"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Kazım Mirşan'ı niye unuttuk

CAMBRIDGE'ten C. Renfrew, Stanford (California) Üniversitesi'nden Cavalli ve Sforza, Floransa Etrüskoloji Ensititüsü'nden Camporeale ve öteki üniversite profesörlerinin tekrar tekrar yaptıkları DNA testi ile Etrüsklerin %97 Türk oldukları 2007’de ortaya çıkmıştı. Etrüskler, Latin kültürünün kökeninde olduğundan, keşfedildiklerinde uçaklardan traktlar atılmış, artık kökenimizi biliyoruz diye Avrupa, Batı dünyası bayram etmişti.

Bundan sonra, Batılı araştırmacılar, "Latin alfabesinin neden (A) ile başladığı" yıllar süren tartışmalarını bırakmalıdırlar. Madem ki, Etrüskler Türktürler, Latin alfabesi de Etrüsk... Yani atalarımızın alfabesidir. Bir harf olmayıp bir damga olan ve AT diye okunan A şekli ve devamındaki Latin alfabesi denilen damga düzeni Ön-Türkçe bir cümle olup, "Tanrı adına elde edilen zaferleri halka anlatmayı olumlu kılan sesleri veren, eskiden gelen işaretler" demektir.

Kan ve ırk peşinde koşmayan bizler için önemli olan, Etrüsklerin %97 Türk oluşunu gösteren kanın terkibi değil, temsil ettiği Türk kültürüdür.

Aynı grup profesör ve ona katılan diğer araştırmacılar ile 'Centre National de la Recherche Scientifique’in Eylül 2000 tarih ve 386 sayılı bülteninin 8’inci sayfasında "...18’in sonları ve 19’ncu yüzyılların başlarında, dilbilimcilerce ortaya atılan Hint-Avrupa dilleri karşılaştırmalarını tamamıyla yalanlama zorunluluğu ortaya çıkmıştır. (Yani, Hint-Avrupa dilleri teorisi değerini yitirmiştir.) Böylece, örneğin, Hint-Avrupa grubunun kendisi Altay grubu dillerle aynı 'üst-aile'nin dalları olmaktadır ki, Fransızca/Türkçe ve Mançuca gibi birbirinden farklı diller bu 'üst-aile' içine girmektedir..." denmektedir. (Demek ki, değerli bir ord. profesörümüzün ısrarla reddettiği Ural/Altay grubu, yerine şerefle döndükten başka, bir de üst-aile grubunda yer alarak evrensel değer kazanmaktadır.)

TÜRK KÜLTÜRÜ

Evrensel kültür tarihinin kökeninde yer almış olan Türk kültürü -tercih edildiği üzere- Batılılarca ortaya konmuş olduğuna göre, bu iki inanılamayacak kadar büyük evrensel değer Türk propagandasının sürekli kaynağı olmalıdır.

Nobel, bu iki büyük gerçeği 1970'te Anadolu Proto-Türkleri kitabında ortaya koymuş olan Kazım Mirşan'a verilmeli idi. Vermeyecekleri malumdur! Biz ona 'Atatürk Ödülü' vermeliyiz ve de Batı ülkelerinde konferanslar tertip edip gerçek Türk kültürü propagandası yapmalıyız.

Bir acı gerçek... İlk dünya savaşında, imparatorluğu yıkmak isteyen Britanya Başbakanı Loyd Corc, yazdığı makalede "Uygarlığa hiçbir katkısı olmamış olan (!) bu Türkleri Anadolu'dan kovmalı" fikrini savunmuştu... Yazdığı yazının Latin, yani Etrüsk alfabesiyle yazılmış olduğunu bilmeden... Atalarımız ne demişler "büyük lokma ye, büyük söz söyleme..."

Haluk TARCAN

Kamuda boşa akan sular

BU yıl sadece yağmur duasına çıkarak, kuraklıktan kurtulmamız çok zor görünüyor. Su sarfiyatında tasarruf yapmak, Ankara'da yaşayan her birey için kaçınılmaz ama kişisel çabaların bu anlamda çok faydası olmayacağını tahmin etmek zor değil. Bence tasarrufa ilk önce kamu kuruluşlarından başlamak lazım. Devlet dairelerinin tuvaletlerindeki boşa akan sulara siz de birçok kez şahit olmuşsunuzdur. Bozuk sifonlar, kapanmayan musluklar ve günün her saatinde suyu şarıl şarıl akan pisuvarlar... Belki Büyükşehir Belediyesi'nin tuvaletlerinde bile bu tür manzaralara rastlamak mümkündür. Bu konuda kamu kuruluşlarının yöneticilerine görev düşmektedir. Kamu kuruluşlarında yapılacak kontrollerin su sıkıntımızı büyük ölçüde azaltacağına eminim. Yeni kaynakları tüketmeye yönelmek yerine, elimizdeki kaynakları daha tutumlu kullanırsak, herhalde gelecek nesillerin hakkını daha az yemiş oluruz.

Yalçın BAYGIN

10. yılında '28 Şubat'

Vicdan

10 yıl önce, 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yazgısını değiştirmişti. Sözü hiç dolandırmadan söylemeliyiz ki, laik demokratik Atatürk Cumhuriyeti, şeriatçı rejim karabasanından o sapına kadar meşru ve anayasal inisiyatifin kullanılması sayesinde kurtuldu.

Can Dündar, Milliyet'te 27 Şubat'ta çıkan yazısında, "10 yıl önce 28 Şubat'ta toplum 'Ya demokrasi, ya laiklik' diye kamplaştığında araftaydık. Din devletine de, postal tekmesine de karşıydık" diyor.

Sapla samanı karıştırıp elma ile armudu toplama becerisini sergileyen sayın yazara, siyasal jargonumuzda sıkça yinelenen bir sözü anımsatıyorum:

"Cehenneme giden yolun taşları 'iyi niyet'le döşenmiştir."

Ve bir de, yüce Atatürk'ün, 'Vatandaş İçin Medeni Bilgiler' kitabındaki çarpıcı tümcesini: "Hoşgörmekliği, elleri ayakları bağlı olduğu halde kurbanlık koyun durumuna razı olmak derecesine getirmek, aymazlıktır!"

Aziz Naci DOĞAN- İSTANBUL

Biliyor musunuz

- MEMDUH Bayraktaroğlu'nun son romanı 'Derin Kıyamet'te, 12 Eylül öncesinde yaşanan ve bugüne kadar kamuoyundan 'devlet sırrı' gibi gizlenen bazı 'rutin dışı' ekonomik önlemlere, Özal, Demirel ve Ecevit döneminde tartışma yaratacak bazı çarpıcı konulara yer verdiğini...

- ŞİŞLİ Belediyesi'nin eski basın danışmanlarından Mustafa Gültekin'in kurduğu 'habertimi.com' sitesinde "Bu timin başına kimse çuval geçiremeyecek, bu timin ağzını kimse bantlayamayacak, kalem tutan elleri kimse kelepçeleyemeyecek" dediğini...

- ERZURUM merkez Dadaşkent Belediyesi'nin AKP'li Başkanı Vahdettin Yaylalı'nın, yakınlarına daha ucuza arsa sattığı gerekçesiyle MHP'li üye Ahmet Resuloğlu ile sert biçimde tartıştığını, Resuloğlu'nun "İftira, yolsuzluk yapmak şerefsiz ve namussuzların işidir. En büyük şerefsiz sensin" demesi üzerine Başkan Yaylalı'nın buna "Bu iftiraları yapan şerefsiz ve namussuzdur" diye karşılık verdiğini...

- BÜYÜKŞEHİR Metropolitan Planlama Başkanlığı'nın, Trakya Çevre Düzeni Planı'nın (1/25 binlik) yapma görevini üstlenmesine 'resmi bir kuruluş olmadığı ve yasal dayanağı bulunmadığı' gerekçesiyle karşı çıkan Büyükşehir Şehir Planlama'da görevli müdür yardımcıları Taner Avlamaz, İhsan İlze ve Asuman Yeşilırmak'ın görevden alındıklarını, buna tepki olarak istifa eden müdür Ulvi Gürpınar'ın istifasının kabul edilmediğini...

Polise kara çarşaf

TÜRKİYE Cumhuriyeti'nin resmi polisinin kara çarşafa büründüğünü gösteren o fotoğraf şok ediciydi. Emine Hanım'ın Suudi kara çarşafını giymeye fazlasıyla gönüllü olduğu gözlerinden okunan o karede, Başbakan danışmanı Prof. Edibe Sözen ve kafileden diğer bazı Türk kadınlarının 'büyükelçilikten verildi' şeklindeki 'yersen' mazeretine rağmen giymemeyi tercih ettiği kara çarşaf, Türk polisinin üzerinde ne kadar garip duruyordu. O polisimizin dayatılan bu kıyafete bir tepki gösterip göstermediği bilinmezken, daha da üzücü olanı; devletin resmi polisine kara çarşaf giydirilmesiyle ilgili emniyetten tek bir resmi açıklama ya da tepkinin gelmemiş olması... Emine Hanım, milli giysilerimizden birini giyemez miydi?

D.A.

Beni de ısırdı

CADDEBOSTAN sahilinde yaklaşık bir ay önce ben de köpek saldırısına uğradım. Aynı köpek, o akşam yürüyüş yapan bir beyi ısırdı ve güvenlikçiler, ellerinden bir şey gelmediğini, kendilerine devamlı şikayet geldiğini ifade ettiler. Saldırı ve ısırma olayı 2-3 köpek tarafından yapılmakta ve hava karardıktan sonra meydana gelmektedir. Yürüyüş yapabilmemiz için gereken önlemlerin alınmasını ilgililerden rica ederim.

Yılmaz METE

'0359' dikkat

YAKLAŞIK bir aydır cep telefonuma çeşitli numaralardan çağrı yapılıyor. Numaraların hepsi Bulgaristan'ın kodu 0359 ile başlıyor. Numaralardan birisini aradım. Karşıma bir bayan çıktı. İş aradığını, kontörü olmadığını, yardım etmemi istediğini söyledi. Bu bir dolandırıcılık olabilir mi? Yakın zamanda da böyle bir haber okumuştum gazetelerde...

M.P-BURSA

Oğlumun çalınan telefonu 9 ayda 13 kişiye satılmış

DOKUZ ay önce oğlumun cep telefonu iki kişi tarafından evimizin önünde gasp edilmişti. Şikayetçi olduk. Bir kaç gün önce Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir yazı geldi. Yazı özetle 'ek kovuşturmaya yer olmadığı'nı bildiriyordu. Gasp edilen telefonla ilgili toplam 13 kişinin adresleri tespit edilmişti. Fakat savcılık, şüphelilerin 'iyi niyetli üçüncü kişilere mülkiyeti geçen cep telefonunu suç eşyası olduğunu bilerek satın alındığına dair GSM kayıtları dışında delil bulunamadığından' ötürü kamu davası açmayı gerek görmemiş. Gasp edilen bir telefon dokuz ayda 13 farklı kişinin elinde geziyor fakat savcılık bu 13 kişiye 'telefonu nereden buldun' diye sormuyor. Üstelik bir de 'isterseniz itiraz edebilirsiniz' diyor. İtiraz etsek ne olacak ki?

Mehmet SATILMIŞ

Deniz görmek için ağaç kesilir mi

ESKİ Bağdat Cad. Konak Apt. 24/2 Küçükyalı-Maltepe adresinde oturmaktayım. Apartmanımızın ön bahçesinde neredeyse 40-50 yıllık dut ve meyva ağaçları bulunmaktadır. Apartman yönetimi ve üst kat komşularımız 'deniz görmemizi engelliyor' diyerek bütün ağaçlarımızı kestiler. Gölgesinde oturduğumuz, 10 yıl boyunca büyümelerini seyrettiğimiz ağaçlarımız şimdi yok. Ne yapıyorsunuz dediğimiz zaman ağaçları 'budadıklarını' söylediler. Lütfen buradaki ağaç katliamını köşenizde gündeme getirin. Bu ağaç ve doğa düşmanlarına engel olun.. Onlar denizi göremiyor, ne yazık ki ben de 'insan'...

Savaş KARAKAŞ

Magandalar ve KANYON güvenliği

İZNİNİZLE, önce kendimi tanıtmak istiyorum. Ben, ülkemizde çok değerli eğitim kurumlarında eğitim almış, yaklaşık 20 senedir ilaç endüstrisinde üst düzey yöneticilik yapmış ve halen yapmakta olan, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü görev almış, Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı'nı (TEDMER) kurmuş, benimle aynı adı taşıyan büyük babamın adına ülkemize okul yaptırmış bir ailenin ferdiyim. Şu anda Avusturya'nın Viyana şehrinde çok uluslu bir ilaç firmasının Avrupa başkanlığını yürütüyorum. Kısaca söylemek gerekirse, bu vatanın topraklarında yetişmiş, bir anlamda Avrupa'da ülkemizin elçiliğini yapabilme şansına nadir sahip bulunan sade vatandaşlardan biriyim.

Sizlerle geçtiğimiz hafta sonu Kanyon alışveriş merkezinde başıma gelen talihsiz bir olayı paylaşmak, bu üzücü ve vahim olayı sizler aracılığıyla gözler önüne sermek arzusundayım:

Hafta sonu eşimi de yanıma alarak İstanbul'umuza kazandırılmış güzide bir mekan olan Kanyon'a film izlemeye gittik. Sinema çıkışında, film esnasında oğlumdan gelen bir mesaj ile sessiz konumda olan telefonumun ışığından rahatsız olan medeniyet meraklısı maganda bir baba ile oğlunun saldırısına uğradık. Bu zat-ı muhteremlerin benim ve eşimin üzerine saldırmaları ile ikimiz de tüm güvenlik elemanlarının gözü önünde ciddi şekilde darp aldık.

SERBEST BIRAKTILAR

En doğal hakkım olan, olayı yargıya intikal ettirme isteğim ise maalesef Kanyon'un güvenlik ekibi sayesinde kursağımda kaldı ve ülkemizde gene bir darp sonuçsuz bırakıldı.

Kanyon güvenliği, bana ve eşime darpta bulunan şahısları, karakola götürmek amacı ile kendilerinin de içinde bulunduğu taksiye bindirdikten sonra Metrocity önünde serbest bıraktı.

Sonrasında karakolda yürütülen soruşturmada, Kanyon güvenlik görevlileri tarafından yapılan açıklama ise daha şaşırtıcı idi. Güvenlik görevlileri aslında ellerinde hiçbir yetki olmadığını ve de böylesi bir duruma müdahale edemeyeceklerini kanuni birtakım gerekçelerle ifade ettiler.

Kendi şirketimde de güvenlik kullanan bir zat olarak, ilk ve birincil görevleri Kanyon'da vatandaşların güvenliğini sağlamak olan görevlilerin yapmış olduğu bu talihsiz açıklama karşısında gerçekten şaşkın durumdayım. Orada vatandaşın emniyetinden sorumlu güvenlik görevlilerin uygulaması gereken prosedür, tarafları olay mahallinde tutarak, durumu polise bildirmektir. Oysa, olayı polise intikal ettirmesi gereken bu görevliler maalesef son derece sorumsuz ve bilinçsiz davranarak beni ve eşimi mağdur duruma sokmuşlardır. Ben ve eşim sabaha kadar karakolda ifade vermekle uğraşırken, şehir magandaları elleri kolları serbest evlerinde oturmakta idiler.

14 yaşında bir erkek çocuk sahibi baba olarak, güvenli diye hafta sonları oğlumu Kanyon'a içim rahat bırakırken, artık bu yaptığımın ne kadar yanlış bir hareket olduğunu böylesi talihsiz bir olayla maalesef anlamış bulunmaktayım.

Kuştepe Karakolu’nda bana ve eşime gösterilen ilgi ve alakaya teşekkür ederken, tüm medeni aile bireylerini, özellikle çocuklarını güvenli diye Kanyon'a bırakan anne babaları daha dikkatli olmaları konusunda uyarmayı sade bir vatandaş olarak vazife adlediyorum.

Allah hepimizi şehir magandalarından ve de yetkisiz, bilgisiz, eğitimsiz güvenlik görevlilerinden korusun !

M.S.

X