"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Kaza

Büyük ve çok kötü bir kaza oldu.

Bir değil, 2 kaza oldu dün.

Hatta korkarım 2’den de fazla kaza oldu aslında.

Asla bu kazalarla kıyaslanmayacak olsa da, bir kaza da benim başıma geldi.

***
Hale baksanıza,

Birinci facia kaza Afyon’da oldu.

“Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığına bağlı Mühimmat Depo Komutanlığında, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma esnasında, henüz bilinmeyen bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 askerî personel şehit olmuş, 4 askerî personel hafif şekilde yaralanmıştır..”

GÜM!

25 şehit…

***
İkinci kaza denizde oldu. İzmir’de “Umuda yolculuk” diye yola çıkan mülteci teknesi battı. 61 kişi öldü. 31’i çocuktu.

31 çocuktan 3’ü bebekti.

Bebek.

***
Afyon’da 25 şehit var.

Nedeni  kaza.

Kazaymış yani. Şimdilik söylenen bu.

25 aile evlatlarını memleketin aslında en güvenilir yerinde “kazara” kaybettiler öyle mi? Kuralların kanun olduğu, en ufak hatanın insan hayatına mal olduğunun daha ilk adımda öğretildiği yerde evlatlarını kazara kaybettiler yani.

Kabus bu değilse nedir hiç bilmiyorum.

Savaş yok, terör yok, yoksa yani, kazaya kurban gidiyorsun bu ülkede...

Hindistan filan değiliz hani...!

Uyanmak ve geleceğimize güvenebilmek, gülebilmek, huzurla mutlu olabilmek istiyorum.

Kazasız belasız savaşsız terörsüz günlere uyanmak istiyorum.

Şimdi.
Yonca
“yaralı”

Özür dilerim

Bugün aslında Kelebek yazı günüm. Ekler erken baskıya girdiği için ben bugünkü yazımı, bu felaket haberleri gelmeden çok önce baskıya yollamıştım.
Gazete basıldığında, felaket haberler gelmeye başladı; ama artık yapılacak bir şey yoktu. Kaza benim de kazam oldu.
Elimde olsa gelir bütün Kelebek’leri tek tek elime alır, köşemi parçalar, yırtar atarım. O kadar üzgünüm.
Ama işte insan zamanın önünden koşamıyor. Faciaları öngörerek yaşayamıyor ki insan, öyle de yazabilsin. Oysa ben o yazıyı yazarken hepimize gülümseyebildiğimiz bir Cuma armağan etmek istemiştim. Kaza oldu!
Haberler geldiğinden beri içimdeki derin üzüntüyle zerre alakası olmayan, erken yazılmış bugünkü neşeli Kelebek yazımdan dolayı herkesten özür dilerim. Çok özür dilerim.
İşte bu hale getirdi bu ülkedeki “kazalar” bizi.
Gülmek, neşeli olmak haram oldu.
Gülmek, neşeli yazmak da kaza olur oldu.
Her günümüz zehir zıkkım oldu.
Yonca
“kazazede”

X