Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Katile müthiş takip

    Arda AKIN / aakin@hurriyet.com.tr
    13.08.2012 - 18:55 | Son Güncelleme: 13.08.2012 - 09:31

    Nesrin Korkmaz’ın inanılmaz dramı ve katilinin yakalanması için dedektiflerin yürüttüğü müthiş takibin bugüne kadar bilinmeyen ayrıntıları Olay Yeri’nde…

    Beyaz gelinlik hayalleri dahi yoktu 21 yaşındaki Nesrin Korkmaz’ın. Tek gözlü bir gecekonduda yaşam mücadelesi veren ailesine destek olmak için lokantalarda 15 TL günlükle garsonluk yapıyordu. Otobüse 1 TL bilet parası vermemek için her sabah 2 kilometre yol yürüyerek işine gidiyor, akşam da aynı yolu kullanarak evine geliyordu. Genç kız 5 Mayıs 2008 akşamı işinden çıkıp evine döndüğü sırada boğazı kesilerek hunharca öldürüldü.

    Dedektifler için çözülmesi en zor cinayetler, “nedensellik ilişkisi” yani katille kurban arasında hiçbir bağ bulunmayan ve herhangi bir görgü tanığı ile delilin olmadığı cinayetlerdir. Nesrin Korkmaz cinayeti de bunlardan biriydi. Ankara Mamak’ta bir gecekonduda üç kardeşi ve anne babasıyla yaşam savaşı veren genç kız, 2003 yılında eğitimini yarıda bırakarak lokantalarda garsonluk yapmaya başladı. Nesrin’in tek amacı üç kardeşinin eğitimine az da olsa katkıda bulunmaktı. Ostim’de bir lokantada günlük 15 TL’ye garson olarak işe başlayan Nesrin, sadece 1 TL yol parası vermemek için her gün 4 kilometre yol yürüyordu. Her sabah ve akşam trene kadar süren bu yürüyüş yıllarca devam etti. Ta ki 5 Mayıs 2008’e kadar…

    Katilinin sesiydi

    Genç kız o akşam her zamankinden geç çıkmıştı işinden. Trene binerek evine en yakın durakta inen Nesrin, babası Osman Korkmaz’ı cep telefonundan aradı ve yürüyerek eve geleceğini, isterlerse yemeğe başlayabileceklerini söyledi. Yaklaşık yarım saat yürüyen Nesrin, evine 500 metre mesafede bulunan Şükrü Karanfil Üstgeçidi’ne geldiği sırada, arkadan bir ses, “Bakar mısın?” diye seslendi. Karanlığın içinden net bir ifadeyle gelen sesin aslında ölümün sesi olduğundan habersiz olan Nesrin, arkasını döndü ve “Bana mı diyorsunuz?” cevabını verdi. O anda katiliyle yüz yüze gelen Nesrin, birkaç cümleden ibaret konuşmanın ardından, adımlarını hızlıca atmaya başlayarak kaçmaya çalıştı.

    Boğazını kesti

    Katili, Nesrin’i önce saçlarından tuttu ardından yere yatırıp tekme atmaya başladı. Çaresiz kalan genç kız, çığlık atarak yardım istedi. Ancak Nesrin’in sesi kimseye ulaşmadı. Nesrin’i öldüresiye döven katil daha sonra cebinden çıkardığı sustalıyı tek bir hareketle açarak, genç kızın boğazına sapladı. Bıçağındaki kanı pantolonuna silen katil karanlıkta kayboldu. Ölümle yaşam arasında birkaç dakika geçiren talihsiz kız, sürünerek sokak aydınlatmalarının bulunduğu caddeye geldi. Bu sırada yoldan geçen bir taksici Nesrin’i fark edip hemen aracına aldı. Hastaneye ulaştırdığında talihsiz kız hayatını çoktan kaybetmişti.

    Hiç erkek arkadaşı olmamıştı

    Vahşi cinayetin ardından olay yerine giden Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu dedektifleri, cinayetin hiçbir görgü tanığı bulunmaması üzerine, çevrede güvenlik kamerası bulunup bulunmadığını kontrol etti. Fakat üst geçidin çevresinde hiçbir işyeri bulunmadığı için güvenlik kamerası da yoktu. Genç kızın erkek arkadaşı tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimalini değerlendiren dedektifler,  Nesrin’in ailesi ve iş arkadaşlarıyla görüştü. Talihsiz kızın o yaşa kadar hiç erkek arkadaşı olmamıştı. Olay yerinde tek bir delil dahi bulamayan polisler, belki de son yılların en ilginç cinayetiyle karşı karşıya kalmışlardı. Tüm gece katili ele verecek ufacık bir delili bulabilmek için geçiren dedektiflerin, sabah olduğunda ellerinde tek bir delil yoktu.

