"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kedim de seyyah oldu bu alemde sayemde

Ben tek değilim bu alemde...

Evcil hayvan besleyen herkesin derdi.

Sorun ortak yani.

Tatile mi çıkıyorsun, seyahate mi gidiyorsun, bir yerden bir yere mi taşınıyorsun, şehir mi değiştiriyorsun, ülke mi değiştiriyorsun...

Cevaplaman gereken ilk soru:

- Kedin ne olacak?

- Köpeğin ne olacak?

Ne olacağı var mı?

Sen neredeysen, o da orada yaşayacak...

Onun yer değiştirmesi için de ne gerekiyorsa, o yapılacak...

Çocuğun o!

Cami avlusuna bırakacak halin yok ya...

Ben hayattaki radikal değişikliklerde, kedilerden, köpeklerden ‘‘hooop’’ diye kurtulma operasyonlarına fevkalade karşıyım haberiniz olsun.

Kınıyorum yani.

Eğer ‘‘Bu benim kedim/ köpeğim/ kuşum/ böceğim’’ diyorsan, o zaman her şart altında ona sahip çıkacaksın, adam gibi bakacaksın, yarı yolda bırakmayacaksın...

Büyük günah!

*

Kedim de seyyah oldu bu alemde, sayemde.

Benim için mesele değil de onun için bedeli ağır olacak.

Ne olacak?

Zayıflayacak.

Çünkü gönlüm, onun kargo muamelesi görmesini istemiyor.

10 kilonun üzerindeki petler uçağın kargo bölümünde gidiyormuş.

10 kilonun altındakileri yanına alabiliyormuşsun.

Biricik oğlumu, kutusuyla uçağın arkasına yollamam için de beynime silah dayamaları gerekiyor.

Onu, orada, o karanlıkta onca eşyanın arasında, herhangi bir eşya muamelesi yapılırken düşünebiliyor musunuz?

Ağlar o orada.

Korkar.

Büzülür.

Titrer.

Yalnızlık hisseder.

Yok, silah dayasalar da yapmam.

Ama sorun şu ki: Benim nur yüzlü kedim, koyun gibi.

Artık kedi kutusuna bile sığmıyor. Ancak iri bir köpek kutusu içinde rahat hareket edebiliyor, o kadar şişman yani. Bugünden tezi yok, sıkı ama çok sıkı bir rejime girmesi gerekiyor.

Nasıl yapacağız bilmiyorum.

Ama yapacağız başka çaresi yok.

Onu zayıflatacağız, aşılarını tamamlayacağız ve Dubai'ye yanımıza alacağız.

*

Taşınmak dediğiniz, yandaki eve bile olsa, insanın hayatını biraz alt üst ediyor.

Hele bir petiniz varsa...

Bir de düşünün ki ülke değiştiriyorsunuz.

İnsan hem heyecanlanıyor, hem tedirgin oluyor.

Dubai'deki ev kuruluncaya kadar, sözlükteki anlam karşılığıyla ‘‘göçebe’’ bir hayat yaşamamız icap ediyor.

Her şey torbalar, bavullar, kutular, denkler içerisinde.

Dün sevgilimin evi Dubai'ye taşındı.

Cümleyi kurması kolay da bizzat yaşaması zor.

Gemiyle bir ay sürüyor.

Gerçi, biz elimizi sıcak sudan soğuk suya sokmadık, ama yine de sinir bir durum, sabırlı olmak gerekiyor, düzenin değişiyor, bir süre otellerde-motellerde, orada burada yaşaman icap ediyor.

Ama tabii ben işin cılkını çıkarmayı ihmal etmiyorum:

Sevgilime, ‘‘Oooo’’ diyorum, ‘‘Başka firma bulamadın mı? Ünlü bir Fenerlinin evini taşımış bir şirketten başkası yok muydu?’’

Gururla gülümsüyor. Söylemiyor ama ben anlıyorum. Bir Van Hooijdonk, bir sevgilim! Bunlar kıymetli Fenerliler. Tabii benim için. Van Hooijdonk iyi oynadıkça, gol attıkça, sevgilimin keyfi yerinde oluyor, tatlı günler bizi bekliyor, benim de neşem yerine geliyor.

Söz konusu firma Bergen Nakliyat, geliyorlar, sistematik bir şekilde arı gibi çalışıyorlar, her şeyi son derece profesyonel sarıp sarmalayıp kutulara koyuyorlar ve sen ‘‘Aman Allah'ım evim dımdızlak oldu’’ derken, ‘‘orası’’ neresiyse götürüyorlar. Van Hooijdonk için, ‘‘orası’’ Türkiye. Bizim için Dubai. Hatta soruyorlar:

- Arabınızı da götürmemizi ister misiniz?

Bu arada sevgilimin evi Bergen Nakliyat tarafından paketlenirken, Leman ve ben de aportta bekliyoruz. Çünkü bizim çıkarımıza olan küçük bir ayrıntı var. Dubai'ye içki sokmak yasak. Sevgilimin evinde içki ibadullah. Çok içen biri değil ama hediyesi-mediyesi bir biçimde birikmiş işte. Gözlerinin içine bakıyoruz, atsın da biz kapalım, Arnavutköy'deki eve taşıyalım diye.

Orası da onun evi ne olacak ki...

Şimdi benim evimde bir cam sehpa üzerinde sıra sıra duruyorlar, askeri düzen içinde. Eski Türk filmlerinden çıkma bir görüntü.

Anlayacağınız, bundan sonra İstanbul'daki evimiz, benim Arnavutköy'deki evim. Bir de Dubai'de evimiz olacak, tuttuk ama henüz eşya yok, sevgilimin eşyaları da orayı doldurmaya yetmiyor, gidip eşya alacağız.

İşte bu, işin eğlenceli kısmı...

Mimar Mete, sevgilim ve ben siz bu yazıyı okurken Dubai'de eşya bakıyor olacağız...
X