Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

KAYIK

Kulağımda yankılanan kahkahalarının, dudağımda hayat bulan adının ve anılarının yaşanmışlığında, kirpiklerimde dalgalanan hüzün bayraklarının gölgesinde yazıyorum bu satırları.

Anılar, kalbimin bir odasından diğer çeperine koşturup ortada dolanırken…
Duygularım yüreğimin kapısında dönersin diye beklerken…
Aşk sürekli bizi anlatırken…

Benim ise söyleyecek çok sözüm yok.

Sadece şunu söyleyebilirim.
Biz onunla bir kayığa binmiştik zamanında.
Yalnızlığın hüzün dalgaları arasında çırpınıyorduk ikimiz de.
Hüzün dalgalarından kurtulup aşkın macera dolu, coşkulu dalgalarını içimizde yaşamak, o heyecanın hücrelerimize işleyişini hissetmek için bindik o kayığa.
El ele…

Ne med cezirler gördük
Ne dalgalar…
Anılar köpük köpük
Ne fırtınalar…

Coşkuyla, neşeyle…
Kürek çekiyorduk o yere
Biz beraberken, aşk başımızda
Parlardı hep hare hare

Bazen de çarşaf gibi durgun sularında aşkı seyre daldık.
Biz bir kayıktaydık.
Mehtap yansırken tenimize, beraber uyurken bile
Aşkı sayıkladık.

Bir yer vardı biliyorduk
Sözlerin konuşmadığı diyar
Sessiz geceye inat,
Duyguların susmadığı bir yer

Orası; sadece bizim girebildiğimiz, birbirimizi yaşadığımız yerdi.
Aşkla çarpan, sevda kokan kalbimizdi
Sevdamızın mührü ise,
Tenlerimizde bıraktığımız izimizdi.

O yer ki; bahçesinde, duyguların çiçek çiçek koktuğu, anıların sevgi, aşk şarkıları söylediği…
Tutkulu, deli dolu, şehvetli, şiddetli duyguların olduğu…

Yalanın, ikiyüzlülüğün olmadığı…
Leylakların, güllerin solmadığı bir cennetti.
Başka yüreklere ve başka adreslere hiç benzemeyen o yer…
Aşkın kutsal vatanı, tutkuların memleketi.

Duygulara kapılıp yolumuzu kaybettiğimizde içimizdeki anıların pusulasıyla ulaştığımız, yer burasıydı.

Ama derken bir gün…

Ne oldu da, güller soldu?
Nedenini bulamadık.
Su almaya başladı kayık.

O kadar da dikkat etmiştik hâlbuki.
İnanamadık, afalladık.
Kurtarabilirdik belki de,
Zamanında ayılsaydık.

Kürek arkadaşımı dalgalar aldı.
Oysa ulaştığımız ve ulaşacağımız yerler vardı.
Sevdamız anılarımız değil şimdi,
Kalbimizi ayrılık sardı.

Zamana mı yenildik
Yoksa başka aşklara mı?
Ya da karşı mı gelemedik
Yenilişimiz yasaklara mı?
Yoksa yoksa alışkanlıklara mı…

Bilmiyorum.

Tek bildiğim; o ölesiye sevdiğim
Herkesten gizlediğim
İçim titreyerek izlediğim
Sevgilim dediğim canım artık yok

Ne yapmalıyım?
Bırakmalı mıyım aşkla asıldığım kürekleri?

Her şeyimi onunla paylaştım.
Kalbimi, duygularımı, şarkılarımı, sevdamı, yazılarımı, sancılarımı, hayatımı...

Yalnız onunla nefes aldım.
O varsa varım.
Vardım!

Şimdi soruyorum:
Ne yapmalıyım?

Avuçlarım ve kalbim kanasa da, anılar ve duygularım ağlasa da, tek başıma kalsam dahi bu kez meçhule mi çekmeli miyim kürekleri?
İnadına gücünü sevdadan alarak…
Aşka tutkuyla asılarak…

Yoksa vaz mı geçsem kürek çekmekten?
O vakit ayrılık denizinde, dibe vurduğumda;
Sensizliğin dehlizinde bekleyen hüzün balıklarına yem mi olayım?

Soruyorum.

Var gücümle asılmalı mıyım küreklere?
Aşkı fısıldayarak cihandaki tüm yüreklere
Anılarının marşıyla seni yaşatmalı mıyım?
Sevdanın bayrağını çekerken direklere.

Söylesene canım, söylesene ey aşk!
Ne yapmalıyım?
Ne?

KAYIK


 

X