"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Keçiler sağa çekilsin lütfen biz geliyoruz!

Öyle bir ortam düşünün ki, keçilerin bile harbi kaliteli dağ keçisi olması lazım. :)

Yol mol yok kardeşim!


Sağda deniz var. Denize de uçurumdan bakıyorsunuz hani... uzakta kalıyor.


Solda dağ var.

Ortada da bir çeşit patika ve ne biçim patikaysa sürekli yukarı yukarı giden bi patika.


Taşlar, kayalar, dikenler...


Bildiğiniz vahşi doğadayız yahu. Keçilere nanik yaparak; koşuyoruz, tırmanıyoruz, zıplıyoruz, yürüyoruz, kayıp totomuzun üstüne düşüp morarıyoruz, dikenler kesiyor batıyor, arılar ordu halinde resmi geçit yapıyor üstlerinden atlıyoruz, elimizde Magellan’ın verdiği GPS’lere panikle bakıp “uyyy yolu kaçırdım mı acaba?” diye diye ha babam azimle devam ediyoruz ve öyle olağanüstü bir manzara var ki kafayı yemek istiyoruz.

 

Kafayı yiyoruz!

 

Ultracı arkadaşlar önden bastı gitti. Yahu nasıl gittiler anlasam! Onlar artık başka türlü aşmışlar kendilerini. Sırtlarında min. 8.5kg’luk 6 gün boyunca kendilerine yetecek kadar yiyecek giyecek yatacak malzemeleri hart hurt koşuyorlar.


Kimseden yiyecek veya başka bir takviye yapmaları yasak. Diskalifiye olurlar.


Ama biz 6G’cilere kampta kahvaltı ve akşam yemeği veriliyor. Öğlen için ben yanıma minik minik hurma, kuru incir, işte ne bileyim elma, filan aldım mesela.


Ultracılar uçuyor, ben emekliyorum. Öyle diyeyim, siz anlayıverin gari.

 

Ben Barefoot Ted –yani çıplak ayak koşan efsane adam Ted- ile geriden geliyorum.


Bu adam da bi alem.

Meksika’nın kuzeyinde yaşayan Tarahumara kabilesinden öğrenmiş Atalarımız gibi cıscıbıldak koşmayı. Ayağındaki innnncecik sandaletlerle 80km gidiyor.


Adam sanki o kayalara basmıyormuşcasına lay lay lom dere tepe dümdüz gidiyor resmen, şaka gibi.


Ve ted öyle mutlu ki. Öyle hayran ki gördüğü manzaraya, “bu ülke cennet!” diyor, dağın bir yerinde karşımıza çıkan köylü Teyzem’in bahçesinden üzümlere dalıyor, Teyzem “alı alı ve gari, acık yi güç yapar” diyor. Ben “Biz 17km koşucaz Teyze daha diyorum, “aboooo çokmuş a gızım, buyur otur dinlen” diyor, ne dinlenmesi 4 saat içinde 1. Kontrol noktasına varmamız lazım, basıyoruz gaza.


Rampalarda dilim damağıma yapışıyor. Aklım uçup geri geliyor. Bir ara sinirsel gülme oluyorum filan.


Karışık duygular.


Dün, yani 24 Eylül Pazartesi günü Ölüdeniz Ovacık’da start aldık ve biz, yani 6G yapanlar 17.1km’de Kabak’da bugünkü etabı tamamladık.


Ultracılar ise, Sdyma’ya kadar devam edip 37km tamamladılar.

 

O kadar acayip ki, Sdyma’da bekledim bazılarını. Bizi oraya arabayla aktarıyorlar çünkü. İnsan onların yaptıklarını düşününce kendinden şikayet edemiyor.


Oradaki kontrol noktasına gelenin sesi filan değişmiş oluyor. Kendini asfalta atanı var. Konuşacak değil, hiçbir şeye mecali yok; ama garip bir şekilde de iyiler.


Daha önlerinde 6 gün var. Önümüzde 6 gün var.


Herkes birbirine moral desteği veriyor. Herkes yüreklendiriyor.


He he, bana da “Vay be sen de hiç boş değilmişsin!” dediler, bi havaya girdim aklınız durur.

 

Bir de dikkatimi çeken Likya Yolu Ultra Maratonu sponsorlarından AROMA’cılar müthiş heyecanlı ve ekiple birlikteler. Ekibin ve yarışmacıların heyecanını paylaşıyorlar. Helal olsun AROMA’ya.

 

ADIDAS, INTEL, ETİ, NTVSPOR, NTVSPOR RADYO, GATAB, PERGO, MEMORIAL, MAGELLAN ve ANDOUTDOOR

 

İşte bu sponsorlara da gönülden teşekkürler! Bayılıyorum Türkiye’de böyle güzel spor organizasyonlarına destek veren şirketlere...

Müthiş bir şey yapıyorlar. Dilerim seneye bunun iki misli sponsor olur Likya Yolu Ultra Maratonu’nda.

 

Yeni Zelanda, Almanya, Danimarka, Güney Afrika, İsviçre, Amerika’dan gelen yarışmacılar hem Türkiye’nin olağanüstü güzelliğiyle tanışıyor, hem de sıkı, çok sıkı bir rotada kendini sınıyor. Tarihi, doğayı, insanımızın güzelliğini yaşama şansı oluyor.


Spor turizmi inanın bana yapabilecek olduğumuz en güzel işlerden biri.

 

Bu arada size bu yazıları inanın çok zor geçiyorum. Mecalim yok şu an yazmaya.

 

Ben bugün 17.1km’yi 3 saat 40 dakikada aştım ama... şu an sızlamayan yerim yok ve oturup dinlenmem gerekirken 30km ilerimizdeki Şengül ve Şerafettin Taylan diye gözleri gülen, ışıl ışıl iki harika insanın evinden; Alamut Restaurant ve Misafirevi’nden internete bağlanabildim, oradan acele acele yazıyorum.


Kamp alanında ne telefon çekti ne bi şey.


Üstelik çok acele kampa dönüp yarınki rota hakkında bilgi saatini kaçırmamalıyım.

 

O kadar istiyorum ki hem size anlatmak, hem de her şeyi doya doya yaşamak... Aslında zorlanıyorum yazmaya... dinlenesim var. Ayaklarımı kaldırmak istiyorum. Daha esneyemedim.


Ama değiyor.


Eğer yarın çekmezse hiçbir yerden yazamayabilirim.

 

Amacım bundan sonra Ultracıları azıcık size tanıtmak...


Efsane insanlar bunlar....


Devam edebilmek bile... inanın bana... BÜYÜK BAŞARI!


Yarın ola hayrola...


Çektiğim videoları maalesef yükleyemedim. Onları sonra paylaşacağım...


Teşekkürler...

 

Yonca

“kınalı keçi”

 

TOFD Bağışı için Hesap Adı:

TÜRKİYE OMURİLİK FELÇLİLERİ DERNEĞİ

Banka Adı: GARANTİ BANKASI

Şube Adı-Kodu: Üst Bostancı-356

Hesap No: 6297744

İBAN No: TR91 0006 2000 3560 0006 2977 44

Açıklama kısmına: AAYTOKBAS-BAĞIŞÇI ADI-SOYADI/FİRMA ADI yazınız lütfen

 

X