Gündem Haberleri

GÜNDEM

    KAYNAŞAN DÜNYANIN KÜRESELLEŞEN MİKROPLARI Dünya Ekonomik Forumu küreselleşmeyi tartışırken kapıda protesto eden binlerce kişilik kalabalığın aslında farkında

    Hürriyet Haber
    24.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    KAYNAŞAN DÜNYANIN KÜRESELLEŞEN MİKROPLARI Dünya Ekonomik Forumu küreselleşmeyi tartışırken kapıda protesto eden binlerce kişilik kalabalığın aslında farkında olmadan romantik bir idealden çok olası yeni sorunları öngördüğünü yetkililerin anlaması biraz geç oldu. Amerikan Sağlık Bakanlığı yayınladığı son bildiri ile besinler yoluyla bulaşan mikroplar konusunda ülkenin çaresizliğe doğru sürüklendiğini ve yakında Afrika ile Amerika arasında ishaller bakımından hiç bir fark kalmayacağını duyurdu.Biz de şüphesiz okuyucularımızın en moda konseptlerden uzak kalmasını hiç istemediğimizden, bu hafta sağlık alanında dünyanın gündemindeki en popüler sorunu işlemek istiyoruz: Küçülen dünyanın paylaşılmaya mecbur kalınan toplum sağlığı tehditleri.Besin maddelerinin güvenlirliğinin ve temizliğinin küreselleşen dünyamızın son on yıldaki en önemli sağlık sorunlarından biri olacağını çok kişi bilmiyordu. Besin yoluyla bulaşan hastalıklar ve mikropların yüzyıllardır gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerdeki en belirgin ölüm nedenlerinden olması olağan karşılanır olmuştu. Afrika gibi kıtalarda bu tür salgınlar çok hızlı ve ülkeden ülkeye bir anda yayılıveriyor ve çocuklar ile yaşlılar başta olmak üzere tüm toplumu tehdit ediyordu. Bu ülkelerde yılda yaklaşık 1.5 milyar ishal vakası ve 5 yaş altı çocuklarda 3 milyondan fazla ölüm bildiriliyordu. Dünya Sağlık Örgütü ishal vakalarının %70 den fazlasının biyolojik olarak mikrop bulaşmış besinlerden köken aldığını göstermişti. Herşey yavaş yavaş gelişiverdi. Batılılar ishal gibi çağdışı hastalıklardan ölen zavallılara acıyıp onlar için konserler düzenlerken, 1990'larda ortaya globalizasyon denen garip bir kavram çıkıverdi. Artık kolay bir e-ticaret ile Madagaskar'daki muzu Los Angeles'daki bir Çinli yiyebilir olmuştu. Dünyayı güzelliğin kurtarabileceği ve bir insanı sevmekle herşeyin başlayabilir olduğu tartışılıyordu artık. Ve ne olduysa o meş'um tıp raporunun yayınlanmasıyla oldu. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control and Prevention) 1996 yılında besin yoluyla bulaşan hastalıkların ve mikropların Amerika'da yılda yaklaşık 76 milyon kişiyi etkilediğini, 325000 kişinin bu nedenlerle hastanelere yattığını ve 5000 kişinin ise yaşamını yitirdiğini belirtiyor ve bu rakamların gerçeğin çok altında olabileceğini söylüyordu. 1997 yılı itibariyle Amerika'daki 10697 laboratuarı içeren araştırma sonucunda 4533 salmonella (tifo) vakası, 3794 campylobacter, 1031 shigella ve 530 E. Coli (kolera) vakası bildiriliyordu.Bu rakamlar neredeyse Kongo'daki verilerden daha kötüydü. İşte Konfiçyus tarih önünde bu kez haksız çıkıyor ve Amerikalı olan herkes evinin önünü temizleyince bütün ülke temiz olamıyordu. Amerikalılar yine de Amerikalılıklarını çabuk göstererek hızla sorunun üzerine gittiler. 1997 yılından sonra Amerika Besin Güvenliği Programı (FSI: Food Safety Initiative) çerçevesinde gereken önlemler acilen alınmaya başladı. FSI programı Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'nın ortak çalışması ile koordine edildi. Bu acayip hastalıkların hortlamasının nedenleri basitti aslında. Amerikalılar yılda yedikleri tüm meyvenin %38 ini , sebzenin ise %12 sini ithal ediyorlardı.Hemen ithalat kısıtlamaları getirildi. Sağlıklı besin ihracatı uluslararası ticaretin en önemli belirleyicilerinden biri haline sokuldu. Kirlenmiş besin ihracatı yapan ülkelere karşı saldırıya geçilerek kara listeye alındı. Prensip olarak bir salgına neden olan ülkenin ticari itibarı sıfırlanıp ekonomisi iflasa yönlendirildi.Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü ile baskı oluşturulmaya başlandı. Gelecek ay Dünya Sağlık Örgütü 53. Dünya Sağlığı Toplantısı'nda sadece bu konuyu görüşecek. Örgütün ana amacı besin güvenliğini uluslararası yaptırımlara taşımak ve her ülke için daha bilimsel yöntemlere oturtmak. Bu çabalar beklenileceği gibi 3 yılda hemen sonuç vermeye başladı. 1999 yılı verileri daha önceki yıllarla karşılaştırıldığında sık rastlanılan bakteriyel ve parazit etkenlerinde belirgin azalmalar gösterdi. Kolera, Camplyobacter vakaları azalırken, tifo vakaları aynı düzeylerde kalmıştı. Yapılan yeni araştırmalar normalde dışkıya bulaşmış hayvansal kökenli yiyeceklerle bulaşan tifonun artık pastörize edilmemiş meyve suları ve çiğ sebzeler gibi eskiden bilinmeyen yolları tercih ettiğini ortaya koydu bu kez.Hastalık sıklığındaki azalmanın bu konuda gösterilen gayretlere, tarım ve hayvancılık alanlarındaki kısıtlamalara, ithalat koşullarındaki titizliğe bağlı olduğu düşünülüyor. Ama varılan nokta yine de yetersiz görülüp araştırmalar sürdürülüyor. 2020'ye kadar uzanan bir sağlık programı oluşturulmuş durumda. Bu konuda hazırlanan periyodik raporlar devamlı kamuoyuna sunuluyor (http://www.cdc.gov/ncidod/dbmd/foodnet)Ülkemize gelelim..Sağlık Bakanlığı istatistikleri 1984 yılında 89192 çocuk, 1995 yılında ise 655472 çocuğun tedavi edildiğini gösteriyor. Yani ya ishal sayısı ya da tedavi edilen hasta sayısı artmış. 1995 yılı itibariyle 20960 tifo vakası, 475 paratifo, 435168 enterit (ishal), 21687 dizanteri (kanlı ishal) bildirilmiş. Bunlar sadece bildirilenler. Gerçek rakamlar muhtemelen bunun çok üzerinde olsa gerek. Tedavi sonuçlarına ait bilgi bulmak zor. Kaç kişi ölmüş bilemiyoruz. Amaaaan… Amerika bile bu işi çözememiş zaten…Yine koruyucu hekimlik sıfatımızla sizi önemli konularda bilgilendirdik. Bundan sonra öyle tanımadığınız ülkelerin ürünlerini yemek içmek yok. Yerli malı ile besleneceksiniz. Yoksa ishal olur sürünürsünüz haberiniz olsun. Sağlıklı Haftalar…Dr. Serdar GÜNAYDIN - 24 Mayıs 2000, Çarşamba
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı