Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Katibem

<B>BARİ</B> çocukluk şarkısını değiştirerek <B>‘Bugün on sekiz Nisan / Sekreter oluyor insan’ </B>deyivereyim.

Öyle, çünkü galiba daha önce de yazmıştım, İbranice kökenden inen bahar ayının her on sekizinci günü artık ‘sekreterler bayramı’ (!) olarak kutlanıyor.

Tabii yine, diğer tüm bu tür ‘bayramiye’lerde olduğu gibi, aniden türeyiveren yeni ‘kutlama’nın da icat yerini tüketim toplumunun anavatanı ABD oluşturuyor.

Dolayısıyla, Batı’daki sanayi ve sanayi ötesi ülkelerinde patronların ve yöneticilerin yukarıdaki tarihte sekreterlerine ‘millesime’ bağbozumlu şampanyadan güllü ve orkideli bukete, birer hediye alması ‘adet-i veçhile’ye dönüşmeye başladı.

En azından, bir tebrik kartıyla katibenin yanağına buse kondurmak gerekiyor.

Aksi takdirde, alimallah, ‘hırt’ (!) ve ‘kadir bilmez’ kategoriye giriyorsunuz.

*

NEYSE canım, itirazım yok!

Artık yok anneler, yok babalar, yok sevgililer, yok görümceler, yok kaynanalar, yok kadınlar günlerine alıştığımıza göre, varsın bir de ‘sekreterler günü’ olsun!

Yakında taksi şoförlerini, market tezgahtarlarını, ayakkabı boyacılarını, lokanta garsonlarını, sinema kasiyerlerini falan da idrak ederiz ki, eh deliye her gün bayram, yıllık takvimin bütününü doldurmuş oluruz.

Kaldı ki, insan hizmeti gören şahıslar bab’ında, evi derleyip toplamaya gelen kızcağıza bile kazaen ‘Aman şuranın da tozunu alıversen iyi olur’ dediğim an bile alı al, moru mor kesilen utangaç ve çekingen birisi olarak, bin şükür ki hayatımda asla ve asla sekreter sahibi olmadım. Dolayısıyla, bana göre hava hoş...

Kendi kendime hem sekreterlik, hem ‘ofisboy’luk, hem hademelik, hem kapıcılık görevi ifa ettiğim için, hediyeymiş, çiçekmiş, tebrikmiş, ben on sekiz Nisanları böylesine tasalardan uzak geçiriyorum.

*

EVET evet, böyle dertsiz çalışma hayatı sürdürdüğüm için gerçekten şanlıyım.

Çünkü, eh biz erkek milletinin fantazmaları malûm ve de şahsımın arlanmaz ve uslanmaz zaaflarını iyi biliyorum, katibe sahibi olmak başıma mutlaka dert açardı.

Zira, eğer eli yüzü ve endamı yerinde bir sekreterim olsaydı, ‘günün mana ve ehemmiyetine binaen’, on sekiz Nisanda örneğin tutar, gayet cicili bicili paketlenmiş bir iç çamaşırı koleksiyonunu masanın üzerine bırakıverirdim.

Sonra da büronun kapısını kapatıp, ‘Şunu şurada bir prova ediversene... Bakalım ölçülerini iyi hesaplayabilmiş miyim’ derdim ki, ayıkla pirincin taşını...

Osmanlı tokadı derhal suratımda patlayacağından ve istifa mektubu önümde imzalanacağından, başımın belki de ‘kan ve namus davası’ güdecek familyasıyla derde girmesi bir yana, gazeteye tekrardan, ‘on parmak klavye kullanan; ‘Office 2000’ bilgisayar programında uzman; mükemmel steno bilen, tercihen iki lisan konuşan, her halükarda da yüzüne bakılamayacak derecede kaknem olması gereken tecrübeli sekreter aranıyor’ ilanı vermek zorunda kalırdım.

*

BULDUM diyelim.

Gerçekten de leb demeden leblebiyi anlayacak oranda işinin ehli olan, fakat ben sabahları büroya girdiğim an tekrardan dört nala geriye kaçmak dürtüsü yaratacak ölçüde hilkat garibesi bir hatunu yeni sekreter olarak aldığımı farz edelim.

Hadi Allah vergisi deyip meymenetsiz suratının ucubeliğini ve cüssesinin devasalığını geçeyim.

Ayrıca da, estetiğin ve zevkin uğramadığını düşünerek, altı kaval üstü şeşhane giyiminin rüküşlüğünü görmezden geleyim.

Ama yahu kadın resmen ‘ko ? ku ? yor’ ! Dayanılacak şey değil!

Aman imzalatacak bir şey getirmek için yanıma yaklaşıp burnumun deliğini kırmasın diye, o bütün dört dörtlük yeteneklerinden istifade etmeyi kenara bıraktım.

Telefona cevap versin ve gölgeden başka ihsan eylemesin, yeter!

*

İMDİİ, kalkıp on sekiz Nisan’da hem Arap sabunu, hem banyo sabunu; saç şampuanı, bilumum duş tozları; koltuk altı deodorantı ve nihayet de en álá Fransız parfümünden oluşan ekstra ekstra bir ‘tuvalet set’i hediye etsem, ne tepki gösterir?

Belli mi olur, belki ‘Ayol benim çapkın patroncuğum, vücudumu daha da cazibeli kılacak bütün bu edevatı bana ne manáda veriyorsunuz ki? Yoksa ‘sekreterler bayramı’mı kutlamak için beni akşam şampanyalı yemeğe mi davet edeceksiniz’ diyebilir ki, oracıkta şakkadak düşüp bayılmamı ancak, hatunun beni ayıltmak için o inanılmaz kokusuyla yanıma yaklaşacağı korkusu engeller.

*

NEYSE, tabii bütün bunlar işin latife yönünü oluşturuyor.

Çünkü unutmayalım ki ‘sekreter’ sözcüğü aslında Latince’de ‘gizli’ ve ‘münzevi’ anlamlarına gelen ‘secretus’tan kaynaklanır.

Başka bir deyişle sekreter ‘sırdaş’tır. Üstelik de, ta ilk Ortaçağ krallarından şimdiki BM’nin yöneticilerine, o ‘sır’lara en çok vakıf olanlar için kullanılmıştır.

İsimsiz ve ‘sırdaş’ sekreterlerin on sekiz Nisan ‘bayram’ı (!) kutlu olsun.
X