« Hürriyet.com.tr
MENÜ

KEDİ KİTAPLARI (2) KÂĞITTAN KEDİLER Evet, bir kedi yan gelmiş yatıyor... Gözler maviş, patileri ve poposu tombiş. Tombalacık bir sarman. En güzeli, bıyıklarında

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
KEDİ KİTAPLARI (2) KÂĞITTAN KEDİLER Evet, bir kedi yan gelmiş yatıyor... Gözler maviş, patileri ve poposu tombiş. Tombalacık bir sarman. En güzeli, bıyıklarında çiçekler açmış... Yapı Kredi Yayınları'nda basılan bu cici kitap, Selçuk Demirel'in...Kitap ilk defa Fransızca olarak 1991'de "Regards de Chats" adıyla yayınlanmış. Çevriler Samih Rifat'a ait. ("Kâğıt" kelimesinin bir kitapta, kapaktaki başlık dahil, doğru yazıldığına rastlamak ne mutluluk!)Okulların açıldığı şu günlerde, çocuklara şirin mi şirin bir armağan olacağını düşünüyorum... Zira, kitap, ne yazık ki, artık hayatta olmayan KALAMİTİye (1991-1998) ithaf etilmiş. İsmini acaba, Amerikan tarihinin ünlü "Manifest Destiny" ("Batıya açılmak kaderimizdir" aldatmacası) devrinin ilginç karakteri "Calamity Jane"inden mi almış? Oysa, müthiş bir vakarla objektife bakan bu dünya güzeli kedi, bence, zorunlu sergüzeşt ruhunun izlerini taşımıyor. Kişiliğinde hırçınlıktan eser yok; sevildiğinden pek emin. Haksız da değil, herkes böyle bir kedisi olsun ister. Bizim, siyahlı-beyazlı "Süper Nine"miz Cingöz'e benziyor.İç kapaklardaki bal gözlü kara kediler, müthiş etkileyici. Yerli ve yabancı edebiyat adamlarının nadide metinleriyle refakat ettiği kedi desenlerinin güzelliğini, içerdikleri mesajları tanımlamak ise, neredeyse, imkansız. Selçuk Demirel nasıl da titiz çalışmış...Dediğim gibi, tarifi mümkünsüz. Resimlerin her biri ile, teker teker baş başa kalıp düşüncelere dalmak gerek. Hepsi birer apayrı âlem.İnsan kimi zaman nasıl da sübjektif davranabiliyor! Kedi dünyasını, kedi-insan ilişkisini yansıtan benzersiz metinlerin arasında, tanımak mutluluğuna erdiğim, çoğu bugün hayatta olmayan değerlerimizi seçtim.Ancak, giriş cümlemiz Jules Renard'dan, üstelik üst başlığımızla uyumlu:"Kusursuz dinginlik, oturmuş bir kedide vardır yalnızca."Leonardo da Vinci'nin "Kedi tabiatın şaheseridir" özdeyişini gel de hatırlama. Vücudu kusursuz, oturuşu kusursuz, dinginliği kusursuz...İmrendirici..."- Takma... Bak şurada oturmuş rakı içiyoruz, bahar gelmiş, hava güzel... Vaktinin kıymetini bil... Hadi kedilere içelim.- Hangisine"..."- (Hür Yumer)"Hadi!... Kedi keyifle döndü, sofaya çıktı. Oyun yeniden başladı. Sofayı geçti. Bir rüzgârla birlikte odaya doldu. Aynanın, tepesinde tahta oymalarla deniz canavarlarına benzetilmek istenmiş iki işleme bulunan çerçevesi, o bir tarafı kırık ve kedi solukları ile puslu camına yapıştı. 'Hadi!' Kedi alaycı bir cambaz gibi kuyruğu üstünde döndü. Sonra, telaşlı adımlar, rüzgâr ve hop... Ayna."(Onat Kutlar)"Bir tahta boştasın loşSarmanlar gelip gidiyor"(Can Yücel)Sait Faik Abasıyanık adlı o büyük insanın metninin sadece ilk kısmını alıyorum. Çünkü, tamamı hayli iç burkucu. Gerçek, gerçek olmasına da. Burgaz Adası'nın güzelliğine gölge düşürüyor."Adanın kedileri zaten çoktu. (...) Sonra, yazlığa gelenler küçük sepetlerin içinde, bazen torbalarla daha güzellerini, daha tombullarını getiriyorlardı. Sonra onlar, biribirlerini çayırların, kiremitlerin üzerinde boğarak, ısırarak seviyorlardı. (...)Hans - anası, Sarıkum'a yazlığa gelen Almanların evinde iri ağır dolaşan kürk bozması Viyanalı bir İran azmanının yanından ayrılmadığı için, yavrusunu alırken, adının Alman adı olmasına ses çıkarmamıştım, Firuz demeyi denedikti, ama beğenmemişti bu adı, Hans kaldıydı böylece - erkek yalnızlığının içinden bakardı bana. Karşımda durur, sarı gözlerini gözlerime dikerdi. (...)Susardı baktığında."(Bilge Karasu)"Çakır eczacı beyin ihtiyar kedisidir. Ve şimdi sol tezgâhın önünde, eczacı beyin eczacı mektebinden neşet ettiği yıl çektirdiği agrandisman resminin durduğu duvarın tam dibinde, horul horul uyumaktadır. Saz sanatkârı bütün kedileri sever. Aynı zamanda eli de kalem tuttuğundan, sevdiği kedilerin bir bir hikâyelerini yazar. Belki günün birinde bu Çakır'ın da bir hikâyesini yazacaktır. Çakır için hikâye değil, Arsen Lupenvari, seri halinde tefrika yazılsa yeridir."(Haldun Taner)"Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara."Ece Ayhan'ın "kara kedi" yerine "Kedi Kara" sözüne bayıldım. Kara kediler üzerine maksatlı düzülmüş tüm o fasaryaları bir anda siliyor.Veee... Bir klasik."Uyuşamayız, yollarımız ayrı;Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;Benimki aslan ağzında;Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.Ama seninki de kolay değil, kardeşim;Kolay değil hani,Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü."(Orhan Veli)"Su başında durmuşuzÇınarla ben, bir de kedi.Suda suretimiz çıkıyorÇınarla benim bir de kedinin.Suyun şavkı vuruyor bizeÇınarla bana bir de kediye."(Nazım Hikmet)"Ben ki çağ dışı bir uyumsuzluk delisi,Kendi ipimi belki kendim çekerim.Gölgeme dadanmış bir tuhaf güz kedisi,Her yere peşinden onu da sürüklerim."(Metin Altıok)"Kedi ne biçimli, ne güzel hayvandır! Yalnız irilerini, koca koca tüylerini demek istemiyorum, en çalımsızında, hastalıklısında, sakatında bile bir zariflik vardır."Hele temizlenmesine bayılırım. Hani ön ayaklarından birini şöyle yana sarkıtıp da göğsünü yalaması vardır, baktıkça içim açılır. (...)"Aynen!... Bizim Tipitip de böyle yalanıyor. Hele yalanmanın orta yerinde şöööyle bir başını kaldırıp cin cin bakışı var ki, bizde hoşafın yağı kesiliyor.Nurullah Ataç'ın metninin gerisini kitaptan okuyunuz, lütfen. Bu kadarı bile insanı mest etmeye yetiyor zaten...Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın mart kedilerinin cilveleşmelerini naklettiği bölüm ise, sahiden, bir Türkçe şaheseri. İyice merak ediniz diye, tek kelime bile yazmıyorum arkadaşlar.Selçuk Demirel 1954 Artvin doğumlu. Ankara'da lise öğrencisi iken çizmeye başlamış; mimarlık okurken de "Cumhuriyet", "Politika" gibi gazete ve dergilerde ürünlerini sergilemiş. 1978'de Paris'e yerleşen sanatçı, L'Ecole des Beaux-Arts'a devam etmiş. "Le Monde", "Le Monde diplomatique", "Le Nouvel Observateur" de desenleri düzenli olarak yayımlanıyor. Yapı Kredi Yayınları arasında yer alan öbür eserleri şöyle: "Ayağına Diken Batan Karga", "Mumuk Harfleri Öğreniyor", "Mumuk Oyunçakçıda", "Mumuk Fotoğraflarda" ve "İz" (hepsi 1997) ve "Kıyıdaki Adam" (John Berger ile birlikte / 1998).Kediler âleminin o gizemli enginliklerine dalmış Selçuk Demirel. Sizleri de davet ediyor, o her bir çizgisi iğne oyası gibi işlenmiş esrarlı güzelliklere...Jülide ERGÜDER - 22 Eylül 2000, Cuma
Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler