Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kedileri yemeyin

Serdar TURGUT

Part time bir sosyal antropolog olarak zaman zaman dünyadaki tuhaf ülkelerle ilgileniyorum.

Örneğin iki yıl kadar önce Hindistan'daki popüler müziğin neden bu kadar itici olduğuna kafayı takmıştım.

Gerçi uzun araştırmalardan sonra bilimsel bir sonuca varamadım ama Hint video kliplerini de seyrettikten sonra bu ülke insanının tedavisi imkânsız bir biçimde zevksiz olduğuna karar verip o konuyu tamamen unuttum.

Ancak sosyal antropoloji öylesine bir şey ki, illete benziyor.

Bir kez insanın yakasına yapıştı mı imkân yok kurtulamıyorsunuz ondan.

Ve durup dururken, kimse sizden böylesine bir beklenti içinde değilken tuhaf bir başka ülkeyi incelemeye dalıveriyorsunuz.

Hayır, Türkiye'den bahsetmiyorum. Zaten Türkiye bilimsel yöntemle incelenebilme potansiyelini çoktan kaybetmiş durumda.

Şunu bilin ki Mesut Yılmaz'ın Genelkurmay'a karşı kahraman görünümlü çıkışlar yapmaya başladığı bir ülke sosyal antropologlar tarafından değil olsa olsa Adli Tıp psikologları tarafından, o da belki, incelenip deşifre edilebilir.

***

Neyse, lafı uzatmayayım, şu anda part time sosyal antropolog olarak ilgim Vietnam'a çevrilmiş durumda.

Geçenlerde Wall Street Journal'de bir haber yayınlandı.

Zaman zaman bazı haberlere hiç dokunmasanız, yorum yapmasanız bile o haber kendiliğinden esprili oluveriyor.

Türkiye'deki siyasi haberleri okuya okuya biz oldukça deney kazanmış durumdayız gerçi bu konuda.

Ancak Journal'deki Vietnam haberi de bence içerik açıdan çok komikti ve dahası bilimsel olarak ilginçti.

Şimdi bu yazıdan bazı ana bölümleri fazla da yorum yapmadan aktarıyorum.

***

Vietnam'da son yüzyılın en büyük fare istilası yaşanıyor.

Ve bu fareler ülkenin en önemli yiyeceği olan pirinç mahsülünü silip süpürüyorlar.

Vietnamlılar bunun üzerine ne yapmalıyız diye kafa yormuşlar.

Ve bilimsel sonuca varmışlar.

Eğer kedi kızartmasını restoran mönülerinden kaldırırlarsa bu sorun çözülebilirmiş.

Aslında çözümleri son derece tutarlı bir ters Darvinist mantığa dayanıyor.

İnsanlar öğle ve akşam yemeklerinde kedi yemeyecekler.

Böylece kedi nüfusu artacak.

Kediler fareleri yiyecek.

Fareler pirinci yiyemeyecek.

Ve insanlar da pirinci yiyecek.

Bu kadar basit olay işte, niye her şeyi açık yazmam isteniyor ki anlayamıyorum?

***

Ancak bu çözümde iki sorun var.

Birisi sosyal bir sorun, ikincisi de teknik.

İlk önce sosyal sorunu anlatayım.

Restoran sahipleri kediyi yemek mönüsünden çıkarmak istemiyorlar.

Mönüsünde kızartılmış siyah kedi, yılan burger, beyni canlı yenen maymun ve pangolin yer alan ‘O Sin’ restoranının sahibi Nguyen Dinh Hoa ‘‘Benim restoranımda haftada 10 kedi yeniliyor. Bunun kimseye zararı olamaz’’ diye demecini patlatmış.

Haberde ilginç bir detay da var. Adam gazetenin muhabirine demeç verirken bir yandan da öldürüp içini doldurduğu kedinin kafasını okşuyormuş.

Yani anlayacağınız adam aslında kedileri seviyor, tamam mı?

Ha bu arada PANGOLİN'in ne olduğunu katiyen bilmiyorum ve kesinlikle bilmek istemiyorum.

Hatta evdeki büyün lügatları bile yakabilirim bunun ne olduğunu öğrenmemek için.

***

Teknik sorun ise şu;

Kedilerin öldürmeleri beklenen tarla farelerinin hemen her biri kediden daha büyükmüş.

Ve çoğu zaman kediler fareleri öldüreceğine fareler kedileri öldürüveriyormuş.

Bu arada fare avcıları da türeyivermiş.

Hükümet, getirilen her fare kuyruğu başına 1000 dong (yaklaşık 10 Amerikan senti) ödemeyi taahhüt etmiş.

Bu işi gayet ciddiye aldıkları beli olan fare avcıları bugüne kadar tam tamına 2 buçuk milyon adet fare kuyruğu getirmişler.

Ne kadar para kazandıklarını katiyen hesaplayamam. Çünkü bu yazı konu itibariyle öylesine yorucu ve insanı doğduğuna pişman eden bir şey ki, 10 ile 2 buçuk milyonu çarpacak takatım katiyen yok. Çok meraklıysanız siz hesaplayın ama rica ediyorum sonucu bana bildirmeyin.

***

Kediler fizik itibariyle işe yaramayınca daha alternatif çözümlere yönelmişler.

Örneğin piton yılanlarının fare avında çok daha etkili olduğu ortaya çıkmış.

Oldukça büyük olduğunu tahmin ettiğim bu yılanları tarlaya bıraktıktan sonra onları nasıl geri toplayacaklar, toplayamazlarsa ne olacak, bunlar da önemli sorular tabii.

Ancak bu tamamen Vietnamlıların bir sorunu ve bizi katiyen ilgilendirmemekte.

Sıkı durun şimdi, biraz önce doldurulmuş kediyi okşarken demeç veren restoran sahibinin piton yılanlarının kullanılması ile ilgili düşüncelerini aktarıyorum:

‘‘Piton yılanlarını istedikleri kadar kullansınlar. Piton yılanı bizim restoranlarımızda fazla popüler olan bir yemek değil. Çünkü piton yılanı etinin erkeklerde iktidarsızlığa yol açtığına inanılıyor.’’

Evet adam ‘FAZLA popüler değil’ demiş, anlaşılan piton burger yiyen de var.

İçimde bir his var ki bu boyuna değil enine uzun bir sandviç olmalı.

***

Bu yazıyı okuduktan sonra bizim kedileri karşıma çektim ve sabrımı taşırırlarsa onları Vietnam'a tatile göndereceğimi söyledim.

İki gündür evde çıt çıkmıyor. Yaşasın sosyal antopoloji!













X