    Kamera kayıtları incelendi

    Genç kızın vicdanları yaralayan ölümünden etkilenen dedektifler, katili yakalamadan eve gitmek istemediklerini üstlerine bildirerek, çalışmaya ara vermeden devam etti. Dedektifler, Nesrin’in trenden indikten sonra yürüdüğü 2 kilometrelik yolda kameralara yansıyan tüm görüntülerini saniye saniye incelemeye aldı. 18 ayrı kamera görüntüsünde Nesrin’in yakınlarında bulunan kişilerin kimlikleri üzerinde çalışma başlatıldı. Kamera kayıtları incelenmeye devam edilirken, ekip amiri olan dedektif, son iki güvenlik kamerasında Nesrin’den 10-15 saniye sonra arkasından yürüyen birinin olduğunu fark etti. Kameraların kayıt yaptığı bölgeye giden dedektifler, söz konusu kişinin yürüme hızıyla, Nesrin’in öldürüldüğü yere, cinayetin işlendiği anda gidilebileceğini tespit etti. Ancak bu, henüz şüpheli dahi olmayan bir kişinin takibe alınması için yeterli delil değildi. Kaldı ki güvenlik kamerası kayıtları yüksek kalitede olmadığı için, görüntüye takılan kişinin yüz hatları tespit edilemiyordu. Kayıtlar, polis kriminal laboratuarında ve TRT’de özel sistemlerle yakınlaştırılmaya çalışıldı. Gelişmiş teknolojik cihazlar dahi görüntünün kalitesini artıramadı. Bu kişiye ilişkin belirgin tek şey üzerine giydiği renkli montuydu.

    Taksicinin müthiş hafızası

    48 saat sonra cinayetle ilgili elinde sadece kalitesiz bir görüntü olan dedektifler, yine de mesailerine son vermedi. Ekip amiri dedektif, söz konusu görüntüyü farklı boyutlarda fotoğraf haline getirerek cinayetin işlendiği yere yakın bölgede bulunanlara gösterdi. Bilgisine başvurulan yüzlerce kişi, siyah beyaz fotoğraflarda yüzü görünmeyen şüpheliyi tanımadıklarını söyledi. Umutların tükendiği anda bir taksici, mahalledeki herkesi tanıyabileceğini belirterek, dedektiflere fotoğrafa bakmak istediği söyledi. Fotoğrafı iyice inceleyen taksici, “Bu bizim Hurşit. Berberin çırağı” dedi. Dedektifler bu bilgi üzerine yeniden umutlandı. Kısa süre içinde kimliği tespit edilen 23 yaşındaki Hurşit Ş.’nin 6 aylık evli olduğu ve küçük yaşta kız kaçırma suçundan 7 ay cezaevinde yattığı belirledi.

    Bıçakta kan kalıntısı

    Hurşit Ş. cinayetin bir numaralı şüphelisi olmasına rağmen yine de katil olduğunu gösteren delil yoktu. Mahkeme kararıyla telefonları dinlemeye alınan şüpheli, cinayete ilişkin en ufak bir açık vermemişti. Bunun üzerine dedektifler Hurşit Ş’nin evinde arama yapmaya karar verdi. Özel harekat ekipleriyle şüphelinin evine operasyon düzenlendi. Evde yapılan aramada bir sustalı bıçak bulundu. Yıkanarak temizlenen sustalı bıçağın tutma sapını inceleyen kriminal polisler, kan kalıntılarını fark ederek DNA incelemesi yaptı. Söz konusu kan kalıntılarına ait DNA’ların Nesrin Korkmaz ait olduğu belirlendi.
    Önce cinayeti işlediğini kabul etmeyen Hurşit Ş., DNA tespitinin ardından Nesrin Korkmaz’ı öldürdüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Katil o geceyi dedektiflere soğukkanlılıkla şöyle anlattı:

    Anlık hoşlanmaydı

    “Akşam işten çıkıp eve gittiğim sırada benden yaklaşık 20-30 metre uzakta yürüyen genç kızı fark ettim. Bir süre yürüdükten sonra üst geçide yaklaştığımızda adımlarımı hızlandırdım. Yaklaştığımda kendisine seslendim. Bana doğru döndü. ‘Senden çok hoşlandım. İstersen bir yerlere gidip çay içebiliriz’ dedim. Kabul etmedi ve yoluna devam etmek istedi. Teklifimi tekrarladım. Bu kez, ‘Defol git. Beni takip etme’ karşılığını verdi. Birden sinirlenip saçlarından tuttum, bana vurmaya çalıştı. Yere yatırdım ve tekme attım. Bağırınca çok korktum. Yakalanırsam yeniden cezaevine gireceğimi düşündüm. Nesrin bağırmaya devam ediyordu. Cebimdeki sustalı bıçağı çıkararak, boynuna dayadım. ‘Sus artık. Bağırma’ dedim. Sanıyorum korktuğu için bağırmaya devam ediyordu. Çevrede kimse olmadığını görünce bende boğazını kesip kaçtım. Sustalı bıçaktaki kanı pantolonuma sildim. Eve gidince pantolonu ve bıçağı yıkadım. Ancak bıçağın sapında kan kaldığını fark etmedim. Nesrin’e karşı anlık bir hoşlanma yaşamıştım. Karşılık bulamayınca da öfkeme yenik düştüm.”
    Hurşit Ş. yapılan yargılama sonucunda 24 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı