Gündem Haberleri

GÜNDEM

    KCK davasında Kürtçe krizi sürüyor

    Cem EMİR- Bayram BULUT- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, (DHA)
    18.01.2011 - 14:45 | Son Güncelleme: 18.01.2011 - 14:45

    TERÖR örgütü PKK’nın gizli şehir yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasında, Kürtçe savunma krizi bir kez daha aşılamadı.

    Sanıkların ısrarla Kürtçe konuşma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı duruşmada konuşan avukat Mehmet Emin Aktar, mahkemenin Kürtçe savunma yapılmaması için aldığı kararın ’eylemli’ olarak delindiğini belirterek, "Politik bir meseleyi 4 duvar arasına, duruşma salonlarının içine hapis ederek çözmeye çalışıyorsunuz. Bu yargılama ciddiyetini yitirmiştir" dedi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın terör örgütü PKK’nın gizli sivil yapılanması KCK/TM yönelik soruşturması kapsamında, aralarında BDP’li 12 belediye başkanının da bulunduğu 104’ü tutuklu, 19’u firari 152 sanığın yargılanmasına bugün Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Sanıklar, duruşma için adliye binası içinde özel yapılan 500 kişilik salonda 17’incı kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, tutuklu 104 sanıktan 79’u, tutuksuz sanıklardan ise 18 sanık katıldı.

    Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutulan sanıklar saat 09.00’da cezaevi araçlarıyla adliyeye getirilirken, polis ve jandarma araçları eşlik etti. Duruşma nedeniyle Diyarbakır Adliyesi etrafın sıkı güvenlik önlemleri devam etti.

    Duruşmayı, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile milletvekilleri Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Emine Ayna ile yabancı gözlemciler izledi.

    Duruşma saat 10.10’da tutuklu sanıkların yoklamasıyla başladı. Sanıklar daha önceki duruşmalarda olduğu gibi bugün de, isimlerini okuduğunda Kürtçe ’buradayım’ yanıtını verdi.

    Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, iddianamenin okunduğu duruşmalarda bulunmayan ve bugünkü duruşmaya katılan 18 tutuksuz sanık ile ilgili suçlamaları okudu. Ardından tutuksuz sanıklardan savunmalarını yapmalarını istedi. Kürtçe savunma yapmak isteyen 18 sanık konuştuğu sırada, mikrofonun sesi kapatıldı. Mahkeme Başkanı Yılmaz, sanıkların Kürtçe konuşması üzerine, "Sanık Kürtçe olduğunu düşündüğümüz bir dilde konuştu" diyerek, avukatlara söz verdi. Sanık avukatları da, müvekkillerinin Kürtçe konuşmalarını, Türkçe’ye çevirdi.

    Tutuksuz sanıklardan Beyhan Sakin’in, savunmasını Türkçe’ye çevirmek isteyen avukat Meral Danış Beştaş’ın dalgınlığı gülüşmelere yol açtı. Sanık gibi konuşmasına Kürtçe başlayan Beştaş, gülüşmelerin ardından Türkçe konuştu.

    SANIK ISRARLA KÜRTÇE KONUŞTU

    Mahkeme Başkanının, "Savunmasını almadığımız kaldı mı?" sorusunun ardından tutuklu sanıkların bir bölümü ellerini kaldırdı. Bu sırada tutuklu sanıklardan kapatılan DTP’nin eski Genel Başkan Yardımcısı Kamuran Yüksek söz istemesi üzerine Yılmaz, "Kürtçe konuşacaksanız bizi şey yapmayın" diyerek uyarıda bulundu. Yüksek’in Kürtçe konuşması üzerine mikrofonun sesinin kapatılması talimatını veren Mahkeme Başkanı Yılmaz, "Lütfen oturun" uyarısında bulundu. Yüksek ise, mikrofonun sesinin kapatılmasına rağmen Kürtçe konuşmayı sürdürerek, "Bize destek olan Kürt ve Türk kamuoyuna teşekkür ediyoruz. Onları mahcup etmeyeceğiz, Kürtçe savunmaya kararımızda kararlıyız" dedi.

    AKTAR: MAHKEMENİN KARARI DELİNDİ

    Sanık avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar, mahkemenin Kürtçe savunma yapılmaması için aldığı kararın ’eylemli’ olarak delindiğini savundu. Aktar, "Bu yargılama hepimizin zamanını gereksiz yere harcamaktadır. Politik bir meseleyi 4 duvar arasına, duruşma salonlarının içine hapis ederek çözmeye çalışıyorsunuz. Bu yargılama ciddiyetini yitirmiştir, kararınız artık hepimize zarar verir hale gelmiştir. Müvekkillerimiz Kürtçe savunmaya devam edecekler, biz de tercümeye etmeyi sürdüreceğiz" dedi.

    Duruşmaya 14.00’a kadar ara verildi.

    DEMİRTAŞ: BEKLENTİMİZ KÜRTÇE SAVUNMA VE TAHLİYEDİR

    BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, milletvekilleri Ayla Akat Ata, Emine Ayna ve Sabahat Tuncel ile birlikte duruşmayı izledi. Adliyeye girmeden önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Demirtaş, tutuklu bulunan 104 arkadaşlarının ana dilleri ile ilgili savunma yapamadıkları ve bu hakları engellendiği için 2 yıla aşkın bir süredir tutuklu olduğunu söyledi. Demirtaş, "Bugün 17’inci celse başlayacak. Beklentimiz artık bu krizin son bulmasıdır. Çünkü ortada bir hukuksuzluk var. İçeride arkadaşlarımız iki kelime Kürtçe konuşamıyor. Dışarıda kadın, çocuk işkenceden geçiriliyor. Yani biz artık bu davaya zulüm davası diyoruz. Bu davanın adı KCK değil, zulüm davasıdır. Bu zulüm davasının bitmesi gerekiyor artık. Bugün arkadaşlarımızın kendi dilleriyle Kürtçe, Zazaca hangi dille istiyorsa savunmaları yapmalarını ve tahliye edilmesi lazım. Beklentimiz budur"dedi.

    BAŞBAKAN’IN ÇELİŞKİSİ

    BDP lideri Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a de seslenerek şunları söyledi:

    "Burdan sayın Başbakana sormak istiyorum. Yurtdışı dönüşünde uçakta gazetecilere beyanat verdi ve ’başörtüsü artık kamusal alana girmelidir’ dedi. Şimdi sayın Başbakan’a sormak istiyorum. Eğer bu mahkemede içeride yargılanan kadın arkadaşlarımız başörtülü olsaydı ve hakim ’ya başörtünüzü çıkarın yada savunma yapamazsınız’ deseydi ’bu başörtüsü ile sizi yargılamayacağım tutuklu kalacaksınız’ deseydi Başbakan’ın tavrı ne olurdu merak ediyorum. Bu soruyu lütfen gazeteciler sayın Başbakan’a sorsunlar. Başörtüsü kamusal alana girsin diyen Sayın Başbakan’ın Kürtçe’nin kamusal alana girmemesi için yürüttüğü bu mücadele çelişki değil midir? Bunu sormak istkiyoruz. Bu çifte standarttır. O da bir kimlik, düşünce ve inanıştır. Ana dilde bir kimliktir, aidiyetle etnik kimlikle ilgilidir. Bu mahkemede şu anda büyük bir hukuksuzluk sürüyor. Kimse bunu hukukla açıklamayamaz. Hiç kimse hukukla açıklayamaz"

    ’DOMUZ BAĞI İLE CİNAYET İŞLEYENLER SOKAKTA DOLAŞIYOR’

    Demirtaş, 180 kişiyi domuz bağı ile katledip seri cinayetle işleyenlerin sokakta dolaştığını, siyasetçiler ve belediye başkanlarının Kürtçe konuşmak istedikleri ve ana dilleriyle savunmak yapmak istedikleri için tutuklu olduklarını ileri sürdü. Demirtaş, şöyle dedi:

    "Buradan kamu vicdanından, hukuktan söz edilebilir mi? Bunu sormak istiyoruz. İkincisi yargılama kamunun civdanını onarmak için yapılır. Burada yargılanan arkadaşlarımız kamunun vicdanını rahatsız etmemiştir. Tam tersini yargılamanın kendisi kamu vicdanını rahatsız ediyor. Yüzbinlerce insan sokaklarda bu insanları destekliyor. Çünkü kendi seçtikleri siyasetçilerdir. Bu nedenle buradaki artık trajeninin zulmün son bulması lazımdır. Bu çok önemlidir. Türkiye’de barışa giden yolların taşları ancak böyle döşenebilir. Kürtleri mahkemelere doldurup ırkçı bir anlayışla yargılamaya devam ederek Kürt sorununu çözümezsiniz. Bu ülkede birliği bu şekilde sağlayamazsınız."

    Demirtaş, bu davadan beklentilerinin artık tümüyle tahliye olduğunu da belirterek, şöyle dedi:

    "Bu yargılama tümüyle çökmüştür. Çökmüş bir iddianame üzerinde arkadaşlarımız tutuklu kalamazlar. Umut ediyoruz inşallah bugün tahliyelerle birlikte Türkiye’de barış umutları artacak, ve ana dille ilgili kısıtlamada bu mahkemede kalkacak. Kürtçe yasağının bu kadar anlamsız bir şekilde sürdürmesinin garipliği garebetide ortadan kaldırılmış olacak diye düşünüyorum. Yani bu kantte insanların yüzde 90’dan fazlasının ana dili Kürtçe olacak, ama içerde 3 tane hakim Kürtçe konuşumazsınız diye dayatacak böyle bir anlayış böyle bir hukuk böyle bir yargılama olurmu? Böyle bir eşit vatandaşlık hukuku olurmu? Biz bunun bugün biteceğini tahmin ediyoruz. Umut ediyorum öyle olacaktır."


    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı