"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Keçilerin keçisi en keçi ben keçi

Keçi inatçı diye bilinir. İnatçı insanlara “keçi gibisin” denir.

Ben de inatçıyım.

 

Ailem bana “Sarı İnat” da der.

 

Size iddia ediyorum (moda laf; ama çok seviyorum, buraya da yakıştıJ), keçiler beni görse, keçi olmaktan vazgeçerlerdi.

 

Hatta literatüre “keçi gibisin” yerine “Yonca gibisin” yeni deyim olarak girerdi.

 

Öyle inatçıyım.

 

İnandım mı kitleniyorum.

 

O sırada biri kazara, ak dediğime kara derse, iyice coşuyorum.

 

Hayatta 1 tek kişi beni bu konuda çözdü: En iyi arkadaşım.

 

Bana tam o anda: “Haklısın Yoncam” deyiveriyor.

 

TOS!

 

Duvara tosluyorum.

 

Oysa ben: “Biri bana karşı çıksın da iyice coşayım” halinde olduğumdan, haksız da olsam inat ediyorum. (ENNN büyük hatam)

 

O bana sakin sakin: “Haklısın” deyince, ben dumur! Elimde olmadan sakinleşip, düşünmeye başlıyorum.

 

Yani aslında olayım basit.

 

Çözüm çok kolay.

 

Ne hikmetse yine de ondan başka kimse hala bunu yapmaz.

 

İnadımı körüklerler.

 

Olsun.

 

Bu da beni kendimi eleştirip: “Kızım, sen kendini frenle!” demeye zorluyor.

 

Elbet ben de adam olurum. (Umarım)

 

Fakat uzun zamandır İNATLA aklıma takılan bir KONU var.

 

DI.

 

Dün gece, memlekette olmanın da mutluluğu ile, eş dostla buluşup hasret giderip, kavga kıyamet politika yapıp düşündükçe, bu aklıma takılan KONU birden netleşti.

 

Kelimelere dökemediğim “bu şeyi” birden kelimelere döküverdim.  

 

O anda içime bir su serpildi, anlatamam size.

 

Bunu hemen herkesle, bir kişi bile olsa okuyan, paylaşmam lazım dedim. Sabahı zor ettim.

 

Ben şu anda, sözde, tatildeyim.

 

Aslında resmi tatilim bu Cuma sabahı başlıyor. Evden çalışıyorum.

 

Memlekette 5. günümüz, 4 ayrı beldemizde uyuduk. Mutluyuz.

 

Ben politik bir yazar filan değilim.

 

Hatta kendime “yazar” demek ayıp ve burnu havadalık olur. Yapamam. Haddimi bilirim.

 

Ben vatandaşım.

 

Gazeteci de değilim.

 

Sıradan biriyim.

 

Üzüldüm mü “üzüldüm” diyorum. Sevindim mi “Eller havaya” zıplıyorum.

 

Beyaz sayfada siyah harflerim.

 

Tatilde olacağım, internet sıkıntısı yaşayacağım ve en önemlisi, çalışan anne olduğum için çocuklarıma ve eşime doyacağım diye yazılarımı yazamayabilirim diye düşünmüştüm.

 

Sizden izin isterim demiştim kendime.  

 

Yapamadım.

 

Bu da meğer o KONU ile ilgiliymiş, dün gece anladım.

 

(Sabredin söyleyeceğim; ama lafı bağlayamadım, malum tatil... Memleket havası çarptı, affola)

 

BEN elimden geldiğince, önümüzdeki 3 hafta yine de yazacağım. Her bulduğum telefon kablosundan size bağlanacağım.

 

Çünkü:

 

Hiçkimse, hiçbirşey ve neden,

 

Benim bu ülkeye olan sevgimi nefrete dönüştüremeyecek, inancımı da kıramayacak

 

anladım.

 

Konu budur.

 

Bu da “Benim Zaferimdir” dedim.

 

Farkına vardım.

 

Ha bunu anlamayan olursa...

 

Bu da “onun yenilgisidir” dedim.

 

Sevgimin farkına vardığım için sevinçten akan gözyaşlarımı kıyıp da...

 

Silemedim.

 

Yonca

“sARI”

X