GeriKelebek Akşamları evim ameliyathane gibi elimdeki dikenleri ayıklıyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Akşamları evim ameliyathane gibi elimdeki dikenleri ayıklıyorum

Akşamları evim ameliyathane gibi elimdeki dikenleri ayıklıyorum
refid:4984914 ilişkili resim dosyası

Kaynanadili, kaynanatopuzu, sabır çiçeği, altıntop... Tuhaf isimler verdiğimiz, dikenlerinden nefret ettiğimiz kaktüslerin yeryüzünde binlerce çeşidi, sayıları az da olsa tutkuyla seven meraklısı var. 68 yaşındaki Ünal Vural, 35 yıldır kaktüs topluyor. İzmir ve İstanbul’daki seralarında sakladığı kaktüslerin sayısı o kadar fazla ki, toplamını o bile bilmiyor. Hayattaki en büyük zevki çiçek açtıklarında, çay demleyip karşılarına oturmak. "İşte o zaman dünya benim oluyor" diyor.

"Yeryüzündeki kaktüslerin kesin sayısı bilinmiyor ama 10 bin çeşit olduğu söyleniyor" diyor Ünal Vural. Bugüne kadar yaklaşık 1000 çeşidini toplamayı başarmış. Vural, 35 yıldır seracılık yapıyor. Ege Bölgesi Süs Bitkileri Üreticileri Derneği Başkanı. İstanbul’da ziraat eğitimi alıp şeker fabrikalarında çalıştıktan sonra kesme çiçek işine, ardından da saksılı bitkilere yönelmiş. 20 yıldır firmasının merkezi İzmir’de. Küçük oğluyla birlikte çalışıyor. İstanbul’daki serasını ise büyük oğluna emanet etmiş.

Vural, İstanbul’da yaşadığı dönemde TRT 1’de Hanımlar Sizin İçin Programı’nda 5 yıl kadar ekranda süs bitkileri danışmanlığı yaptı. Günaydın Gazetesi’nde iki yıl bitkiler konusunda yazdı. İzmir Ticaret Odası’nda ombudsmanlık ve meslek komitesi başkanlığını sürdürüyor. Her yıl başkanı olduğu derneğin düzenlediği Ege Süs Bitkileri Fuarı’nın organizasyonunda görev alıyor ve fuara da kaktüsleriyle katılıyor.

Kaktüsler için ayırdığı 2 bin metrekarelik, İstanbul’da ise 1000 metrekarelik iki serası var. Kaktüs merakı ve koleksiyonculuğu, seracılık geçmişi kadar eski.

PERU’DAN, BOLİVYA’DAN

Vural koleksiyonun ilk önemli parçalarını 35 sene önce bir botanikçiden almış: "Süleymaniye’deki İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi’nin yetkilisi Ahmet Atilla, Türkiye’de kaktüs konusuna ilk el atanlardan biriydi. İlgimi görünce, bir sera dolusu kaktüs verdi. Bu koleksiyonu genişlettim. O zamanlar yurtdışından bitki getirmek çok güçtü. 1980’den sonra her şey değişti. Şimdi istediğiniz bitkiyi karantinadan geçirmek kaydıyla getirebiliyorsunuz. Kaktüslerin doğal olarak yetiştikleri ülkeler çoğunlukla Orta ve Güney Amerika’da."

Peru, Bolivya, Meksika ve ABD’de yetişen kaktüsler, Hollanda ya da İtalya’ya getiriliyor. Vural kaktüslerini bu iki ülkeden seçip alıyor. Şimdilerde hedefi Sicilya’da ve İspanya’nın Tenerif Adası’nda doğal olarak yetişen kaktüslerden almak. "Sicilya’daki devasa kaktüslerde gözüm. Çeşit, boy ve yaşa göre fiyatları 1500-3000 Euro’yu buluyor" diyor.

TİCARİ FAALİYETİ ŞİMDİ HOBİSİ

Vural satışa yönelik kaktüs üretmekle birlikte, koleksiyonundaki bitkileri kesinlikle satmadığını söylüyor: "Profesyonel süs bitkileri üreticisiyim. Kaktüs merakım da ticari faaliyet olarak başladı, zamanla o kadar sardırdım ki hobiye dönüştü. Tüm kaktüslerden üretiyoruz ama koleksiyon parçalarını asla satmıyoruz. Her boş vaktimde kaktüs serasıyla ilgilenirim. Sabah çok erken gelip, serada sabah serinliğinde çalışırım. Akşamları da geç saate kadar kaktüslerimle ilgilenirim."

İzmir’deki kaktüs serası bugünlerde öğle saatlerinde 60 dereceye kadar ısınıyor. Sıcaklığı 40 derecede dengelemeye çalıştıklarını söylüyor Vural. "Kaktüsleri direkt güneş ışığı altında bırakmıyoruz. Bazıları gölgeyi daha çok seviyor."

Yeryüzünde en güzel çiçek açan bitkinin kaktüs olduğunu düşünüyor. "Kaktüslerin tamamı çiçeklidir. Bana göre en güzel çiçeği kaktüsler açar. Bazıları bir günde solar, bazıları dayanıklıdır. Çiçek açtıklarında bir çay demleyip karşısına otururum. İşte o zaman dünyalar benim olur."

Bu kadar dikenli bir bitkiyi sevmenin zorlukları olmalı. Vural da bu işin cefasını memnuniyetle kabul ediyor: "Ellerim her zaman diken doludur. Kaktüs serasında çalıştığımızda akşamları evimiz ameliyathane gibidir, oturup dikenleri temizleriz. Bazen çıkmaz, zeytinyağıyla deriyi yumuşatırız. Deniz kestanesinin çok daha büyük ve iri dikenlisini düşünün, dikeni 15 cm. olanlar bile var. Evdekiler bu duruma çok alıştı. 4 yaşındaki torunumu kaktüs serasına sokmamaya çalışıyorum. Yaramaz bir çocuk ve dinlemiyor. Geçenlerde elini kaktüse değdirmiş, 4 diken birden batmış. Eli havada geldi yanıma. Ama dede ben ağlamadım, diyordu."

ALTINTOP 300 YIL YAŞIYOR

Vural’ın koleksiyonunda kaktüslerle aynı türden gelen, nemi seven succulentler de var. Dikensiz olan bu bitkiler, etli yapraklarında büyük miktarda su barındırıyorlarlar. Kuraklığa dayanıklılıkları yüksek. Kaktüsler ise daha çok çöl ortamını seven bitkiler. Yaprakları olmadığı için klorofil özümlemesini cidarlarında yapıyorlar. Dikenleri hem güneşten hem de hayvanlardan koruyor onları.

Vural’ın serasında en çok satılan kaktüs türü sapsarı, bir bal kabağını andıran altıntop: "Türkiyede kaktüsün çok meraklısı var. Biz pazarlama yapmıyoruz, sadece meraklılara satış yapıyoruz. İstanbul’dan bile geliyorlar çiçek almak için. En çok altın gibi rengi olan Echino Cactus Grossoni ilgi görüyor. Bu kaktüs yaklaşık 200-300 yıl yaşar. Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de aşılı kaktüs dediğimiz Gimnocasium Nihonowiçi Hibotan ilgi görüyor. Bu bitki de Japonya ve Güney Kore kökenli. Kırmızı, siyah, sarı, pembe renkleri var."

KAKTÜSE NASIL BAKILIR

Kaktüsün en büyük düşmanı fazla su. Biz kaktüslere kışın 6 ay su vermiyoruz. Açık ortamdaysa kış aylarında direkt yağmur almayan bir yerde korumakta fayda var. Bazı succulent türlerini açık mekana koyarsanız çok su tutarlar. Tüm kaktüs türleri ışık ister, direkt güneşi sevmez bazıları. Yine de çok aydınlık bir yere konmalı. Yazın bitkinin su kaybına göre doğrudan güneşteyse 2-3 günde bir, daha muhazafalı bir yerdeyse haftada 1 su verin.

SERVET TEKLİF EDİLDİ, SATMADI BİTKİ ORTASINDAN YARILDI

Kaktüsler yavaş büyüyen ama çok uzun ömürlü bitkiler. Ama bazen sürpriz yapıyorlar: "Elimde Agav Victoria Regina cinsi devasa bir kaktüs vardı. Yıllarca çok iyi korudum. Sergilere, fuarlara götürdüm. Büyük paralar teklif edildi. Hatta bir fuarda bir Arap alıcı çok ısrar etti, satmadım. Ertesi sene gövdesi yarıldı, içinden yeni bir ağaç gövdesi çıktı. Seranın tavanını deldik, dışarıya uzadı. Bitki bir süre sonra tohum bağladı. Osmanlı’da sabır çiçeği adı verilen bu tür 50-60 yıl yaşıyor. Boyu 3 metreyi buluyor. Ancak, birden tohum vermeye başlayınca, tohumlar ana bitkiyi çürütüp, öldürüyor. Aynı bitkiye kavuşmak için tohumları filizlendirip, 50 yıl beklemeniz lazım."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle