Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kavaklıdere: Şaraptaki rekabet kolaya benzemez

<B>KAVAKLIDERE Şarapları’nın Murahhas Azası Ali Başman, şarap sektöründeki rekabetin ‘tatlı’ olduğu sürece ‘zevk’ vereceğini belirterek, ‘Şarapta kola rekabeti olmaz’ dedi.

Başman, ‘Şarapçılıktaki rekabeti restoran gibi düşünebilirsiniz. Hepsinin sunacağı ayrı bir tad vardır. Rekabet tatlı olduğu sürece şarap sektörü için iyidir’ şeklinde konuştu.

BAĞCILIK ve şarap üretimi, son yıllarda Türkiye’de giderek ilgi gören bir sektöre dönüşmeye başladı. Özellikle şaraba meraklı bazı girişimciler küçük bağlar kurarak önce sadece kendi zevki için, sonra da yakın çevresi için ‘özel’ üretim yapar oldu. Her sektörde olduğu gibi bu sektörün de en büyük derdi haksız rekabet, yani ‘kayıt dışı’ üretim ve şaraptaki vergi yükü. 76 yıldır şarap üreten Kavaklıdere Şarapları’nın Murahhas Azası Ali Başman, şarap sektöründeki rekabetin ise ‘tatlı’ olduğu sürece ‘zevk’ vereceğini belirterek, ‘Şarapta kola rekabeti olmaz’ diyor. Başman, ‘Şarapçılıktaki rekabeti restoran gibi düşünebilirsiniz. Hepsinin sunacağı ayrı bir tad vardır. Rekabet tatlı olduğu sürece şarap sektörü için iyidir’ diye konuşuyor.

Kayıtlı rakamlara göre Türkiye’de yılda 35 milyon litre şarap üretildiğini, ancak bu rakamın aslında çok daha fazla olduğunu söyleyen Ali Başman, sektörün gelişebilmesi için şaraptaki verginin azaltılması gerektiğine dikkat çekiyor. Yaklaşık 20 yıldır şarap sektöründe olan Ali Başman ile şarap kültünü, Türk şarabının bugünü ve geleceğinin yanı sıra Kavaklıdere’nin yeni yatırım planlarını konuştuk.

Türk şaraplarının üzerindeki vergi yükünün bundan sonra dünya markası olması gerektiğini, bunun için daha kaliteli üretim yapması gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’deki ne kadar şarap üretiliyor? Sizin payınız nedir?

- Türkiye’de yaklaşık 35 milyon litre şarap üretiliyor. Tabii bunlar kayıtlı rakamlar. Burada bizim payımız yüzde 33-40 arasında. Ama bir de bildirilmeyen üretim var ve bu ciddi bir rakamı oluşturuyor. Küçük, orta boy, hatta bizim boyutlarımızda olup da bir kısmı kayıt dışı olan üreticiler var. Şarapta vergi yüksek. Litresinde minimum 3.2 YTL Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) var. KDV’yi koyarsanız vergi litrede 5-6 YTL’ye çıkıyor. Bunu kayıt dışı ödemediğinde aramızda en az 5-6 YTL, fark yaratılıyor. Bu da çok ciddi bir haksız rekabete neden oluyor ve bizi çok rahatsız ediyor.

Avrupa’da şaraptaki vergi nasıl?

- Avrupa’da üretici ülkelerde şarapta vergi yok. İngiltere ve Kuzey ülkelerinde var. İngiltere zaten üretici bir ülke değil.

Türk şarapları bugün hangi basamakta?

- Henüz birinci basamaktayız. Türkiye’de maalesef üretim konusunda belirlenmiş kurallar yok. Herkes kafasına göre bir şeyler yapıyor. Avrupa’da ise bütün bağlar kayıt altında. Fideleri dikeceğiniz yerleri, kaç tane dikeceğinizi bile onlar belirler. Avrupalı bize ‘Bu şarapları nasıl ürettiniz’ diye sorduğunda standardımız yok. Biz de kendi kurallarımızı koyuyoruz.

Kendi kurallarınızı oluşturmak için neler yapıyorsunuz?

- Ankara, Ege ve Kapadokya’daki bağlarımız tamamen kontrol altında. Üzümde verim ne kadar düşükse kalite o kadar yüksek olur. Geçtiğimiz aylarda üzümlerin üçte ikisini kesip attık. Bunu köylü anlamıyor, verimi yok ediyoruz diye düşünüyorlar. Ama aslında genç üzümleri keserek daha az salkım olmasını sağlıyoruz. Böylece salkımlar daha konsantre oluyor. Biz de bu üzümden çok daha güzel şarap yapabiliyoruz. Avrupa’nın kurallarını kopya ederek uygulamaya çalışıyoruz. Bir gün tamamen onların kurallarına göre üretim yapmak zorundayız.

Pazara yeni üreticilerin girmesi sizi nasıl etkiliyor?

- Şarap çok karlı bir sektör değil. Ama şu anda zevk için parası olan gruplar ya da kişiler zevk için küçük küçük şaraphaneler kuruyorlar. Bu çok zevkli olacak. Çok renkli olacak. Şarapçılıktaki rekabet kola rekabetine benzemez. Restoran rekabeti gibi düşünebilirsiniz. Hepsinin sunduğu tad başka. Her gün birini tadıyorsunuz. Hatta daha iyi olur. Rekabet tatlı oldu sürece, birbirine zarar vermediği sürece iyidir. Şarapta kola gibi rekabet olmaz.

Türkiye’nin şarap ihracatında şansı var mı?

- Özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa’da çok Türk yaşıyor. Bunların büyük bölümü şarap içen Türkler değil, ama aralarında kendi işini yapan, bakkallar, restoran sahipleri var. Bunlar genellikle bizim şaraplarımızı satıyor. Böylece Avrupa’ya yayılmamız daha kolay oluyor. Ancak henüz Türk şarabı Avrupa’nın büyük marketlerine tam olarak giremedi.

Doğuda yeni üzüm bağları düşünüyoruz

Toplam ne kadar bağınız var?

- Ankara’daki bağlarımız 200 dekar. Ege’deki bağlarımız 1500 dekar. Kapadokya’daki bağlarımız ise 1650 dekar. Manisa’da kurulan bağlar ise 170 dekar üzerine yayıldı. Toplam şarap üretim kapasitemiz yıllık 17.5 milyon litre.

Yeni bağ ve şaraphane kurmayı düşündüğünüz yerler var mı?

- Doğu enteresan bir bölge. Üzümün olduğu bölgelerde yeni bağ tahsis edeceğimiz yeni yerler olacak. Her bölgenin kendine has tadı var. Önemli olan bu tadları doğru bir şekilde sunmak. Türkiye’de bugün şarap yatırımı yapılabilecek çok yer var.

Bağcılara teknik yardım yapıyoruz

Üretimde kullandığınız üzümlerin ne kadarı kendi bağlarınızdan?

-
Üzümlerin yüzde 8’ini kendi bağlarımızdan. üretiyoruz. Kalan ihtiyacımızı dışarıdaki bağlardan karşılıyoruz. Müstahsillerimizle ortak çalıştığımız bağlar var. Onlara bağ bakımı gibi konularda teknik yardım yapıyoruz. Hasatta bir yıl boyunca kontrol ettiğimiz ürünü alıyoruz. Tekirdağ’dan Tokat’a kadar her yerden bize üzüm gelir.

Kav Butikleri’nde rakip markaları da satıyoruz

Şarap butiklerini neden açtınız?

- Şarap butiklerimiz perakende satış amaçlı. Ankara, İzmir ve İstanbul’da açtığımız Kav Şarap Butikleri’nde hem kendi ürünlerimizi, hem rakiplerimizin ürünlerini, hem de 10 değişik markada ithal şarabı birlikte sunuyoruz. Müşteri şarapla ilgileniyorsa her markayı bir arada görmesi ve tatması lazım. Bu yüzden rakibimizin şarabını da satıyoruz. Ama süper market fiyatlarıyla rekabet edemiyoruz. Biraz yavaş gidiyoruz bu yüzden. Bu butiklerde tüketiciyi şarap konusunda eğitiyoruz.

Kavaklıdere 76 yıl önce kuruldu

Kavaklıdere şarap üretimine nasıl başladı?

- Halamın eşi Cenap And, Avusturya’da eğitim görmüş. Ankara’ya döndüğünde 1929’da Kavaklıdere’yi kurmuş. Cenap And, bu işi tam bilmediği için Alman ve Avusturya kökenli şarap uzmanlarıyla çalışmış. Kavaklıdere’deki bağlarda üretime başlamış. 1982’ye kadar eniştem işin başındaydı. Sonra eniştemi kaybettik, bu arada halam devreye girdi. Babam da halama yardımcı olmak için bu işe başladı. 1985’de ben de şirkette çalışmaya başladım.

Kavaklıdere’deki arazinin parasını şaraba yatırdık diye deli dediler

Üretimi neden Kavaklıdere’den Akyurt’a taşıdınız?

- 1985’te üretimimiz 2 milyon litreydi. Kavaklıdere’deki tesisimiz şehrin tam ortasında ve en değerli yerinde kalmıştı. Kavaklıdere’deki arazi satıldı ve Akyurt’a gelindi. Fransız firmaların desteğiyle yeni bir bağ ve hemen yanında 4 milyon litre kapasiteli yeni bir şaraphane kuruldu. O günlerde şarap sevenlerin sayısı azdı ve Türkiye Avrupa’ya açık değildi. Ankara’nın en değerli arazisini satıp şaraba yatırım yaptığımız için o günlerde bize deli diyenler çıktı. Sonra Kapadokya ve Ege’de yeni bağ ve tesisler kurduk.

ALİ BAŞMAN

Kavaklıdere Şarapları Murahhas Azası Ali Başman, 1960 doğumlu. 1979 yılında Saint Joseph Fransız Lisesi’nin ardından 1984’de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nden mezun oldu. Hemen ardından ailesine ait Kavaklıdere Şarapları’nda iş hayatına başladı. Önce muhasebe ve stok, sonra satışta çalıştı. Bir süre sonra Genel Koordinatör oldu. Halen Kavaklıdere’de Murahhas Azası olarak görev yapıyor.
X