GeriKelebek 6 ay öpüşmediğim oluyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

6 ay öpüşmediğim oluyor

Yasemin Kozanoğlu, üç reklam filmi, bir klip, bir de henüz gösterime girmemiş sinema filmiyle gündemde.

Dikkatinizi çekmiştir Vakıfbank reklamlarıyla. Dikkatinizi çekmiştir Teoman'ın klibiyle. Çünkü seri halde imal edilmiş gibi duran onca kızın arasında Yasemin Kozanoğlu'nun farklılığı, yüzünün güzelliği, doğallığı, şirinliği, kendiliğinden seksiliği dikkat çekmeyecek gibi değil. Şimdi herkes onun peşinde koşuyor. O ise sanılanın tersine ait olduğu sosyetik çevreden kaçmaya çalışıyor. Henüz gittiği bir yer yok, çünkü o kendini arıyor...

Siz ne yaptınız da, birdenbire bu kadar ünlü oldunuz?

- Hiçbir şey. Adnan (Şen) diye bir erkek arkadaşım vardı. Sosyete dergilerinde fotoğraflarım yer aldı. Yani benim bir şey yapmama gerek kalmadı: 16 yaşında ünlüydüm ben!

Ama Elitte manken ajansı bile küçüklüğünüzden beri peşinizdeymiş.

- Abartıldığı gibi değil. Beni çağırdılar. Los Angeles'a gittim. New Port Beach'te fotoğraflarım çekildi. Ama ben Lise 1 öğrencisiydim! Her şeyi halledeceklerini söylediler, iyi de... Ben orada yaşamak istemedim.

Siz ne yapmak istiyorsunuz?

- Tam olarak ne yapmak istediğimi bilmiyorum.

KARARLARIMI KENDİM VERDİM

Üç reklam filmi. Bir klip. Bir de gösterime girmemiş olan sinema filmi. Güzelliğiniz dışında bu kadar ilgi çekmenizin nedenlerinden biri de aileniz. Sinir oluyorsunuz ama ‘‘zengin bir iş adamı’’yla, ‘‘sosyetik ve güzel’’ bir annenin kızısınız. Bu sıfatlar sizde ne gibi çağrışımlar yapıyor?

- Hiçbir çağrışım yapmıyor. Bugüne kadar, onlar beni yönlendirmedi ki. Hangi lisede okuyacağımdan, hangi üniversiteye gideceğime kadar bütün kararlarımı kendim verdim. Çocukluğumdan beri. Zaten beni anneannem ve dedem büyüttü.

Kaç yaşına kadar?

- On beş. Anneenneme, anne diyordum. Annemle haftada bir görüşüyordum. Babamla da öyle. Sonra babam evlendi. Annem de Ali Abi'yle (Karacan) yaşamaya başladı. Ben bu süre içinde hep anneannemle birlikteydim.

BANA DADILAR BAKIYORDU

Neden annenizle birlikte değildiniz?

- Bana daha çok dadılar hizmetçiler bakıyormuş, anneannem öyle diyor. O da bu duruma dayanamamış. ‘‘Ben bu kızı alıyorum’’ demiş. Almış. Standart bir Türk ailesi gibi yaşadığımızı söyleyemem. Annem mesela Ali Abi'yle 13 sene süren bir ilişki yaşadı. Kendi isteğiyle evlenmedi. Küçükken lisede bana hep soruyorlardı, hatta Ali Abi bile soruyordu: ‘‘Evlenelim mi? Senin için önemli mi?’’. O yaşımda bile kendi isteğim doğrultusunda kimseye baskı yapmadım. ‘‘Niye başkaları gibi değilsiniz?’’ demedim. Çocukluğumdan beri biraz farklıydım.

Annenize, ‘‘Neden ben senin yanında değilim de, annenin yanındayım!’’ diye hiç kızmadınız mı?

- Hani kendisiyle barışık insanlardan söz edilir ya, ben tamamen kendimle barışık olduğumu söyleyemem. Kafamın karışık olduğu, çok büyük mutsuzluklar yaşadığım dönemler oldu. Çünkü insanı anneannesi ve dedesi büyütse bile, onlar sizi çok sevse bile, insan sormadan edemiyor: ‘‘Acaba ben istenmiyor muyum?’’.

Bugün düşününce: Sizde en fazla kimin emeği geçti?

- Anneannemin ve dedemin. Fakat 16 yaşımdan sonra annem hep yanımdaydı.

Ve 16 yaşında bu eve, annenizin yanına taşındınız?

- Aynen. Aslında ben çok eve taşındım. Babamın evine gittim. Sonra bir süre Ali Abi'nin evinde kaldım. Son üç senedir de bu evde, annemle yaşıyorum. Ama ondan önce çok ev dolaştım.

YALNIZLIK KENDİ TERCİHİM

Okul trafiği?

- Nerede olursam, orada gidiyordum. Önce Ata Lisesi. Sonra Eşeniş'e gittim, çabuk bitirmek için. Sonra da American College of London. ‘‘Video production’’ okudum. Son iki yıldır da Türkiye'deyim.

Fazla açık duruyorsunuz. Kendiniz nasıl koruyorsunuz?

- Çok açığım. Canımı da acıtıyorlar bu yüzden. Gerçi, eskisine oranla çok daha az zarar görüyorum. Çünkü çok soyutladım kendimi. İki seneden beri dedikodu duymuyorum mesela. Geçen gün bir arkadaşım, ‘‘Senin için, bunları bunları söylüyorlar’’ dedi. ‘‘Yapma ya!’’ oldum. Ne kadar uzak kalmışım. 16 ila 20 yaşımı sürekli hakkımda yapılan dedikoduları duyarak geçirdim. Sinir tabii.

Yalnız bir tip misinizdir?

- Hem de çok. Feci yani! Ama aynı zamanda etrafımda çok kişi var. Yalnızlığı zaten ben tercih ediyorum. Daha mutlu oluyorum.

SOSYETE KIZI DEĞİLİM

Hiç para probleminiz oldu mu?

- Bugün çalışmazsam, taksiye binecek param olmaz ki! Son iki yıldır annemden babamdan para almıyorum. Öyle insanların zannettiği gibi zengin sosyete kızı değilim. Arabam yok mesela. Boyuna taksi parası ödüyorum. Tamam İngitere' de okudum ama babamın ödediği sadece okul ve yiyecek parasıydı ve kısıtlıydı.

Yeteneklerinizi keşfettiğiniz söylenebilir mi?

- Yok, bir sürü şey yapmak istiyorum. Neyi istemediğimi, görerek, yaşayarak anlamaya çalışıyorum. Mesela sinemada iyi olduğuma inanırsam, devam ederim. Ve müzik yapmak istiyorum. Ama sorunun cevabı hayır.

Asılan erkeklerden fenalık geldi

Seks sizin için ne ifade eder?

- Benim için o an hissettiğim şey. Seks özünde hayvani bir şey. Ama hep öyle olmak zorunda değil. Herkesle aynı seksi yaşamıyorsun. Aynı kişiyle bile farklı hissettiğin zamanlar oluyor.

‘‘Olmazsa olmaz’’ dediğiniz şeylerden biri mi?

- Yok. Olmasa da olur. Yani erkek arkadaşım olmadığında seks yapmalıyım diye bir arzu duymuyorum. Bu bana acayip geliyor. Erkekler bunu yapmak zorundalar, onlar sevişmek zorundalar. Bana gelince, erkek arkadaşım yoksa altı ay öpüşmediğim oluyor. Ben erkekleri pek sevmiyorum.

MÜZİK DAHA ÖNEMLİ

Bu ne demek?

- Daha çok arkadaş olmayı seviyorum. Ve rahat olmayı.

Seks olunca rahat olunmuyor mu?

- Olunuyor ama o kadar fazla istek duymuyorum. Yani illa sevişeyim diye. Tanımam gerekiyor. Yakın arkadaş olmam gerekiyor. Ama kural değil tabii. Öyle biri de çıkabilir ki karşıma, ilk tanıştığım gün sevişirim. Yine de seks için ölmüyorum. Müzik mesela farklı benim için, müzik için ölüyorum. Müzik dinlemek, dans etmek; seksten daha önemli benim için. Beni daha mutlu ediyor. Mesela eski sevgililerimi düşününce, hiçbirini öpmek bile istemem. Belki de birçok erkek bana asıldığı için artık fenalık geldi. Bu da beni erkeklerden soğuttu.

Kimin oğluysa oğlu bana ne!

Peki erkekler size nasıl geliyor? Kendileri gibi mi?

- Hiç değil. Acayip rol yapıyorlar. Sürekli kendilerini bir şey olarak göstermeye çalışıyorlar. ‘‘Şuyum var. Şuranın sahibinin oğluyum’’. Bana ne ya.

Büyük erkekleri mutlu edelim. Kendinizden 25 yaş büyük bir adamla beraber olabilmeniz mümkün mü?

- Yok. Bana yaşlı gelir. Görünüşü bakımından bu mümkün olamaz. Ama 30 yaşına geldiğimde, yani 7 sene sonra, bakarsınız olabilir. En büyük sevgilim 38 yaşındaydı.

Yalılarda oturan kızlar, yalılarda oturan erkeklerle evlenir, yalılarda oturan çocuklar doğurur... gibi bir inanış var. Sizde trafo nasıl attı?

- İnsanlar attırdı! Saçma geldi. Bir de çok mutsuz gördüm onları. Ne bileyim. Ortada büyük bir sevgi yok. Kocanla arkadaş değilsin. Ben sıkıntıdan patlarım.

Kendimden korkuyorum

Cesur musunuz?

- Beni tanımlayacak en iyi sıfat utangaç! Cesarete gelince, bazı şeylerde çok cesaretim var, kim ne düşünecek diye asla düşünmem. Doğru yaptığıma inandığım sürece her şeyi denerim, başarısız olabilirim. Hayatta herkes başarılı olmak zorunda değil ki. Demek ki o konuda yeteneğim yok, başka şey denerim.

Depressif bir tip misiniz?

- Acayip. Bazen yataktan çıkamıyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum, o kadar yani. Dibe vuruyorum ondan sonra alevlenip, tekrar hayattan zevk almaya başlıyorum.

Küçük şeylere kafayı takar mısınız?

- Evet. Taksiciye ya da tostçuya neden kızdım gibi bir sürü saçma sapan şeye kafayı takarım.

Uçuk, kaçık, limitleri olmayan bir tip misiniz?

- Çevreme göre öyle olabilirim ama limitlerim vardır. Yine de her isteğimi yapıyorum.

Cesaretinizin sınırlarını biliyor musunuz?

- Bazen ‘‘Durman’’ gerekiyor diyorum. Ben zaten kendimden korkuyorum. Başkasından değil.

Parasız biriyle 1 yıl yaşayabilirim

Erkeklerin karşısına sorunlarını çözmüş biri olarak mı çıkıyorsunuz? Yoksa ‘‘İşte ben ve sorunlarım’’ diye mi?

- Kendim gibiyim. Ama sorunlarını çözmüş biri değilim. Kiminle beraber olmuşsam, hep aşık olmuşumdur zaten. ‘‘Çok flörtü oldu’’ diyorlar. Saçma. Bazen bir kere yemeğe çıkarsınız, eli elinize değer, sonra bitiverir. Yani ilişki yaşamak başka, hoşlanmak başka. İlişkilerimde başka biri gibi davranmıyorum. Beni olduğum gibi sevsin. Ama bu da kolay değil tabii. Tuhaf bir kişiliğim var. Oturmuş değil. İnişlerim çıkışlarım o kadar fazla ki, benimle beraber olan adamın işi kolay değil. Çekilecek gibi değilim aslında.

Sevgili seçerken, ‘‘O çevre, bu çevre’’ ayrımı yapar mısınız?

- Hiç. Çok kel alaka insanlardan hoşlandım. Birbirleriyle hiç alakaları yok. Çok parasız insanla da çıktım. Ama şuna inanıyorum: Belli bir standarta alıştıktan sonra, uzun vadeli bir şey düşünüyorsan, o standartın altına inmek zor. Ama 1 yıl boyunca parasız biriyle ilişki yaşayabilirim.

Hiç evlenmeyi düşündüğünüz birileri oldu mu?

- Çoğuyla evlenmek istedim. Allah beni evlendirmedi. İyi ki. Yoksa çoktan boşanmış olurdum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle