Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kavga Aşkın’ın rektör olmasıyla başlamış

    Hürriyet Haber
    21.10.2005 - 17:20 | Son Güncelleme:

    Van’daki olay Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın, Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne rektör olarak geldiği 1999 yılında dayanıyor. Aşkın, İslami hareketin merkezi görünen üniversitede, sırf ‘cemaatten’ oldukları için bulunduğu iddia edilen isimleri uzaklaştırmış. Üniversitenin çehresi değiştikçe mücadele yoğunlaşmış. Aşkın’ın, Van halkıyla ilişkisi de kopuk ve kentte pek sevilmiyor.

    YÜZÜNCÜ Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın tutuklanmasının ardından Van’a geldik. Gördük ki, üniversitedeki kavga yeni değil, Prof. Dr. Aşkın’ın 6 yıl önce rektörlüğe atanmasıyla birlikte başlamış.

    Aşkın’ın yandaşları ve karşıtlarının fikir birliği içinde olduğu tek konu var; o da 1982’de kurulan Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin kısa tarihinin iki dönem halinde değerlendirilmesi gerektiği.

    Gerçekten, Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın rektörlüğünden önceki üniversite ile sonraki üniversite hayli farklı. 1999 öncesinde üniversite, İslami hareketlerin cirit attığı bir merkez durumunda. 1987 Mayıs’ında oruç tutmadığı /images/100/0x0/55ea90e4f018fbb8f88857a4gerekçesiyle Şirin Tekin adlı öğrencinin bıçaklanarak öldürüldüğü, kimi öğretim üyelerinin eşlerinin kara çarşaflarla dolaştığı, kız öğrencilerin hocalarından iyi not alabilmek için türban takmak zorunda kaldığı bir üniversite.

    Prof. Dr. Aşkın’ın, misafir öğretim görevlisi olarak Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Van’a geldiği tarih 1995. Önce Ziraat Fakültesi Dekanı oluyor, 1999 yılında da rektör.

    Rektörlüğe getirilişinde dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün rolü büyük. Amaç, üniversitedeki bu yapıyı değiştirmek. Aşkın’ın, Cumhuriyetçi, laik ve Atatürkçü çizgisini bildikleri için destekliyorlar. Nitekim Aşkın’ın geçen temmuz ayında evinin aranmasından sonra Gürüz’ün gönderdiği duygusal satırlarla yüklü destek mektubu üniversitede hálá dillerde.

    ‘Radikal İslam’ın kalesi olmuş bir üniversitede görev yapıyoruz’ diyen Aşkın, rektörlüğe gelişinden itibaren Ankara, İstanbul gibi bazı kentlerden kendine yakın arkadaşlarını Van’a çağırarak, bir mücadeleye girişiyor. Yüksek Öğretim Yasası’nın ‘7 L’ maddesini işleterek, üniversite yönetiminde o güne değin etkili olan birçok ismi başka üniversitelere gönderiyor. Akademik yeterliliği olmamasına rağmen sırf cemaatten oldukları için kadro aldıkları öne sürülen bazı isimleri birer ikişer üniversiteden uzaklaştırıyor.

    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde uzun yıllar Türkan Saylan ile birlikte çalışan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, yeni öğrencileri cemaatlerden önce karşılamak için terminalde özel bürolar kurdurduğunu anlatıyor.

    Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fırat Cengiz ve Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erksin Güleç, fakültelerindeki kız, erkek mescitlerini kapatıyor. Çünkü zaten üniversitenin girişinde kocaman, iki minareli bir cami mevcut.

    Kavga Aşkın’ın rektör olmasıyla başlamış
    Resimler www.yyu.edu.tr sitesinden alınmıştır


    Artık üniversite kampusu, kız ve erkek öğrencilerin el ele dolaşabildiği, oruç tutmayanlara kimsenin saldırmadığı bir yer. Ramazanda yemekhaneler, kafeteryalar açık. Türbanla derslere giremeyen kızlar ise türbanlarıyla kampusta rahatça dolaşabiliyorlar.

    Kavga da işte tam bu noktada başlıyor. Üniversitenin çehresi değiştikçe mücadele yoğunlaşıyor. Kimi zaman yerel basın da katılıyor üniversite yönetimine yönelik saldırılara. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin düzenlediği heykel sempozyumuna katılan Ukraynalı heykeltıraş Sinkevych’in yaptığı ‘Bin Yılın Kuşları’ adlı heykel bile ‘haçlı heykel’, ‘üniversitede misyonerlik faaliyeti’ diye yerden yere vuruluyor. Oysa kanatlarını açmış bir kuş ve bir Urartu kadın figürü yer alıyor bu yontuda.

    Bu tür kampanyalar, üniversite yönetimi ile kent halkının ilişkisini neredeyse tümüyle koparıyor. Bazı üniversite yöneticileri, kentte korkusuzca dolaşamaz olduklarını söylüyor. Tabii bu noktaya gelinmesinde Aşkın’ın baştan beri kentten uzak durmayı yeğlemesinin de önemli bir payı söz konusu.

    BİZ YÜZDE 15’İZ

    Kampanyaları, ‘ihbar mekanizması’ izliyor. Üniversite camiasındaki kimi muhalifler, savcılığa imzasız mektuplar, hatta dosyalar göndermeye başlıyor. Adını vermek istemeyen bir yönetici, sohbetimizde itiraf etti:

    ‘Aslında biz azınlığız. Biz yüzde 15’iz, yüzde 85’i yönetmeye çalışıyoruz. Hocanın öbür üniversitelere gönderdiği araştırma görevlileri de henüz gelmedi. Sadece öğretim üyeleri değil, memurların bile çoğu onların kadrosu.’

    BİLİRKİŞİ OLDU

    Böyle olunca da ihbar mekanizmasını başarıya ulaştıracak verilere ulaşmaları hiç zor olmamış anlaşılan. Soruşturma açtırmayı nisan ayında başarmışlar. İlginçtir, savcılığın atadığı, toplam 17 klasörden oluşan soruşturma belgelerini düzenleyen bu 2 bilirkişiden 1’i, Yücel Aşkın’ın İdari ve Mali İşler Daire Başkanı iken görevden alarak Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na getirdiği Sedef Er. Ancak dikkati çeken, aleyhine çalışan Sedef Er’i sekreter iken daire başkanlığına getirenin de Rektör Aşkın’ın ta kendisi olması.

    Kampusta değişim

    ÜNİVERSİTENİN girişinde iki minareli büyük bir cami var. Herkes istediği gibi ibadetini yapabiliyor. Ama kampusta artık kara çarşaflılar, türbanlılar yok. Kız ve erkek öğrenciler el ele dolaşıyor. Oruç tutmayana kimse saldırmıyor.

    Eşime yapılan linç girişimi

    REKTÖRÜN eşi Yard. Doç. Dr. Oya Aşkın, günlerden beri ilk kez lojmandan çıkarak, dün Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümündeki dersine gitti. Koruma polisleri eşliğinde fakülteye gelen Oya Aşkın, neşeli görünüyordu. Rektörlerin eşini destekleyen açıklamasını hatırlatınca, ‘Çok özel bir dönemde yaşıyoruz. Hepimiz göreceğiz. Bu ülkedeki insanlar satır aralarını okuyorlar, onu görüyorum’ dedi. Dershaneye doğru ilerlerken sorularımızı sürdürdük:

    Az önce bir öğretim üyesi, ‘Havada linç kokusu her zaman vardı’ dedi. Sizce de öyle mi?

    Hocanın üniversitenin açılışıyla ilgili bir demeci vardı linçle ilgili. Onu okuyun.

    Sizce bugünkü durum bir linç girişimi mi, yoksa ihale soruşturması mı?

    Elbette birinci şık. (Gülerek) Hiç kuşkunuz var mı? Benim kuşkum yok.

    Peki ihale sürecinde bir olumsuzluk olabilir mi?

    Hayır kesinlikle. Çünkü hukuka güvenim var. Ama bunlar çok. Yüksek mahkemelere güvenim sonsuz.

    Ders sonrasında ayrıntılı konuşabilir miyiz?

    Bu kadar yetmez mi? Şimdi mahkemelere intikal etmiş bir durum var. Ölçülü olmak zorundayız. Hukuk bunları çözecektir, ona güvenimiz sonsuz. Öyle olmasa ayakta duramayız hiç. Benim büyük güvenim var. Bunları buranın özel koşulları olarak değerlendiriyorum. Ama yüksek mahkemelere güvenim sonsuz.

    Eşinizi cezaevinde ziyaret edecek misiniz?

    Hoca arzu ederse gideceğim.

    Telefonla görüşmüşsünüz.

    Ama o ziyaret değil. Telefon, görüşmenin yerini tutar mı?

    O zaman belki çıkmasını bekliyordunuz, şimdi tutukluluk süresi uzayacağa benziyor.

    Yine bekliyorum çıkmasını.

    İlk gece ödünç pijamayla yattı/images/100/0x0/55ea90e4f018fbb8f88857a8

    VAN’da yoğun bir ziyaret trafiği yaşanıyor. Ziyaretlerin odağında da iki yer var; birisi üniversitedeki rektörlük lojmanı, diğeri M tipi cezaevi. Öğretim üyeleri, çalışanlar, gruplar halinde lojmanda Oya Aşkın’a ‘Geçmiş olsun’ dileklerini iletiyorlar. Bir yandan da her gün cezaevine gidecekler listesi hazırlanıp, savcılığa iletiliyor. Ziyaret kontenjanı 10 kişiyi aşamayacağı için, ziyaretçiler sıraya konuyor. Anlatılanlara göre, Aşkın, aylar önce tutuklanan Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı ile birlikte ‘memur koğuşu’nda kalıyor. Aşkın, ilk gece küçük bir giysi problemi yaşamış, çorabı, havlusu ve pijaması kendisine verilmemiş. Meğer pijamanın cezaevi kantininden alınması zorunluymuş, o nedenle başkasından aldığı ödünç bir pijamayla yatmak zorunda kalmış. Eşini her zaman bakımlı, özenli giysiler içinde görmeye alışmış olan Oya Aşkın’ın kaldırabileceği bir durum değil bu. Cezaevi koşullarında kendisini görmeye dayanamayacağını bilen Yücel Aşkın, önceki gün eşini arayarak 10 dakikalık telefon hakkını kullandı.

    Kelepçe takmama kararı polisin

    VAN’da, rektörün tutuklanması insanları hayli şaşırtmış. ‘Gerçekten suçu var mı?’ diyorlar. Ardından gelen genel değerlendirme ise ‘Suçu varsa çeksin cezasını’ biçiminde. Olayı yakından izleyenler ise rektörün tutuklanmasından sonra iki polisin koluna girerek götürmesine üzülmüş. Aşkın’ın arkadaşlarına ‘Metin olun’ dediği ve polislerin de kendilerini ‘Koluna girmemiz normal. Sorumluluk alıp kelepçe takmadık’ diye savundukları anlatılıyor.

    YARIN: Soruşturulan ihale

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı