Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kayzer Kohl

Hadi ULUENGİN

Önümüzdeki pazar günü Federal Almanya'da genel seçimler gerçekleşecek.

Hem tüm Avrupa'yı çok yakından ilgilendirmesi, hem de iki milyon Türkiye kökenlinin bu ülkede yaşamasından dolayı hafta boyu konu hakkında yazacağım.

***

ALMAN hükumdarlarını tanımlayan ‘Kayzer’ sözcüğü biraz Fransa'nın Versailles kentiyle özdeşleşir. Coğrafi bağlamda Paris banliyösüne uzanır.

Çünkü, muzaffer Bismarck ordusunun topları Fransız başkentini döverken modern Alman birliğini 18 Ocak 1871 günü ilk kez dünyaya duyuracak olan Töton prensler de işgal altında tuttukları Versailles Sarayının Aynalı Salon'unda toplanmışlar ve Prusya kralı 1. Wilhelm'i ‘Kayzer’ olarak alkışlamışlardı.

Hohenzollern hanedanı soylusunu Bourbon şatosunda taçlandırmışlardı.

***

NE var ki Versailles salonunda başlayan ‘Kayzer’ macerası topu topu yarım asır sürdü. Ve garip tecellidir, yine aynı Versailles'ın aynı salonunda bitti.

Müttefik ülkeler 1. Savaşı noktalayan ve Prusya militarizmini iki seksen yere uzatan antlaşmayı 28 Haziran 1919'da Berlin'e empoze ettiklerinde, zaten tası tarağı toplayarak Hollanda'ya tüymüş olan ve bizim İttihatçı Enver'in pis bıyıklarını taklit ettiği son ‘Kayzer’ 2. Wilhelm de tarihin çöplüğüne atıldı.

Almanya'da Weimar Cumhuriyeti dönemi başladı. Kayzer ise tıpkı ‘Enverland’ marka olanlar gibi, kapağında bu kelime yazılı tütün kutusu koleksiyonu oldu.

‘Kayzer’ defteri kapatıldığından bu yana tamıtamına seksen yıl geçti.

***

FAKAT şimdi bazı ağızlar mecazi bir biçimde Helmut Kohl'u de ‘Kayzer’ diye adlandırıyorlar. Federal Cumhuriyet şansölyesiyle imparatorluk dönemi hükümdarları arasında paralellik çağrıştırıyorlar.

Çünkü 1982 yılından beri başbakanlık koltuğunda oturan ve pazar günü yapılacak seçimlerde hala iddiasını koruyan Cermen lider iktidar devamlılığı bab'ında 2. Savaş ertesinin ünlü Kondrad Adenauer'ini aşmış olmakla kalmıyor.

İlk Alman birliğinin siyasi kurucusu Bismarck'ın rekoruna da oynuyor.

Üstelik Kohl'ün de başka bir birliğe imza atması, yani duvarla bölünmüş ülkeyi bütünleştirmesi O'nu ‘Kayzer’ sıfatına biraz daha yakınlaştırıyor.

Federal Şansölye'nin dış politikaya kısmen ‘emperyal’ açıdan yaklaşması ise yukarıdaki tanımlamayı pekiştiren diğer bir unsur olarak şekilleniyor.

***

MECAZİ çağrışımlar bir yana, hayır, Helmut Kohl bir ‘Kayzer’ değildir!

Ne Avrupa'nın en demokratik ülkelerinden birisi olarak gürbüzleşen bugünkü Federal Cumhuriyet totalitarist ve militarist eski İmparatorluk Almanya'sıyla kıyaslanabilir, ne de bu modern demokrasinin büyük siyaset adamı Kohl otokrat ve yayılmacı Berlin hükümdarlarıyla aynı kefeye konulabilir.

Federal Şansölye Versailles'de ‘Kayzer’ tacı giymiş 1. Wilhelm'le ve yine Versailles'da bu tacı yitirmiş 2. Wilhelm'le asla özdeşleştirilemez.

Helmut Kohl savaşlarla Avrupa'yı bölmüş ve bilhassa da Fransa'ya çullanmış uzak haleflerinin tamamen tersine, tarihe Eski Kıta'yı yeniden birleştirmiş ve bu birliği de özellikle Bonn - Paris ekseni üzerinde inşa etmiş müstesna lider olarak geçecektir. Bonn önderi hiç tereddütsüz, ‘Avrupa ütopyası’François Mitterrand'la birlikte fiiliyata en çok yaklaştıran iki mimardan biridir.

Bugün ortaya çıkan kısmi sorunlara rağmen de Kohl'ün Almanya birliğini yeniden sağlaması hem kendisi, hem de Cermen halkı için muazzam bir zaferdir.

Bu zafer sağı solu inleten Prusya toplarının gölgesinde değil uluslararası hukukun barışçıl çerçevesinde gerçekleşmiştir. Gerisi laf-ı güzaftır.

Dolayısıyla, Helmut Kohl'ün ‘Kayzer’liği ancak bir metafor olabilir. Çok eleştirilecek yönü bulunsa bile O'na bu sıfatı takmak müthiş bir haksızlıktır.

Yarın Almanya seçimlerinin başka bir boyutu üzerinde duracağım.













X