GeriKelebek 16 yıl sonra yeniden Dead Can Dance
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

16 yıl sonra yeniden Dead Can Dance

16 yıl sonra yeniden Dead Can Dance
refid:21475532 ilişkili resim dosyası

Dead Can Dance, bir dönem dünyaya olduğu gibi Türkiye’ye de damgasını vuran gruplardan biri. 1996’da İstanbul’a geldiklerinde, burada resmen yayınlanmış bir albümleri olmamasına rağmen Açıkhava’yı tıklım tıklım doldurmuştu. 19 Eylül’de yine aynı mekânda konser verecek Dead Can Dance ikilisinden Lisa Gerrard’la konuştuk.

Yaptığınız müzik türünde ‘en çok bilinen’ olmak nasıl bir duygu?
- Açık olmak gerekirse müziğimizin hangi türe daha yakın olduğunu anlamış değilim. Bazı durumlarda türlerden bağımsızmışız gibi geliyor. Müzik, edebiyat, şiir ve enstrümanları kapsayan pek çok farklı dönem var bize ilham veren. Bu ilham kaynaklarımız sayesinde aklımızdakileri somutlaştırma fırsatı bulmamızıysa sevdiğimiz türe olan saygımızla yürümeye benzetiyorum.
En popüler olduğunuz 1980’lere dönersek, bahsettiğiniz ilham ve ortaya çıkan malzemeyi elde etmek için ne gibi bir formülünüz vardı?
- Hiç formülümüzün olmamasının verdiği erdem kendini açıklıyor aslında. Hesapsız yapılan, işin orijinalliği ve eşsizliğinin içinde sanatçı kendine “Orijinal bir şey var mı” diye sormalı. Veya kişinin düşüncelere dalmasının diğer sanat formlarındaki değişkenliğinin bilinmesi gerek.
Bunca yıldan sonra birlikte yeni bir şey yazarken nelerden ilham aldınız?
- Ben hiç müzik yazmayı bırakmadım. Ama Brendan’la birlikte yazmayı da tercih ederim. 17 yaşımızdan beri birlikte müzik yapma şansıyla kutsanmış iki kişiyiz neticede. Daha önce yazdıklarımızdan ötürü muhteşem bir bağımız var ve daha fazlası için hep merak duyduk.

YENİDEN BİRLEŞMEK ASLINDA SAĞLIKSIZDIR

Tekrar birleşme günlerinizden bahseder misiniz? Nasıl gelişti?
- Avustralya’da 2009’daki 179 kişinin öldüğü büyük yangın sırasında Brendan bana, biz de dostluğumuza ve iletişimimize ulaştık. Sonra tekrar bir şeyler yapmaktan bahsedip heyecanlandığımızı gördük. Emin ol, o ihtimal anında bile kendimizi cidden işe adadık.
Spiritchaser sonrası uzun bir aralıktan sonra birleşip Anastasis albümünü kaydettiniz. Tekrar çift olarak bir albüm yapmak nasıl bir histi?
- Bitmiş müzikal birlikteliklerin tekrar birleşmesi her zaman sağlıksızdır. Ruhsal bir hissiyat için yaratyıcılığın tam ortasında çırılçıplak kalmak tüm birlikteliklerin olmazsa olmazıdır. Ama bizim Brendan’la olan geçmişimiz sonucunda bazı konularda aşırı dikkat etmemiz gerekti ki, işimizin potansiyelini atlamayalım.
Dünya ya da etnik müzikler dinler misiniz? Dinlemeye doyamıyorum dediğiniz bir sanatçı var mı?
- Şu sıralar birlikte müzik yaptığım isimlerin işlerini dinlemeye ağırlık verdim. Tabii üstüne bir şey koymam gereken işlerle ilgilendim...
The Serpent’s Egg benim Lovecraft ya da Sade okurken, ihtiyacım olan depresif havayı verebilen bir albümdü. Sizin sevdiğiniz yazarlar kimlerdir?
- Gazetenizin bu soruya olan cevabımı sığdırabileceği sayfası olduğunu sanmıyorum. Müziğe inanılmaz aşık duyan birisiyle konuşuyorsun. Tek bir isim veremem. Ama şunu söyleyebilirim ki yazarlık gibi zor, tatmin edici ancak çoğunlukla eleştirilerle dolu yolu seçen herkese büyük saygı duyuyorum. Bence bu işe tam olarak teslim olmadan başarılı olmak çok zor.
Peki, Anastasis’in yazım aşaması nasıldı?
- Avustralya ve İrlanda arasında bölük pörçük dosyaları transfer etmeye başladım. İstediğimiz sonuca vardığımızdaysa Brendan’la İrlanda’da bir ayda kaydımızı yaptık.

16 YIL ÖNCEKİ İSTANBUL’U ÇOK İYİ HATIRLIYORUM

İstanbul’a 1996’da gelmiştiniz. Albümleriniz burada daha resmi olarak yayınlanmamıştı fakat konserinizin biletleri tükenmişti. 16 yıl öncesi o geceye dair ne hatırlıyorsunuz?
- Çok sıcak bir karşılama görmüştük. Bir açıkhava konseriydi ve çok özel hissetmiştim. Şimdi tekrar gelmek için can atıyorum.
Peki o yıllarda aklınızda kalan İstanbul nasıl bir yer?
- Çarşılar ve 1950’lerin araçlarından yapılan taksiler... Restoranlarda dinlediğim müzikleri hatırlıyorum da, çok güzellerdi. İnsanlar sıcak ve sevgi doluydu. Milletin, o sıcaklıkta ateşli, egzotik dışavurumunu görmüştüm.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle