Kazandığımız alanı yine kaybediyoruz

Hürriyet Haber
15 Eylül 2012 - 00:00Son Güncelleme : 15 Eylül 2012 - 11:56

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, tırmanışa geçen terörü işaret ederek “Gelişmeler kaşısında ister istemez kendimize ‘Bu karabasan gibi tarihin tekerrür etmesine sebep olan nedir?’ diye soruyoruz. Her seferinde sertlik, kutuplaşma, nefret, düşmanlaşma bizi toplumsal, siyasal, ekonomik kazanımlardan uzaklaştırıyor. Kazandığımız alanı kaybediyoruz” dedi.

TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, son dönemde tırmanışa geçen terörün yine gündemin birinci sırasına yükseldiğini belirterek, “Gelişmeler kaşısında ister istemez kendimize ‘Bu karabasan gibi tarihin tekerrür etmesine sebep olan nedir?’ diye soruyoruz. Buna neden izin veriyoruz? Her seferinde sertlik, kutuplaşma, nefret, düşmanlaşma bizi toplumsal, siyasal, ekonomik kazanımlarımızdan uzaklaştırıyor. Kazandığımız alanı kaybediyoruz” dedi.

Gelişmeler hayırlı değil

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in onur konuğu olarak katıldığı TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Kurulu (YİK) toplantısına son günlerde tırmanışa geçen terör olayları ve yeni anayasa çalışmaları damgasını vurdu. Terör eylemleri, bunların neden olduğu ölümler, bağrı yanan aileler ve ortak üzüntülerin uzun zamandır günlük gündemi işgal ettiğini belirten Boyner şöyle konuştu: “Böyle bir ortamda vatandaş olarak siyaset alanının bir kez daha, önceki on yıllarda tanık olduğumuz türden bir kutuplaşma içine çekilmesinden rahatsızlık duyuyoruz. Partilerin birbirleriyle konuşmak bir yana birbirlerine bile konuşmadıkları bir tavrı benimsemelerinden kaygılıyız. Kanımızca Türkiye’nin, şu sıralarda çok sık dile getirildiği gibi, 1990’ların iklimine, zihniyetine ve çözdüğünden daha fazla sorun üreten yöntemlerine dönmeye tahammülü yoktur.”

Sırat köprüsünden geçerken

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in ülkeyi kasıp kavuran bu illete karşı ortak bir tavır alınması davetini önemsediklerini belirten Boyner şöyle devam etti:
“Buyurganlığın bir kez daha ülkemizdeki idare anlayışına hakim olmasından ürküyoruz. Tüm bunlar bizi sorunlarımıza ortak çözümler bulma imkanlarından uzaklaştırıyor. Bunun da ötesinde gene geçmişte tanık olduğumuz gibi siyasetçilerimizin söyleminin aşırı sertleşmesinden geçmişin tatsız deneyimleri ışığında derin bir üzüntü duyuyoruz. İşte bu koşullarda Türkiye bir nev’i sırat köprüsünden geçerken Sayın Meclis Başkanı’nın çağrısına iktidarı ve muhalefetiyle siyaset alanından gelen tepkiler, işte bu kutuplaştırıcı atmosferin etkisini açıklıkla ortaya koyuyor. Türkiye içindeki bu çalkalanmayı etrafı bir ateş çemberiyle sarılmış ve ekonomisini küresel krizden en az etkilenecek şekilde yönetmeye çalışırken yaşıyor.”

Hukuk içinde çözüm istedi, PKK  ile kucaklaşanları kınadı

·  Devletin meşru siyaset alanlarını daraltmamasını, 1990’larda başvurulan ve toplumumuza ağır maliyet ödeten yöntemlerden kaçınılmasını, hukuk içinde kalınmasını istiyoruz.
· Bu mücadelede en ön safta görev alan güvenlik güçlerimizin de en korunaklı, güvenli, teçhizli şartlarda görevlerini yapmalarının sağlanmasını talep ediyoruz.
· Kürtler adına siyaset yapanların da sonunda temsil etme iddiasında bulundukları kitlenin hak ve hukukunu zedeleyecek bir tutumu benimsemelerini anlamıyoruz, anlamak da istemiyoruz.
· Bazı siyasetçilerin, işleri öldürmek olan PKK’lılar ile kucaklaşmalarını kınıyoruz. Kendilerinden vatandaşlarımızın oylarıyla seçilmiş milletvekilleri olarak PKK şiddetini reddetmelerini, ona karşı tavır almalarını talep ediyoruz.
· Benzer şekilde, terörizmin toplumda yarattığı öfkeyi
bir nefret dili üretmenin bahanesi olarak görenlerin ve güvenlik eksenli politikaları, sorunları çözmenin yegane yöntemi diye sunanların da topluma ve ülkeye kötülük yaptıklarına inanıyorum.

Ekonomik gücümüz dünyada kabul görüyor

DÜNYA ekonomisindeki durgunluk işaretlerinin gün geçtikçe arttığını belirten TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, “Kamu dengeleri dünya ölçeğinde güçlü, aynı ölçekte sağlam ve şoklara dirençli bir bankacılık sistemine sahip ekonomimiz geçmiş yıllara göre başarılı. Uluslararası değerlendirmelerde de kabul gören genel tespite göre, Türkiye ekonomi, sağlam temellere ve koşullara sahip” dedi.

Suriye politikasına destek

DÜNYANIN Türkiye’yi güçlü, yapıcı, çevresinde etkili bir ülke olarak algıladğını kaydeden Ümit Boyner, şöyle devam etti: “Bugün Suriye krizinin yönetiminde yapılan tercihlerle, dış politika itibarının aşınmasına müsaade etmememiz gerekiyor. Sel gider kum kalır. Suriye krizi bittikten sonra Türkiye’nin 10-15 yılına damgasını vuran bölgesel yaklaşım değerlenecek. Komşularımızın hepsiyle sorunlu olmamız, “sıfır sorun” ilkesinin ve bunun temel hedeflerinin yanlış olduğunu kanıtlamaz.”

Teşvik paketini anketle soruyor

TERÖRLE mücadele kapsamında Doğu ve Güneydoğu’nun ekonomiye eklemlenmesi için yeni teşvik paketinin önemine inandıklarını belirten Ümit Boyner, TÜSİAD üyelerine ve bölgedeki yatırımcılara bir anket yoluyla ulaştıklarını kaydetti. Anket cevapları analitik bir şekilde yorumlanacak ve sonuçlar 8 Kasım 2012 tarihinde gerçekleştirilecek olan TÜSİAD Sanayi Yuvarlak Masası’nda kamuoyu ile paylaşılacak.

Hem güvenlik hem özgürlük

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bugün küçücük bir şirketin bile inovasyona ihtiyaç duyduğuna dikkat çekerek, “1982 Anayasası’nın öncelikleri günümüz şartlarına uymuyor. 1982 şartlarında anayasayı yapanların önceliği devletin güvenliği idi. Şimdi, hem güvenlik hem özgürlük gerekiyor. ‘Özgürlük içinde bir güvenlik anlaşıyı’ benimsenmeli. Son dönemde tırmandırılan terör olayları Anayasa çalışmalarını sekteye uğratmamalı. Sorunları alt alta değil yanyana yazmalı öyle çözmeliyiz” dedidiye konuştu. TÜSİAD YİK Toplantısı’nda konuşan Cemil Çiçek, Meclis’te eşit şartlarda bir uzlaşma komisyonu kurulduğunu belirterek, “Eğer bir aksaklık, başka bir sıkıntı olmazsa bu ayın sonuna kadar da temel hak ve özgürlüklerle ilgili konuda tartışılabilecek bir metni ümit ediyorum çıkarabiliriz” dedi.

82 model araba

Türkiye’nin 1921’de bir anayasa yaptığını, o zaman nüfusun 10 milyon olduğunu hatırlatan Çiçek, şöyle devam etti: “1961 Anayasası yapıldığında Türkiye nüfusu 28 milyondu ve nüfusun üçte ikisinden fazlası köylerde yaşıyordu. 1982 Anayasası yapıldığında ise 48-50 milyon nüfusumuz vardı. Bu anayasa ile ilgili bugüne kadar söylenmedik bir söz kalmadı. Bu konuda en önce söz söyleyenlerin başında da TÜSİAD var. 17 defa değişti. 18’incisi de yolda. Bütün bunlar 82 model arabayla çağdaşlaşma yolculuğunu sürdüremeyeceğimizi gösteriyor.”

Siyasetin borcu

Yeni bir anayasa yapılmasının siyaset kurumunun topluma borcu olduğunu vurgulayan Çiçek, “Ancak Türkiye, ne zaman demokratikleşme çabaları içine girse, yeni adım atmaya başlasa terör bütün çirkinliği ve vahşeti ile ortaya çıkıyor. Birileri Türkiye’de demokratikleşme olmasını istemiyor. Bu tuzağa düşmemeliyiz” diye konuştu.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı