GeriKelebek Adım adım kolektif intihar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Adım adım kolektif intihar

TELEKOM mevziinde başlattığımız ‘‘milli direnişin’’ dördüncü günündeyiz. Ben de isyanımın üçüncü gününde.Dördüncü günde ‘‘milli bilançomuz’’ şudur:Dolar 1 milyon 400 bin liraya yaklaştı.Borsa 1000 puan aşağı indi.GÖZBEBEKLERİEtrafımdaki insanların gözbebeklerinin feri, artık borsa ve döviz kurlarına döndü.Dolar yükselip borsa düşünce, genç, yaşlı insanların gözbebeklerinin feri de sönüyor.Umutsuzluk ve endişe, bakışlardaki cıvayı, termometreye dönüşen gözbebeklerinin ta diplerine doğru çekiyor.Çünkü onlar çok iyi biliyorlar ki, ateşi yükselen ekonomi, işyerlerinin kapanması ve işsizlik demektir.Yaz umutları, ‘‘Telekom direnişinin’’ ufkunda batıp gitmektedir.Gelin öyleyse, kararan o ufkun biraz ötesine geçelim.Size; bırakın yoksulları, okumuş, yükselmiş, iyi para kazanan, mutlu insanların bile başına gelmiş gerçek hayat hikáyeleri anlatayım. Mesela şöyle biri...Mesleği pazarlama müdürü.Amerika'da eğitim görüp gelmiş, bir şirketin pazarlama müdürlüğüne yükselmiş.Çocuğu çok iyi bir Amerikan okulunda okuyor.İyi bir ithal arabası, iki katlı evi var.Yılda bir ay iyi tatil yapıyor.Mutlu bir hayat sürüyor.İşte böyle bir insan, birgün kendini aniden taksi şoförlüğü yaparken buluyor.AMAN BATIYORUZYanlış anlamayın.Taksi şoförlüğü şerefli bir meslektir.Ben sadece bir histen söz ediyorum.Çünkü herkes önce kendi mesleğini yapmak ister.Anlattığım olay bir senaryo değil.Son iki yılda Arjantin'de yaşanan binlerce ‘‘orta ve üst orta sınıf’’ hikáyesinden sadece biri.Amerikan gazeteleri son zamanlarda sık sık bu insanların hikáyelerini yayınlıyor.Üst orta sınıf, toplumun en örgütsüz kesimlerinden biri.Sesleri kolektif biçimde çıkmıyor. O yüzden henüz işitmiyorsunuz.Onları da işiteceksiniz.Telekom direnişçilerine soruyorum.Ülke neden bu durumda?1979 yılında yaşadığımız krizle karşılaştırdığımızda bu soruyu sormak elzem oluyor.1979 yılı sonunda dönemin başbakanı Süleyman Demirel, Almanya Başbakanı Schmidt'e başvurur:‘‘Acilen 500 milyon dolara ihtiyacımız var.’’Schmidt, ‘‘Olur veririz, ama bunu parlamentodan geçirmem lazım’’ der.Demirel, ‘‘Vaktim yok, batıyoruz’’ diye karşılık verir.Bunun üzerine, bu para İsviçre üzerinden geçirilerek sağlanır.O günleri hatırlayanlar bilir.Ülke karanlıktadır. Akaryakıt kuyrukları uzayıp gitmektedir. Yağ ve ampul bulunmamaktadır.YA BUGÜNOysa bugün...Hazine'nin kasasında 18 milyar dolar var.Doları tutmak için Merkez Bankası günde 300-500 milyon doları satabilmektedir.Yani Türkiye, o gün ‘‘Batıyoruz, kurtarın’’ diye istediği toplam parayı, bugün bir günde kasasından çıkarıp satabilecek düzeye gelmiştir.Ülke turist kaynamaktadır.İhracat 30 milyar dolarlar düzeyindedir. Bir o kadar da ithalat yapabilecek kapasitededir.Fabrikaları çalışmaktadır.İşadamları dışarda bile yatırım yapabilmektedir.Böyle bir ülkede niye kriz çıkar?Çıkarsa niye çözülemez?Evet, hep birlikte cevabını vermemiz gereken soru budur.Neden böyle bir ekonomiyi batma noktasına getirdik, neden bir türlü yüzdüremiyoruz?Bu soruya namuslu, samimi ve inandırıcı bir cevap veremediğiniz takdirde, istediğiniz kadar ‘‘milli’’ gerekçe hazırlayın.KAMUFLAJHiçbiri tutmaz.Çünkü milli gurur gibi heyecan verici bir kavram, beceriksizliğin ve keyfi direnişin kamuflajı olamaz.Yapmaya kalkarsanız da kimse yutmaz.Ben bütün bunları düşünürken, dün bir darbe de Çankaya'dan geldi.Ne diyeyim.Kollektif bir intihara doğru gidiyoruz.Allah sonumuzu hayretsin...