Gündem Haberleri

    Kaygı duygusu

    Hürriyet Haber
    10.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    'Korku herkes tarafından tehlikeli olarak kabul edilen bir duruma karşı yaşandığı halde 'kaygı' kişinin kendisinin ürettiği bir duygudur.' Diyor, 'Prof. Dr. Engin Geçtan' İnsan olmak adlı kitabında...Şimdiye kadar geliştirdiğim düşüncelerimle karşılaşmak son derece heyecan verici bir deneyim. Ve bu kitabı okumaya başladığım anda sadece düşüncelerimle karşılaşmadım aynı zamanda içimde bir şeylerin uyandığını hissettim ve bu kitapla bu kadar geç karşılaştığım için doğrusu çok hayıflanıyorum. Çünkü, kitabın adıyla bütünleşen 'İnsan olmak' için önce insanı tanımak gerekiyor ve bu kitap gerçekten iyi bir yardım sunuyor. Kitabın içindeki bölümlerden 'Kaygı'yı seçtim, çünkü şu dönem insanın en fazla kaygı içinde bulunduğu bir dönem. Hatta kaygılarımız biraz daha büyüyecek olursa, dengemizi kaybedebiliriz. Bu nedenle öncelikle kaygı duygusunu tanımamız gerekiyor. Önceki yazılarımda 'Duygu-beden-zihin' ilişkisinin öneminden söz etmiştim. Özellikle dönüp dolaşıp duygulardan ve insanın duygularını tanıması ve arabayı çeken atlar gibi kullanması gerektiğini anlatmıştım. İşte kitabın bu bölümünde işlenen kaygı duygusu, bu duygunun bizzat kendiniz tarafından tanınmasını sağlıyor. Şimdi bu bölümün içinden kısa bir tanımı aynen aktarıyorum;'Kaygıyla birlikte yaşanan bir diğer duygu da çaresizliktir. Her insan yaşamı boyunca zaman zaman başedemeyeceğini farkettiği durumlarla karşılaştığında çaresizlik duyguları yaşayabilir. Ancak kaygılı insanda bu duygu güvenliğinin sağlanmış olduğuna inandığı bazı geçici durumlar dışında sürekli olarak benliğe egemendir. Kimi insanda kaygı birden ortaya çıkan panik nöbetleri biçiminde de yaşanabilir. Çarpıntı, soluk alma güçlüğü, aşırı terleme, bayılma duygusu ve baş dönmesi, yüz ve ellerde soğukluk ve soğuma, göğüs ve mide bölgelerinde yoğun bir ağırlık duygusu ve de en önemlisi 'ölüme yaklaşıyormuşcasına' bir duygu yaşanır. Aslında tanımlanması oldukça güç olan ve birkaç saniyeden birkaç saate kadar sürebilen bu duygu öylesi ürkütücüdür ki, çevredeki insanların da paniğe kapılmasına neden olur. Kaygı, kökenini bireyin çocukluk döneminde yaşadıklarından alır. Bu yaşantılar çocuğun ana-babası ve öğretmenleri gibi yetişkinlerin yanısıra, yaşıtlarıyla olan ilişkilerini de içerir. Kaygı, çocuğun çevresinde kaygılı insanların varlığı ile gelişir. Bulaşıcı bir duygu olduğundan, kaygılı ve telaşlı bir annenin bakışları, ses tonu ve genel havası çocuğu etkisi altına alır. Anneden geçen kaygı sonucunda çocuk, zihninde yeni bağlantılar kurarak çevresindeki bazı diğer kişiler ve durumlar karşısında da kaygı duymaya başlar ve bunlardan uzak durmayı öğrenir.Reddedici ve küçük düşürücü tutumlar çocuğun kaygılı bir insan olarak gelişmesine katkıda bulunur.' Diyor ve son derece bilgilendirici bir biçimde akıp gidiyor. Doğrusu bu kadar zor bir konuyu böylesine kolay ve rahat bir anlatımla anlaşılır sunan bu kitabı kendisini tanımak isteyenlere tavsiye ediyorum, Yasemin'ce...
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı