GeriKelebek Ağrılı Yusuf, Nadal Ayşe ise Sharapova olmak istiyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ağrılı Yusuf, Nadal Ayşe ise Sharapova olmak istiyor

Ağrılı Yusuf, Nadal Ayşe ise Sharapova olmak istiyor
refid:18929300 ilişkili resim dosyası

Ağrı’nın çocukları sekiz aydır büyük bir hevesle raket sallıyor. Üç yıl önce kurulan kortları dolduran minikler kadar, anne-babaları da tenisin daha iyi bir hayatın anahtarı olduğunun farkında. Şehrin imkanları kısıtlı ancak çocukların hayalleri büyük. 16 Yaş Türkiye Tenis Şampiyonası sayesinde, Rafael Nadal olmak isteyen Yusuf ve Maria Sharapova olmak isteyen Ayşe ile tanıştık

70’li yıllarda belli bölgelerin spora yönlendirilmesi politikası doğrultusunda atletizmde ‘pilot bölge’ seçilen ve Avrupa çapında ciddi başarılar kazanan Ağrı, bu kez tenisle konuşuluyor. Türkiye Tenis Federasyonu (TTF) 1. Ligi’nde mücadele etmeye hak kazanan Ağrı Tenis Kulübü, ilk kez bir turnuvaya da ev sahipliği yaptı. Biz de teniste ‘Ağrı hamlesi’ni yerinde gördük.
Ağrı’da spor kompleksinde tenis raketleriyle koşuşturan minikler, kortlarda ısınan genç sporcular, yanı başımızdaki masaya yerleştirilen pırıl pırıl kupalar... Bu telaşın sebebi 16 Yaş Türkiye Tenis Şampiyonası’nın final maçlarının oynanacak olması.
Vali Lütfi Yiğenoğlu Stadı’ndaki tenis kortlarında 10-17 Eylül arası düzenlenen turnuvaya 192 sporcu başvurdu. Bölge şartları nedeniyle korkanlar olunca bu sayı 70’e düştü. Ama Adana, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Erzurum ve Samsun’dan gelen sporcular Ağrı’ya hayran kaldıklarını anlatıyor. Turnuvanın şampiyonu Büşra Kayrum’un kafasındaki soru işaretleri ve korkular kaybolmuş: “Yedi yıldır tenis oynuyorum, çok yer gezdim. Ağrı’ya gelmekten çekinmenin saçma olduğunu anladım. Herkes çok misafirperver, arkadaşlarla da hemen kaynaştık. İlk turnuva olduğu için kortların ve odalarımızın bazı eksikleri var ama zamanla düzelir.”

KAFAYI TENİSLE BOZDULAR

Spor kompleksi düşük gelirli ailelerin yaşadığı Gazi Mahallesi’nde. Yaşıtlarının imkanlarına erişemeyen bir grup çocuğun kalbi sekiz aydır tenisle atıyor. Sekiz yaşındaki Yusuf Arslan ilk kez katılacağı turnuva için Ağrı’dan İzmir’e gitmenin heyecanını yaşıyor. Rafael Nadal olmak istediğini söyleyen Yusuf, sadece yemek ve uyumak için eve gidiyor, tüm vaktini kortta geçiriyor. Babasından çok antrenörünün sözünü dinleyen Yusuf, teniste Türkiye’yi temsil etmeyi hayal ediyor. Yusuf’un ablası Didem ise (11) rüyalarında kupa dolu bir ev gördüğünden ve ünlü bir tenisçi olup başka ülkeleri gezmek istediğinden bahsediyor. Hocası Fırat Balkis’i “Bir dakika gider misiniz?” diye gönderip hepimizi şaşırtan Didem; “Fırat Hoca bizim için çok uğraşıyor, asla yalnız bırakmıyor. Kardeşime kıyafet ve ayakkabı bile aldı. Kendimizle gurur duymamız gerektiğini söylüyor” diyerek hocasına olan sevgisini anlatıyor.
11 yaşındaki Ayşe Ekinci de gelecekte tenisçi olmak istiyor: “Bazen anneme yardım ederken temizliğe dalıp antremanı kaçırıyorum ama hayalim Sharapova gibi ünlü olmak. Hatta arkadaşlarım bazı vuruşlarımı ona benzetiyor.”
Hakan (11) ve Habib (6) Anak kardeşler de tenise merak salan Ağrılı çocuklardan. Habib solak ve hocalarına göre gerçekten yetenekli. Hakan ise Ağrı Tenis Kulübü’nün ilk defa katıldığı İstanbul ENKA’daki 11-12 yaş turnuvasına gidenlerden. Turnuvaya farklı kentlerden gelenlerle arkadaş olduğunu anlatan Hakan, yeni vuruş ve teknikler öğrendiğini söylüyor. “Tenisle bozduk kafayı” deyip kahkaha atan Hakan da arkadaşlarının dileklerini yineliyor: “Tek kapalı kortta bir türlü sıra gelmiyor. Kışın Ağrı çok soğuk. Çok üşüyoruz. Kapalı kort ve ısıtıcı sayımız artarsa mutlaka şampiyon oluruz.”

HEPSİ HOCASINA HAYRAN

6-13 yaş arası tenisçi çocuklar hocaları Fırat Balkis’e (23) hayran. Kayseri’de spor akademisinde okuduktan sonra dönüp, bir yıldır tek kuruş almadan tenis öğreten Ağrılı Balkis; “İmkanlarımız iyileştikçe çocuklar daha da iyi olacak. Turnuvaya dışarıdan katılanlar gelmeden önce Ağrı’da hamburgerci ve kortlarda dolap olup olmadığını sordu. Bizde misafiri iyi ağırlamak için yemeklere mutlaka et konur. Çocuklar “Etsiz yemek yemiyor musunuz hiç?’ diyor. Bu tesisler ve turnuva herkes için büyük şans” diyor.İki yaşındaki dışında üç çocuğunu tenise gönderen Ahmet Arslan, 12 sene önce Cumaçay Köyü’nden Ağrı merkeze taşınmış. Tenisle yatıp kalkan çocuklarının değişiminden çok memnun. “Kar yağsa bile dersi asmak yok” diyen Arslan: “Ağaçlara zarar veren, cam çerçeve indirenler gitti, yerlerine akıllı uslu çocuklar geldi. Okullarını ihmal etmedikleri sürece istedikleri kadar tenis oynasınlar. Ancak bir şeyden şikayetçiyiz, televizyonda tenisten başka şey izleyemez olduk. Bütün diziler kaçıyor.”

BURANIN GÜZELLİKLERİNİ ANLATSINLAR

Türkiye Tenis Federasyonu Asbaşkanı Cengiz Durmuş Ağrılı ve şehirde tenisin sevilmesinde büyük pay sahibi. Hayatını spora adayan Durmuş’un çocukları da tenisçi, hatta oğlu profesyonel. Durmuş’a göre memleketin kurtuluşu sporda, özellikle de teniste: “Buralarda tenis oynayan çocuklar görmek beni heyecanlandırıyor. Sınırların kalktığı, teknolojinin ilerlediği bir çağdayız, Ağrılı Yusuf’ların ve Ayşe’lerin şampiyon olabileceği kanaatindeyim. Bir Ağrılı olarak bu çocuklar bu şansı yakaladığı için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.”
Final maçlarını izlemek için gelen PTT Genel Müdürü Osman Tural, TTF Yönetim Kurulu Üyesi bir tenis düşkünü. Ağrı Tenis Kulübü’nün gözde oyuncularından Yusuf Arslan’la sıkı bir maç yapan Tural, Ağrı’daki tablodan gurur duyuyor: “Belki Ağrı’ya gelmeden önce sporcuların kafasında tereddütler vardı. Ama şimdi mutlular. Federasyon olarak tenisin büyük kentlerle sınırlı kalmamasına önem veriyoruz. Sporculardan Ağrı’nın güzelliklerini olduğu gibi anlatmalarını istiyorum. Abartmalarına gerek yok, ne gördülerse onu... Belki gelmeden önce böyle bir tesisi hayal bile edemezlerdi. Sadece seyirci eksiğimiz var, o sorunu da insanlar tenisi sevdikçe aşacağız.”
Tenisteki ‘ezeli ve ebedi rakibi’ Ağrı eski valisi Mehmet Çetin’in değişimin en büyük mimarlarından olduğunu söyleyen Tural; “Üç yıl önce temelleri attı. Yerel idareler, federasyonun kaynaklarını kullanmadan varlıklı işadamlarının da katkısıyla şehrin çehresini değiştirdi. Turnuvadan daha da önemlisi Ağrılı çocukların tenisle tanışması. Tenis, daha iyi bir hayatın anahtarı olduğu gün gelişecek. Ben Samsun Alaçam’da büyüdüm, tarlada tütün topladım, amelelik yaptım. Okuyarak yırttım. Spor dar gelirli çocuklar için tutunacak bir dal olursa, ülke de şampiyonlar yetişebilir.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle