Kaybedenler Kulübü

Ayşe AYDIN
05.01.2002 - 14:49 | Son Güncelleme: 05.01.2002 - 14:49

Bankacılık, reklamcılık, bilgi teknolojileri ve otomotiv... Onlar 2001'in 'en çok kaybedenleri'. Ortalama yüzde 60 küçüldüler, 130 bin çalışanlarını kaybettiler. Birbirlerini tetiklediler, beraber sürüklendiler, peşlerine diğer sektörleri de taktılar. 2002 hem onlar, hem de tüm ekonomi için çok önemli. Artık ne onların ne de tüm ekonominin kaybetmeye tahammülü yok. Hedefleri 2002'nin 'Kazananlar Kulübü'nde olabilmek. Peki bu hedefe ulaşabilecekler mi? Sektör temsilcileri 2002'nin nabzını tuttu.

Bankacılık, reklamcılık, bilgi teknolojileri ve otomotiv... Onlar 2001'in 'en çok kaybedenleri'. Ortalama yüzde 60 küçüldüler, 130 bin çalışanlarını kaybettiler. Birbirlerini tetiklediler, beraber sürüklendiler, peşlerine diğer sektörleri de taktılar. 2002 hem onlar, hem de tüm ekonomi için çok önemli. Artık ne onların ne de tüm ekonominin kaybetmeye tahammülü yok. Hedefleri 2002'nin 'Kazananlar Kulübü'nde olabilmek. Peki bu hedefe ulaşabilecekler mi? Sektör temsilcileri 2002'nin nabzını tuttu.


Ekonomideki yüzde dokuz küçülme, 1.5 milyon işsiz, kapanan binlerce şirket, nakit sıkıntısı, kredi umutları, şişen stoklar, yastık altı dövizler, yarıya inen maaşlar, yüzde 88 enflasyon... Hemen her kesimden çalışanın 'fakirleştiği' 2001 yılının geride bıraktıkları böyle sıralanıyor...

Geçtiğimiz yıl patlak veren ekonomik kriz genel olarak tüm sektörleri olumsuz yönde etkiledi. Önce satışlar azaldı ardından tüketimle birlikte üretim oranı da düştü. Ancak dört ana sektör varki onların canı herkesten fazla yandı: Finans, reklamcılık, bilgi teknolojileri ve otomotiv.

Finans sektörünü kriz kurbanı yapan ana neden faliyet dışı kárlar. Krize kadar paradan para kazanarak faaliyet dışı kárlarla yaşamlarını sürdüren bankalar iç borçlanma faizlerinin düşmesi nedeniyle zor duruma düştü. Plansız büyüyen ve astronomik ücretlerin söz konusu olduğu sektör çareyi küçülmekte buldu. Devlet müdahalesi 19 bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesiyle sonuçlandı. Sektörde, üç yıl önce 190 bin olan çalışan sayısı 2001 sonunda 147 bine düştü. Yaklaşık 40 bin bankacı işsiz kaldı. Bu çalışanların 23 bini 2001'de işini kaybedenlerden oluşuyor.

ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Birkaç yıl öncesine kadar çalışanlarına sunduğu astronomik ücretlerle yeni mezunların hayallerini süsleyen bankacılık sektörü için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Uzmanlara göre sektörde işten çıkarmalar 2002'de de sürecek.

Bankacılık sektörü 2002'nin ilk günlerinde yine en fazla konuşulan konular arasında yer alıyor. Kamuoyunda 'bankaları kurtarma yasası' olarak adlandırılan, bankaların mali sektöre olan borçlarının yeniden yapılandırılmasını içeren yasa tasarısı TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. 15 Ocak'da TBMM tarafından oylaması yapılacak önergeye göre 30 Eylül 2001 bilançosuna göre tüm sektördeki pazar payı yüzde birden fazla olan bankalara Hazine'den kaynak aktarılacak.

Reklamcılık sektörü 2001'de tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşadı. Reklam harcamaları düşünce sektör yüzde 50 küçüldü. Yaklaşık 500 reklamcı işsiz kaldı. Reklamcııktaki küçülme en çok medyayı vurdu. Medya sektörü, reklam gelirlerinin azalmasıyla birlikte zor günler geçirdi. Reklam gelirleri ortalama yüzde 45 düşen sektörde geçen yıldan bu yana yaklaşık üç bin kişi işsiz kaldı.

Reklamcılar Derneği Başkanı Faruk Atasoy firmaların reklam gelirlerini kısmaları nedeniyle bazı reklam şirketlerinin cirolarının sıfırlandığını belirtiyor. ‘‘Bu durum karşısında çaresiz kalan şirketler eleman çıkardılar.‘‘

Reklam Verenler Derneği Başkanı Caner Tunaman Türkiye'de yaşanan krizin gerçek bir kriz olduğuna inanmıyor: ‘‘Birçok işadamı insanların krizde de tüketmek zorunda olduğunu anlamak istemiyor. Krize kaşı ilk önlem olarak reklam harcamalarından kısılıyor. Reklamlar kısılınca tüketim azalıyor. Oysaki onlar bu durumun tersinin doğru olduğunu düşünüyorlar. İyi ki reklamları kısmışız. Kimse alışveriş yapmıyor diyorlar. Stoklar şişiyor. Üretim azalıyor ve sonuç olarak ne yazık ki insanlar işsiz kalıyor.‘‘

Atasoy ve Tunaman 2002'den umutlu olduklarını belirtiyorlar. Atasoy telekom sektöründeki gelişmeler ve bankacılıktaki düzenlemeler nedeniyle reklam pastasının yeniden büyüyebileceğini düşünüyor.

Tunaman yabancı yatırımların artacağını belirtiyor: ‘‘Birçok arkadaşım yurtdışı kaynaklı kredi bulabiliyor. Bu çok sevindirici bir gelişme. Yakında Türkiye'ye büyük para girişleri yaşanabilir. IMF'den 11 milyar dolarlık krediden söz ediyoruz. İş dünyasının sağladığı kredilerle birlikte yabancı sermaye girişi 26 milyar doları bulacak. Türkiye'den önümüzdeki yıl büyüme beklemiyorum. Ancak turizm sektöründe gelişme olursa yüzde beşlik bir büyüme olabilir.‘‘Bilişim ikinci yarıyı bekliyor


Bilgi teknolojileri (BT) krizle birlikte yüzde 60-65 küçüldü. Türkiye'de üretime değil ithalata yönelik hizmet veren sektör doların değer kazanmasıyla birlikte maliyetlerini karşılayamadı. Şirketlerin bilgi işlem departmanı çalışanları ve sektördeki şirketlerde yaklaşık 10 bin bilgi işlem elemanı işsiz kaldı. İşsizlerin büyük bir bölümü yurtdışı fırsatlarını yakalamaya çalışıyor.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Haluk Maga, krizin en fazla etkilediği sektörlerden birinin BT olmasını sektördeki şişkin yapıya bağlıyor: ‘‘Kriz öncesine kadar sekiz bin 300 şirket vardı. Bunların yüzde 60'ı krize yenildi. Katma değer yaratmayanlar gitti. Şişkin kadrolar olmasaydı sektör yüzde 30 küçülürdü.‘‘

Maga ekonominin 2002'nin ikinci çeyreğinde canlanacağını düşünüyor: ‘‘Faaliyet dışı kárların yok olmaya başlamasıyla birlikte şirketler bilinçli altyapı yatırımları yapmaya başlayacaklar. Sektör canlanacak bilgisayar satışlarında yüzde 40, genel olarak yüzde 20'lik büyüme bekliyorum.’

Bilişim sektörüne yönelik insan kaynakları danışmanlığı hizmeti veren Metis Danışmanlık Genel Müdür Yardımcısı Nadire Tuncay'a göre sektörün krizden etkilenmesinin biri de en büyük müşterilerinin bankacılık sektöründen olması: ‘‘Geçtiğimiz aylarda doların stabilize olması, borsanın yükselmesi ve göreceli olarak tüketimin artması krizin aşılmaya başladığını gösteriyor. Yılın ikinci yarısından sonra ekonomide büyüme yaşayacağımızı umut ediyoruz.‘‘

VERGİLER MUTLAKA DÜŞMELİ

Otomotiv sektörü diğer üç sektöre göre krizden nispeten daha az etkilendi. Bu durumun ana nedeni özellikle yedek parça alanındaki ihracat rakamlarının iyi olması. İhracatla beraber yüzde 71'lik daralmayı yüzde 40'lara çeken sektör 2001'de 3.5 milyar dolar ihracat yaptı. Sektörde çalışan 500 bin kişiden 100 bini işini kaybetti. Otomotiv Sanayicileri Derneği Başkanı Ali İhsan İlkbahar sektörün en önemli sorununu vergi oranları olduğu görüşünde: ‘‘Ekonomik tablonun düzelmesi bu vergi oranlarıyla mümkün değil. Devletin vergiyi yüzde 25'e çekmesi gerekiyor. Sektör geçtiğimiz yıl ithal ettiği araçları yok fiyatına satarak ayakta kaldı. Stoklar fazlasıyla şişmişti. Normalde bir ya da iki ayda eritilen ürünler 10 ayda satılmadı. Devletin vergi oranlarını yüzde 52'den yüzde 38'e indirmesi satışları iki katına çıkardı. İhracat, sektörün geleceğine damgasını vuracak. İhracat 2001'de yüzde 71'lik küçülmenin etkilerini yüzde 40 seviyelerine kadar çekebildi.‘‘

İŞSİZ VE ÜMİTSİZLER
Bankacılık ve finans yöneticilerinden oluşan Finans Külüp'ün Başkanı Turgut Telman bankacılıktaki küçülmeyi yalnızca rakamlara bağlamamak gerektiğini belirtiyor, sistemdeki aksaklıkların geleceği görmeyi engellediğini düşünüyor:"Sistemdeki 70 bankanın, 40 tanesi ulusal bankaydı. Şimdi yarısı yok. Küçülme belki öz kaynaklar veya iş hacmi olarak yüzde 30 civarında ancak sektörün dinamik kuruluşları olan küçük bankaların neredeyse tamamı yok oldu. Bu nedenle küçülme rakamı daha büyük diyebiliriz. Çalışkan, atılımcı, genç, bilgili, becerikli bankacılarımız gençlerimiz şimdi işsiz, ümitsizler. Ekonomi yönetimi kritik bir yılı dengesizlik içinde, nereye gidildiğini, nerede ne olduğunu bilmez vaziyette geçirdi. 2002'de başımıza neler geleceğini kimse bilemez. Dört bacağından ikisi kırılmış sandalye üzerinde oturuyoruz."



Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı