları paylaşamayanlar ve bu yüzden beraberliklerini ölene dek sürdürenler var tabii. Ancak büyük bir kısmı böyle yaşamayı göze alamıyor ve gelsin kavgalar, gürültüler, kadınlararası meydan muharebeleri ve nihayet mahkemeler. Olanlar oldu, siz GAP'ı gaptırdınız ve tek başınıza kaldınız. Hiç üzülmeyin, harika bir hayat sizi bekliyor. ‘‘Yalnızlığın nesi harika?’’ diyenler mutlaka hiç yalnız yaşamamış olanlardır. Yalnız yaşamanın konforunu bilenler bilir. İşte birkaçı:

Artık bu adam nerede, ne halt karıştırıyor diye düşünmek yok. Telefonla peşine düşmelere, şüphe içinde yanıp tutuşmalara paydos! Ne stresti o öyle.

Eve istediğiniz saatte gelebilirsiniz, ‘‘Nerede kaldın’’ diyen yok!

Artık yemek pişirmek zorunda değilsiniz. Canınızın istediğini yersiniz.

İstediğiniz kadar şişmanlayabilirsiniz. ‘‘Göbeğin var’’ diyen bir sevimsiz yok artık hayatınızda.

Yatakta istediğiniz gibi yayılabilirsiniz. İster enine yatın, ister boyuna. Artık yorgan tamamen sizin.

Sizi yatakta istemediğiniz bir zamanda istemediğiniz şeyleri yapmaya zorlayan yok! Uyuyun, uyuyabildiğiniz kadar.

Onun sevmediği bütün arkadaşlarınızı arayabilir, onları eve davet edebilirsiniz.

Beraberken almanıza izin vermediği kedi, köpek, kuş hangisini seviyorsanız, hemen alabilirsiniz.

Televizyonda istediğiniz kanalı seyredebilirsiniz.

Banyoda istediğiniz kadar kalabilirsiniz. O hiçbir zaman bu kadar sizin olmamıştı.

Evde istediğiniz gibi dolaşabilirsiniz. İster çırılçıplak, ister lahana gibi kat kat. ‘‘Neden soyundun’’, ‘‘Neden giyindin?’’ diyen yok.

Kıyafetlerinize dar, açık, şeffaf diye sıfat takan biri yok artık, istediğinizi giyebilirsiniz.

Kapı aralığında komşunuzla, telefonda arkadaşlarınızla uzun uzun konuşup dedikodu yapabilirsiniz.

Lavaboda saç, kıl, tüy görmeye paydos!

Diş macunununu istediğiniz yerden sıkabilirsiniz.

Tuvalet kâğıdı, sabun, deterjan, diş macunu, şampuan, yiyecek ve içeceklerin tüketim süresi iki katına çıktı. Artan parayla kendinize istediğinizi alabilirsinz.

Daha ne olsun? ‘‘Bütün bunlara rağmen illa bir kocam olsun’’ diyorsanız, ‘‘bazılarına rahat batar’’ derim ben de size.

NOT: Bu yazıda kadınla erkeğin yerini değiştirebilirsiniz. İsterseniz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle