Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kedi ve köpeklerinizi beslerken iyi niyetle kötülük yapmayın

Kedi ve köpeğinize sevginizi göstermek için, onlara kendi tabağınızdan yediriyorsanız bir kez daha düşünün. Zira sindirim sistemlerinin işleyişi ve yapısı bizimkinden çok farklı olduğu için onlara bilmeden zarar veriyor olabilirsiniz

Kedi ve köpeklere duyduğumuz sevgi ve onları aile bireylerinden farksız görmek kuşkusuz mutlu olmaları için çok önemli. Bunun bir göstergesi olarak de kendi yiyeceklerimizi onlarla paylaşıyoruz. Geçmişten gelen yanlış uygulama ve bilgilerle onları kendi beslenme tarzımıza uydurmaya çalışmak, onlara farkında olmadan verdiğimiz zararların belki de en önemlilerinden.
Bizler lezzet duygusu gelişmiş, öğünlerimizde çeşitlilikten zevk alan ve sindirim sistemimizin yapısı gereği omnivor (hem otobur hem etobur) olarak beslenen canlılarız.
Binlerce yıldır hayatımıza adapte olarak evcilleşme süreci devam eden kedi ve köpeklerse henüz sindirim sistemlerinde çok fazla değişiklik olmadan karnivor (etobur) yapılarını koruyor. Kedi ve köpeklerin sindirim sistemini oluşturan organların şekli ve büyüklüğü insanınkinden oldukça farklı. Koku almayla görevli hücre sayısı da insanınkinin neredeyse 10-20 kat daha fazla. Tat almayla ilgili hücre sayısıysa tahmin edilenin tersine köpekte insanınkinin beşte biri, kedideyse yirmide biri kadar.

KOKUSUNU ALIYOR AMA TADINI ÇIKARAMIYOR

Kokuya bizden çok daha hassas olan kedi ve köpeklerin lezzete hassasiyetleri insandan çok daha düşük. Yani kedi ve köpekler yiyeceğin kokusunu çok iyi almakla birlikte, neredeyse tadına bakmadan yerler.
Beslenmenin başladığı ağız, insanda 32 diş içerir. Tükürükteki sindirim enzimleriyle sindirimin başladığı ve çiğnemenin uzun sürdüğü bir organdır. Köpekteyse 42 diş vardır, tükürük enzimleriyle sindirim mevcut değil ve gıdayı çok az çiğneyerek yutarlar. Kedilerin tamamı parçalamaya yönelik 30 dişi vardır. Gıdayı, tükürüklerinde enzim olmadan ve çiğneyerek öğütme işlemini hiç yapmadan yutarlar.
İnsanın yemek yeme süresi 1 saat kadar, buna karşılık köpekler yemeklerini 1-3 dakika içinde, kedilerse neredeyse 20 öğün olarak çok kısa sürelerle yer. Köpekler fizyolojik dengelerini korumak için her gün aynı yemeği aynı saatte, yerde ve tabakta yemeğe ihtiyaç duyar. Kedi ve köpeklerin mide asidi oranı insanınkinin iki katından fazla. Çiğ ve sert gıdaları daha kolay sindirirken, gıdayla alınan zararlı bakterilerin de yaşama şansı ortadan kalkar. Kedi ve köpeklerin barsak florasındaki bakteri yoğunluğuysa insanın neredeyse binde 1’i kadar. Yani, bağırsaklarında insanınki gibi çok çeşitli gıdaları tüketmeye yetecek kadar bakteri bulunmadığını ve gıda çeşitliliğine çok hassas olduklarını kolayca söyleyebiliriz.

KARBONHİDRATA ÇOK AZ İHTİYAÇ DUYUYORLAR

Besin maddelerinin sindirim kanalını geçiş süresi insanda 30 saat ile beş gün arasında değişirken; kedi ve köpekte bu süre ortalama 12-24 saat. Bağırsak kanalının uzunluğuysa insanınkinin beşte biri kadar. Bu farklılıkların yanı sıra; yetişkin bir insanın karbonhidrat ihtiyacı yediği yemeğin kuru maddesinde yüzde 60-65 oranında. Kedi ve köpeklerse çok az miktarda karbonhidrata ihtiyaç duyar. İnsanın protein ihtiyacı yüzde 8-12’yken, yarı karnivor köpekte protein ihtiyacı yüzde 20-40, tam karnivor kedideyse bu oran yüzde 25-40. Benzer şekilde diyetteki yağ oranları açısından da kedi ve köpekler insandan oldukça farklı ihtiyaçlar gösterir. İnsana göre çok daha aktif olan kedi ve köpekler; enerji gereksinimlerini bizden farklı olarak daha ziyade yağlarla karşılar.
Tüm bu farklılıklardan da kolayca anlaşılacağı gibi; kedi ve köpeklerimizle tabağımızdakileri paylaşmak ve insan gibi beslenmelerinin sağlıklı olacağını düşünmek mümkün değil. Onların sağlıklı ve mutlu olmaları için yapmamız gereken şu: Fizyolojik ihtiyaç ve sindirim sistemlerine uygun bir hazır mama ya da veterinerinizin önereceği bir formüle göre evde hazırlayabileceğiniz özel bir gıdayla beslemek.

Pako pano

* Bu köpek sokakta bulundu. Bir hafta biberonla beslendi ve şimdi kendi yiyebiliyor. Orta boy ve cins. Ona evinizi açar mısınız? (530) 348 97 90

* Bu kedi sokakta bulunduğunda çok küçüktü. Biberonla beslendi ve şimdi sağlıklı, yeni bir yuva arıyor. (533) 650 23 09

* Dört aylık, ön patisi ezik bir kedi. Yuva bulunursa ayağı kesilmeden atel takılarak hayatına devam edecek. (507) 723 53 01

* Dört aylık dişi kedi. Uslu ve kendi halinde. Onu sahiplenmek ister misiniz? (537) 518 55 58

* Bir buçuk yaşlarındaki kedi kısırlaştırıldı. Masraflar karşılanırsa İstanbul dışına da gönderilir. (536) 437 21 46

* Bu kedi sekiz-dokuz aylık. Aşıları yapıldı, gayet sağlıklı fakat üç patisi var. Sahiplenmek ister misiniz? (532) 307 65 34
X