Geri Kelebek Ahmet'le selamımız kalmadı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ahmet'le selamımız kalmadı

Ahmet'le selamımız kalmadı
refid:26206313-spot ilişkili resim dosyası

Burcu Kıratlı, magazin basınının duayenlerinden Kenan Erçetingöz’ün kızı. Son dönemin en popüler isimlerinden Ahmet Kural’ın eski nişanlısı. “Peri Masalı” filminde beline kadar uzanan saçlarını kazıtarak gündeme oturan bir oyuncu. Ama tüm bunlar bir yana ben Burcu’ya bakınca çok güzel bir genç kadın görüyorum. Kalbinin güzelliği yüzüne yansıyan bir kadın... Röportajı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

* Biraz kendini anlatsana bize.
- 1989 Temmuz’unda, İstanbul’da doğdum. Koç burcuyum.
* Kaç kardeşsiniz?
- Benim öz kardeşim yok. Levent var. Kenan Abi’nin ilk evliliğinden olan oğlu. Bir de öz babamın diğer eşinden iki çocuğu var.
* Kenan Erçetingöz üvey baban ama aranızda kuvvetli bir bağ var. Kaç yaşından beri tanıyorsun onu?
- Annem ve babam ben çok küçükken ayrılmış. Onları hiç bir arada görmedim. 6 yaşında tanıştım Kenan Abi ile ve 19 yaşıma gelene kadar aynı evde yaşadık.
* Öz babanla nasıldı ilişkiler?
- Baba tarafımla bağlarım hiçbir zaman kopmadı. Hâlâ görüşüyoruz. Ama babamla hep kopuk bir ilişkimiz oldu. Çok fazla görüşmedik. Onun işleri çok yoğundu.
* Mesleği ne?
- Dört büyüklerin lisanslı ayakkabılarını yapıyordu. O yüzden hep yurtdışına gidip geliyordu. Benim şansım Kenan Erçetingöz oldu. Baba yokluğu hissettirmedi bana.
* Baba diyor muydun?
- Evet. Biz baba kız arasında yaşanabilecek her şeyi yaşadık. Azarlardı, kızardı, ceza verirdi. Gece telefon çaldığında, telefon bir hafta yasaklanırdı. Akşamları 7’ye kadar iznim vardı.
* Kaç yaşına kadar sürdü bu?
- 18’e kadar. Tabii evde her cumartesi bir ağlama seansı “Ben de çıkmak istiyorum” diye...

BABAMA “EVDEYİM” DESEM “FOTOĞRAF YOLLA” DER

* Hafta sonu dahil?
- Tabii tabii. Çok sıkıydı. Hâlâ öyle... Hâlâ ben evdeyken mesaj atar “Ne yapıyorsun?”, “Neredesin?” diye. “Evdeyim babacığım” derim, “Fotoğraf yolla” der.
* Şaka yapıyorsun!
- Hayır... Sesim birazcık kötü olsun, “Ne oldu, anlat bakalım. Hadi seninle bir alışverişe çıkalım” der. Amerika’ya gidilirdi tatile, bana daha çok şey alınırdı hep. Kız çocuğuyum diye. Evde büyük oda bana verilirdi, küçük oda Levent’e.
* Annen Gül de camiada çok sevilen, sayılan isimlerden. Onunla nasıl ilişkin?
- Abla kardeş gibiyiz. Her şeyimi bilir. Dertleşiriz. Arkadaş gibidir.
* Çocukken en çok kimler gelir giderdi sizin eve?
- Bizim evde her pazar mangal gecesi olurdu. Oraya herkes gelirdi, magazin programı izliyormuş gibi olurdum (gülüyor)...
* Böyle bir anne babanın kızı olmanın ne gibi avantajları oldu?
- Bir mekana gideriz, insanlar hemen pervane olur. Kuralları vardı babamın. “Sen oturacaksın masada, sana selam vermek isteyen yanına gelecek” derdi mesela...
* Başka?
- Mesela ben gece dışarı çıkmak istediğimde alıp Reina’ya götürdü. Oradaki sarhoş kızları gösterip, “Daha çok yolun başındasın, şimdi kafan ayık ve görüyorsun, böyle mi olmak istersin?” dedi. Sonra daha düzgün, daha kaliteli oturan kızları gösterip “Yoksa böyle mi görünmek istersin?” dedi. O gece yaşadıklarım bilinçaltıma öyle bir yerleşti ki, “Böyle dik girdim mekana dik çıkmak zorundayım” algısı oluştuğu için ben hiç sarhoş olamıyorum.
* Hiç sarhoş olmuyor musun?
- Hiç. Ve arkadaşlarım bundan şikayetçi.
* Ne olmak istiyordun çocukken?
- Oyuncu ama izin vermiyorlardı.
* Neden?
- Oyuncu olmak istediğimi ilk söylediğimde geçici bir heves olduğunu düşündüler. Babam “Bu piyasa göründüğü gibi değil. Özellikle bir kadın için ayakta durmak çok zor” dedi ve izin vermedi.
* Nasıl kırdın zinciri?
- Oyuncu olmama izin çıkmayınca ben de Görsel İletişim Tasarım bölümünü yazdım. Ama o zamanlarda bile günlüğüme “Biliyorum bir gün oyuncu olacağım” yazmışım pembe kalemlerle. En son dayanamayıp kendi kendimi Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne yazdırdım.
* Gizli mi yazıldın?
- Tabii. Müjdat Hoca bir sınav açmıştı, 350 kişilik katılım oldu.

ERKEKLER UZUN SAÇ SEVİP KISA SAÇA AŞIK OLUYORLAR

* Meslek hayatının dönüm noktası nedir?
- “Peri Masalı” filmi. Normalde pek radikal kararlar alabilen biri değilim ve saçlarımdan vazgeçmem hayatımın dönüm noktası oldu.
* Saçların uzun muydu?
- 13-14 yaşımdan beri hep belime kadardı. Burcu denilince akla saç gelirdi. O yüzden kimse inanmadı zaten. Herkes photoshop sandı.
* Kesim anı nasıldı?
- Çok zor. Bir kere Peri karakteri çok mutlu bir kız. Saçım kesilirken de mutlu olmamı istediler benden.
* Sen ne yaptın?
- Ne yapayım, ağladım! Yönetmenimiz benimle konuşuyor, “Yapabilirsin, güveniyoruz sana” diyor. Tam set başlayacak ağlamaya başlıyorum, kesiyoruz. Sonra “Ben yapamayacağım galiba çok özür dilerim” dedim ve kalktım. 20 dakika çay molası verildi.
* Ne oldu o arada?
- Kendi kendime kalıp toparlandım. Babamla konuştum hemen. O beni biraz rahatlattı. Sete girdim. “Tamam artık Burcu değilim, Peri’yim” dedim, sandalyeye oturdum. Tek planda çektik ve bittikten sonra ben ağlamaya başlayınca bütün set ekibi beni alkışladı. Çünkü onlar aralarında “Büyük ihtimalle üç gün bunu çekemeyeceğiz” demişler.
* Ne değiştirdi kısa saç hayatında?
- Büyüdüğümü, olgunlaştığımı ve daha kadınsı olduğumu düşünüyorum artık.
* Erkekler uzun saç seviyor ama...
- Galiba... Ama şunu anladım ki uzun saçı sevip kısa saça aşık oluyorlar. Çok güzel tepkiler aldım. Herkes “Sakın uzatma” diyor. Bir kişi bile uzatmamı istemedi.
* Kıskanç biri misin? En çok neyi kıskanırsın?
- Evet. Çok kıskancım. En sevdiklerimi çok kıskanırım.
* İstediğin rol başkasına gitti, kıskanır mısın?
- Yok öyle kıskançlıklarım. Benimki tamamen duygusal. Mesela köpeğim benden çok bir başkasıyla ilgilendiği zaman onu kıskanabiliyorum. Ben birazcık sevgi arsızıyım galiba.
* Ne güzel işte, seni etkilemek için sevmek yeterli...
- Kimisi kaçtıkça kovalanmak ister. Ben karşımdakinin beni çok sevdiğini görünce bağlananlardanım. Ufacık bir sevgi şüphesi hissettiğim anda bende bir soğuma oluyor.

AŞK, KRİTERİ OLAN BiR ŞEY DEĞİL

* Aşk hayatın ne durumda?
- Aşk güzel bir şey (gülüyor).
* Şu an biri yok hayatında yani...
- Kimse yok. Ama yarın ya da buradan çıkınca birine aşık olabilirim, kısmet işi...
* Nasıl birine aşık olursun?
- Hiç öyle kriterlerim yok. Zaten kriteri olabilecek bir şey değil aşk. Görürsün ve o an içinden bir şey akıp gider, “aşık oldum” dersin. Hatta diyemezsin çok sonra anlarsın. Bakarsın heyecanlanırsın, ne oluyor dersin.
* İlk aşkını hatırlıyor musun?
- Hatırlıyorum.
* Kaç yaşındaydın?
- Ortaokuldaydım. Ama ölüp bitiyordum yani. O da bana aşıktı. Birbirimize mektuplar yazıyorduk.
* Babanın haberi var mıydı?
- Yoktu ama tanıyordu.

ARTIK AHMET’LE HİÇ GÖRÜŞMÜYORUZ

* Eski nişanlın Ahmet Kural’ı sormazsam olmaz. Görüşüyor musun?
- Görüşmüyoruz.
* Bir yerlerde tesadüfen de mi karşılaşmadınız?
- İki kez karşılaştık. Onda da öyle...
* Merhaba merhaba?
- Yok.
* O bile yok?
- Yani...
* Böyle büyük bir aşk yaşadıktan sonra insanların birbirine bu kadar yabancılaşması doğru geliyor mu?
- Kendi eski ilişkimi baz alarak söylemiyorum ama bana yanlış geliyor yabancılaşmak. Annenden babandan daha çok şey paylaşıp, hayatı tamamen onun üstüne kurup sonra yabancı gibi olmak çok yanlış ve acımasızca. Ama maalesef hayatın döngüsü bu.

YAŞLANMAK İSTEMİYORUM

* 60 yaşında nerede hayal ediyorsun kendini?
- O kadar yaşlanmak istemiyorum.
* Ne yapacaksın?
- Kendimi o kadar yaşlı görmek istemiyorum açıkçası.
* Estetiğe nasıl bakıyorsun?
- Hiç düşünmüyorum. Çünkü zaten mesleğim bunu kaldırmaz. Mimiklerimi kaybedersem hiç hoş olmaz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle