GeriKelebek 30 gün Ramazan değil 33 gün bayram yapıyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

30 gün Ramazan değil 33 gün bayram yapıyoruz

30 gün Ramazan değil 33 gün bayram yapıyoruz
refid:3359694 ilişkili resim dosyası

Ahmet Özhan, Ramazan ayını en yoğun geçiren sanatçılardan biri... Katıldığı televizyon programlarında ve konser alanlarında tasavvuf müziğinden örnekler sunan Özhan’la, yoğun temposu arasında Erenköy’deki evinde buluştuk.

- Ramazan’da en yoğun sanatçılardan birisiniz değil mi?

Evet. Televizyon programlarına katılıyorum, arada Ramazan konserleri var. Artık biz olgunluk dönemimizi yaşıyoruz, ben de bunlarla eğleniyorum. Profesyonelliğin ötesinde amatörce bir zevk de alıyorum.

- Bu dönemdeki konserleriniz daha çok tasavvuf müziği ağırlıklı mı oluyor?

Evet, öyle... Ama bayramda Antalya ve İzmir’de konserlerim var. O konserlerde tamamen güncel müzik olacak.

- Çocukluğunuzun Ramazan’larına dönersek... Aklınıza o dönemle ilgili ilk ne geliyor?

Sahura kalkmak çok gizemli bir şeydi. Hiç alışık olmadığınız bir saatte evin ahalisi ayakta ve sofra kuruluyor. Kalkmak için biz çocuklar da tuttururduk, büyüklerimiz uyandırmamaya çalışırdı ama kafa kurulu olduğu için bir şekilde uyanırdık. Perdeyi açıp davulcuya baktığımı hatırlıyorum. Çok küçüklüğümden bahsediyorum. Aslında oruç tutmadığım zamanı hatırlamıyorum. Ortaokula gittiğim dönemde bir keresinde çok hasta olmuştum, 40-41 derece ateşim vardı. Rahmetli annem su içmem için başımda bekleyip durmuştu, yine de orucumu bozmamıştım.

- Günümüzün sahurlarına, iftarlarına gelirsek...

Biz 30 gün Ramazan değil, 33 gün bayram yapıyoruz. Bizim davranış biçimimizde, meseleyi algılayışımızda ve yaşayışımızda 33 günlük bir bayram var. Çünkü Ramazan’ın ilk teravih gecesinden başlayan bir şenliktir kopuyor. Eskiden sahurlarda bu kadar birlikte olunmazdı, şimdi arkadaşlar arasında sahur yemekleri de yapılıyor. Sonra iftar çadırlarında, otellerde her sosyal katmanın kendine göre Ramazan algılayışı ve onu yaşayışı var. Bazı insanlar lüks otellerdeki iftarları eleştiriyor, ama lüks otelde onu tüketme gücüne sahip insanlar o sosyalliği neden orada yaşamasın? Ben çok doğal karşılıyorum. İftar çadırlarına da gidelim, orada da da harika bir sosyal hayat var. Bunların hayata renk getiren şeyler olduğunu düşünüyorum.

PASTIRMA VE GÜLLAÇ MUTLAKA OLMALI

- Peki sizin sevdiğiniz iftar sofrasında neler bulunmalı?

Benim sevdiğim iftar sofrasında pastırma ve güllaç olsun, gerisi teferruat! 11 ay eve pastırmanın p’si girmez, Ramazan’da bir akşam olmasa sanki iftar sofrası değilmiş gibi geliyor.

- Çocukluk yıllarınızda annenizin iftara özel hazırladığı yemekler olur muydu?

Delikanlık öncesi ve delikanlılık başlangıcındaki zaman dilimini Karamürsel’de geçirdim. Oranın meşhur bir yiyeceği vardır, simit dolması derler. Simit şeklinde bir pideye benzer, onu bölerler ve içine kıyma, soğan, maydonoz ve peynir koyarlar. Üstüne de yumurtayı bularlar ve fırına verirler. Ramazan’da onu yemeyi severdik.

- ‘Ramazan’ın eski tadı yok’ diyen birçok insan var, ama siz bu görüşte değilsiniz sanırım...

Ben aynı düşüncede değilim. Hiçbir şeyin tat kaybettiğini düşünmüyorum. Üstelik daha demokratik bir ortam oluştukça, her şeyin daha fazla lezzet kazandığına inanıyorum. Başka türlü dolduruşa gelmenin hiçbir alemi yok.

İLAHİ SÖYLEMEYE BEŞ YAŞINDA BAŞLADIM

- Çocukluğunuzda da tasavvuf müziğiyle ilgileniyor muydunuz?

Ben ilahiyi ilk kez beş yaşında meşk ettim. Hayatımda hep o vardı, hep Mevlana ve Yunus Emre vardı. Babamın arkadaşları gelirdi ve evimizde tasavvufi sohbetler yapılırdı. Küçüklüğümden beri o havanın içindeyim.

- Ramazan’da daha sıklaşıyordu herhalde bu sohbetler...

Arttığını değil de, Ramazan’la beraber hayatın daha değişik bir renk aldığını hatırlıyorum. Eskiyle yeni arasında farklılık arayacaksak, şimdi Ramazan’dan Ramazan’a yoğunlaşan bir gündem oluyor. Eskiden o gündem 12 aya yayılıydı, çok farklılık yoktu. Şimdi 1 ayda çok yoğunlaşan, tüketim ekonomisiyle eşdeğer bir yaklaşım söz konusu. Halbuki Ramazan’da söylenenlerin hepsi 12 ay insana lazım olan etik değerler.

Mevlana CD’si bu ay çıkıyor

- Sizin bir de Mevlana CD’si projeniz vardı. Ne zaman çıkacak o CD?

O proje gerçekleştiği için çok sevinçliyim. Ramazan ayı içinde çıkarmayı düşünüyoruz. İçeriğinde baştan aşağı Hazreti Mevlana’dan başka hiçbir kelime yok. Mesnevi’den, Divan-ı Kebir’den alınmış ve günümüz arı Türkçesine çevrilmiş sözler ve besteler var. Geleneksel üslubun biraz dışında, daha modern bir şekilde, mesela tek piyanoyla, tek kanunla, tamamen senfonik altyapıyla okuduğum şarkılar yer alıyor. Hazreti Mevlana’nın alternatif kültür tarafından estetik ve içerik olarak yeteri şıklıkta tanınamamasından rahatsızım. Hazreti Mevlana, kainatın ihtiyacı olduğu bir söylem sahibi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle