Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Keçeli: Türkiye, Pakistan kadar da olamıyor mu?

Tufan TÜRENÇ

Tamraz adlı Amerikalı'nın, zamanın başbakanı Çiller'le yaptığı sürpriz görüşme o günlerde yadırganmış ama nedeni öğrenilememişti.

Çok geçmeden işin kokusu çıkmış, karmaşık ilişkileri olan bu adamın petrol yatırımları için birtakım dolaplar çevirmeye geldiği anlaşılmıştı.

Tamraz bugünlerde Amerika'da da gündemde.

Başkan Bill Clinton'a seçim kampanyasında 300 bin dolar verip vermediği konusunda sorgulanıyor.

Çiller-Tamraz görüşmesine en büyük tepkiyi, Çiller'e bayrak açan ilk partili olan ve o yüzden yasalar hiçe sayılarak DYP İstanbul il başkanlığı elinden alınan Orhan Keçeli göstermişti.

Keçeli, Tamraz'ın Özer Çiller'le ortak olduğunu, Irak boru hattında kalmış olan petrolü satacaklarını, bunun için de İngiltere'de bir büro açacaklarını söylemişti.

Bu açıklama büyük yankılar uyandırmış, Çillerler'i çileden çıkarmıştı.

Özer Bey hemen Orhan Keçeli'yi telefonla aramış, tehditler savurmuştu.

Öfkeli bir sesle şöyle demişti:

‘‘Benim Tamraz'la ortaklığım filan yok. Nereden çıkarıyorsun bunları?’’

‘‘Nasıl yok? İkiniz de mafyasınız. Ben ne dolaplar çevireceğinizi çok iyi biliyorum. Bu masalları sen git başkasına anlat.’’

‘‘Seni mahkemeye vereceğim ve bunun hesabını soracağım.’’

‘‘Hiç durma... Hemen ver... Ama erkeksen mahkemeye avukatını gönderme de kendin gel. Gel de bütün bunları senin suratına da söyleyeyim.’’

(Özer Bey'le Orhan Keçeli arasındaki bu telefon konuşması çok daha sert geçiyor. Ben bu diyaloğu yumuşatarak yazdım.)

* * *

Keçeli, olayın sonrasını şöyle anlatıyor:

‘‘Tabii mahkemeye veremedi. Benim söylediklerimin hepsini yedi yuttu. Gıkını çıkaramadı. Keşke verseydi de ben ona dünyanın kaç bucak olduğunu adaletin huzurunda gösterseydim.’’

Orhan Keçeli 40 yıldır politikanın içinde. Ocaktan bucaktan yetişmiş.

Yıllarca Demirel'in en yakınında olmuş. Yasaklı dönemlerde partinin bütün yükünü çekmiş insanlardan biri.

Demirel'den sonra DYP'yi yolundan çıkaran, kendi partileri haline getiren Çillerler'e isyan etmiş ve onlar tarafından aforoz edilerek partisinden koparılıp atılmış.

Her zaman doğru bildiğini söyleyen, lafını esirgemeyen bir kişiliğe sahip olan Keçeli, bugünlerde Tansu Çiller'in meydanlarda terbiye sınırlarını aşan konuşmalarına deli oluyor.

Öfkeyle şöyle diyor:

‘‘İki elim yakalarındadır. Hangi yüzle kürsülere çıkıp, Cumhurbaşkanı'na, parti liderlerine, orduya hakaret ediyor? Türkiye bunları sırtından atamazsa hiçbir yere varamaz.’’

Orhan Bey Çillerler'in peşinden koşanlara da kızıyor. Şöyle diyor:

‘‘Eğer Türkiye, Pakistan kadar olamıyorsa herkese yazıklar olsun. Bunların yapmadıkları kalmadı. Ülkeyi babalarının çiftliği gibi kullandılar. Çevreleriyle birlikte çevirmedikleri iş kalmadı.’’

Tansu ve Özer Çiller'in eninde sonunda hesap vereceğini, bunu bu hükümet yapamazsa gelecek hükümetin yapacağını söylüyor.

* * *

Orhan Keçeli şimdi iki işi birden yürütüyor. Hem politika yapıyor, hem Fenerbahçe yönetiminde bulunuyor.

Keçeli bugün nereye gitse büyük ilgi gördüğünü söylüyor, bunun nedenini de şöyle anlatıyor:

‘‘Ben 40 yıldır politika yapıyorum. Ama bugün gördüğüm ilgiyi hiçbir zaman görmedim. Bu ilgi ne politikacılığımdan, ne de Fenerbahçe yöneticiliğimden...’’

‘‘Ya neden?’’

‘‘Çiller Ailesi'ne bayrak açan ilk partili oluşumdan. Çiller nefreti tahmin edemeyeceğin kadar büyük.’’

Keçeli son olarak bir gerçeği hatırlatıyor ve herkesi uyarıyor:

‘‘Türkiye Çiller'i Yüce Divan'a göndermek zorunda. Bu yapılmazsa yaşanan o kirli dönem hepimizi boğar.’’

Haksız mı?

X