Gündem Haberleri

    Kelaynak İbrahim

    Hürriyet Haber
    27.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Aktif iş hayatını bırakan İbrahim Betil artık yalnızca bir eğitim gönüllüsü

    Küt İbo!

    İbrahim Betil 55 yıllık hayatında pek çok şapka taktı. Sanayici, bankacı, kısa bir süre YDH'da politikacı, eğitimci, gönüllü. Onun hangi şapkası daha gözalıcı derseniz, ilk akla gelen bankacılığı olur. Ama beş sene önce bankacılığı bırakıp başladığı eğitim işinin üzerinde o kadar ciddiyetle duruyor ki, yetiştirdiği kuşaklar galiba onu ‘‘öğretmen’’ olarak hatırlayacak. İbrahim Betil, önce iş dünyasının derin ve karanlık sularında yüzüp yoruldu. Şimdi çocuklarla dinleniyor.

    İbrahim Betil 80'lerde ve 90'ların başında bankacılık dünyasının en parlak isimlerinden biriydi. Garanti Bankası'nın genel müdürlüğünü yaptığı dönemde aldığı maaş o kadar yüksekti ki, bir efsane gibi dilden dile dolaşıyordu. Banka onun döneminde büyük atılımlar yaptı. Betil, bu başarısına güvenerek bankanın sahibi Ayhan Şahenk'ten kendisi ve ekibi için küçük bir hisse istedi. Bu şekilde hizmetlerine daha uzun süre şevkle devam edebileceklerini söyledi. Reddedileceğini hiç ummuyordu, ama Şahenk prensip olarak bu teklifi kabul edemeyeceğini söyledi. Betil her zamanki inatçılığı tuttu ve hemen orada istifaya karar verdi. Patronu ne yapacağını sorduğunda ise çok kararlı bir sesle cevap verdi: ‘‘Ortağı olabileceğim bir banka kuracağım.’’ Bank Ekspres'in, finans dünyasının çok iyi bildiği kuruluş hikayesi işte böyledir. Banka iddialı kuruldu, ancak sonu o kadar iyi olmadı. 1994 dolar krizi sırasında batma noktasına geldi ve alelacele satıldı.

    YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

    İbrahim Betil çok zor bir altı ay geçirdi: ‘‘Kendimi beceriksiz politikacıların aldığı beceriksiz kararlarla sektörden dışlanmış hissettim. Mesleki olarak kendimi başarılı bulurum, ama bu kez başarılarımı sorgulamaya başladım. Bir kırgınlık yaşadım. Artık iş hayatıyla uğraşmak istemiyordum. Öteden beri hayalimde olan eğitim işine girmenin tam zamanı diye düşündüm.’’

    Enka Okulları'nın fikri tasarımı ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın kuruluşu işte bu döneme rastlar.

    Betil 1995 yılında, bir grup iş adamı, eğitimci ve bilim adamı tarafından kurulan Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın başkanı. Tüm gelirini bağışlardan sağlayan vakıf bugün bini aşkın gönüllüsü ile 50 binin üzerinde çocuğa hizmet veriyor. Depremden sonra NTV'de canlı yayında bütün gün para toplayan ve bu bağışları ‘‘Hayat Mahalleleri’’ ve ‘‘Umut 2000 Projesi’’ ile depremzedeler yararına kullanan yine aynı vakıf.

    BANKACI OLARAK ÖLMEK İSTEMEDİ

    Geçimini sağladığı danışmanlık işlerini saymazsak İbrahim Betil artık yalnızca çocuklarla ilgleniyor. Vakfın eğitim birimlerinde dolaşıyor, ona ‘‘İbrahim Amca’’ ya da ‘‘öğretmenim’’ diyen çocuklar birlikte oluyor. Haftanın bir gününü Adapazarı'ndaki depremzedelere ayırmış. Gece gidip Adapazarı'ndaki Enka Okulu'nda yatılı öğrencilerle kalıyor. Pazar günleri saat üçte Açık Radyo'da Ağustos Böceği adlı bir çocuk programı hazırlıyor.

    Betil eğitim işiyle o kadar yoğrulmuş ki, şimdi yetiştirdiği kuşaklar onu yalnızca bu kimliği ile tanırsa hiç şaşırmamak lazım. Belki de başarılı bankacılık yılları yalnızca bir kaç satırla hatırlanacak. Tıpkı bankacılıktan önceki 8 yıllık sanayiciliğinin az hatırlandığı gibi. Ama o zaten tavrını baştan koyuyor: ‘‘Bankacı olarak ölmek istemedim.’’

    İKİ LİDERİ BENİMSEDİ MAO VE ÖZAL

    Betil 1945 yılında İstanbul'da doğdu. Babası bir tüccarın yanında çalışan orta halli biriydi. Sonra bir tuhafiyeci dükkanı açtı. Üç çocuğu da özel okulda okuyordu. Büyük oğlan ve ortanca Betil Robert Kolej'de, küçük kızı da Üsküdar Amerikan Koleji'nde. 1960 yılında baba iflas ettiğinde İbrahim Betil orta ikinci sınıf öğrencisiydi. Babaya ailesi, Betil'e de Robert Kolej sahip çıktı: ‘‘O yıldan itibaren okulda burslu okudum. İyi bir öğrenci değildim, ama çok aktiftim. Futbol, voleybol takımlarında, gazetecilik kulübünde, öğrenci birliğinde hep vardım.’’

    Liseden sonraki niyeti Ankara'ya gidip Siyasal Bilgiler okumaktı. Hayalinde önce kaymakam, sonra vali ve de politikacı olmak vardı. Ancak Robert Kolej'in Amerikali müdürü kalması için ısrar edince yüksek öğrenimini de Kolej'de yaptı.

    Üniversite yıllarında hızlı bir solcuydu. Aydınlık hareketinin içindeydi, Mao'nun fikirlerini benimsemişti: ‘‘Önemli bir sol grubumuz vardı. Gerçi Robert Kolej'de hiç bir zaman militan düzeyde hareketler olmadı, ama biz toplumsal sorumluluk hissediyorduk. Biz o zaman Türkiye'ye herşeyinin toptan değişmesi gereken bir ülke olarak bakıyorduk. Devrime inanmıştık. Mao'yu da o devrimin önderi olarak görüyorduk.’’

    1968 yılında okuldan mezun olurken öğrenci birliği başkanı sıfatıyla bir konuşma yaptı. Çok kısa süren konuşmanın metni şöleydi: ‘‘Şu sırada biz çok mutluyuz ama bu mutluluğu hakedip de yaşayamayan, boykotta pek çok arkadaşımız var. Onlara buradan selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.’’ Bu konuşma tören sırasında okulda bulunan bir sivil polis tarafından kayıtlara geçilince İbrahim Betil Emniyet tarafından fişlenir. Fişlendiğini tam 16 yıl sonra bir dernek kurmak üzere Valiliğe başvurduğunda öğrenir.

    Okulu bitirdikten sonra 8 sene sanayicilik yapan Betil, 1981 yılında bankacılık sektörüne geçer. Özal'la birlikte hayatında yeni bir dönem başlar: ‘‘Mao'dan sonra beni en çok etkileyen lider Turgut Özal oldu. Özal'ı tanıma fırsatını bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Onunla birlikte ben de liberal oldum.’’ Üst düzey yönetici olarak çalıştığı bankalar sırasıyla Pamukbank, İktisat Bankası, Garanti ve Bank Ekspres'tir.

    Yakın arkadaşı Cüneyt Ülsever İbrahim Betil için ‘‘Küt İbo’’ tanımını kullanıyor. Geçimsiz, ilişkilerinde köşeli, duygularını her türlü kararına karıştıracak kadar hisli, inatçı, tavizsiz, namus ve şeref kavramlarına herşeyden çok değer veren bir ‘‘kelaynak kuşu’’ tanımları da ona ait. Bu özelliklerine rağmen arkasında bir sevenler ordusu oluşturmayı başaran Betil, yeni kuşakları da bu orduya ekleyecek gibi görünüyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı